Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Ertuğrul Mahallesi, Saadet Sokak ile Meserret Sokak arasında, Tarihi Beş Evler Sosyal Tesisleri yanı başında bir konak vardı. Beyaz zarif teniyle yüzünü denize dönmüş, kurulduğu tepede, keşfedilmeyi bekliyordu!
Öyle mi olacak, böyle mi derken insan tembelliğine, cehaletine dayanamayarak kirli ellerin kurbanı olan bu konağın yerinde, konağın yasını tutan siyah odunlar, küller halen şehir sevgisi olan, şehir kültürüne, tarihine değer veren yöneticileri bekliyor.
Reşat Nuri Güntekin’in büyük eseri Çalıkuşu ve Öğretmen Feride’nin önemli öyküsü burada; Tekirdağ Çalıkuşu konağında geçmekte… Bir yerin, mekânın edebiyat içinde, edebi esere konu olması ve bu edebi eserin ülke klasikleri haline dönüşmesi, o mekânın bulunduğu şehre verilmiş en değerli hediyelerden, ödüllerden birisidir.
Çalıkuşu konağı, Tekirdağ değil de Paris, Berlin veya Londra’da olsaydı ne olurdu acaba?
Buraya, her yıl yüz binlerce insan ziyaret eder, şehrin kültürel, ekonomik, sosyal yaşamına yüz binlerce neşe taşırlar mıydı? Elbette taşırlar, gelmekten zevk alır, defalarca gelir, edebi eserin tarih eserle sarmaş dolaş olma haline, kendilerini de katarlardı…
Biz ne yaptık; şehir insanları ve şehir yöneticileri olarak? Sadece seyrettik; dostlarım; seyrettik… Geçen, akan zamanı hissetmeden, yepyeni öğretiler ve anılar oluşturmadan; yanan eserleri, değerleri, öyküleri içimiz bile sızlamadan, seyrediyor, hatta farkına bile varmadan ömürler sürüyoruz.
Hatta şehrimizin ünlü yöneticilerinden birisi de konak yanınca şöyle söylemiş, tarihi ve kültürel görgüsünü ortaya saçmıştı:
—Yanan Çalıkuşu konağını daha iyi yapacağız! Böyle haykırmıştı o günün yöneticisi. Tarihi, orijinal hali, nasıl daha iyi yaparız? Bilemedim…
Rakoczi Müzesi de sonradan yapıldı yapılmasına ama Macar kültürü, Macar yöneticileri, eksik olan geçmişin anılarını hiçbir zaman yüzüstü ve gözyaşlarıyla bırakmadılar. Eksik olan parçayı sürekli tamamlama gayreti içinde, kendi kültürlerine hizmet ettikleri gibi Tekirdağ, kültürüne inanılmaz katkılar yaptılar. Yapmaya da devam ediyorlar.
Çalıkuşu konağının yanıp kül haline gelmesinin üzerinden yıllar geçti. Unutuldu… Unutmak, bu şehrin insanı ve yöneticilerinin en çok sevdiği şey…
Masrafsız, telaşsız ve sorumluluğu yok! Nasıl olsa, Tekirdağ insanı, kendi dünyaları içinden çıkıp:
—Şehrin yanıp yıkılan, yok olan konaklarını arayıp sormuyor! Tekirdağ insanı, şehrin çok önemli geçmişine ve anılarına tanıklık eden sokak, cadde çeşmeleri için hiçbir şey hissetmiyor. Nasıl olsa Tekirdağ insanı gitmiş olduğu, turizmin, kültürel, sosyal yaşamların bol olduğu ülkelerdeki şehirleri görüp, onların fotoğraflarını çekmekle övünüyorlar.
Kısacası dostlarım, şehrimizin insanlarının ve yöneticilerin kendi kültürlerini, geçmişlerini düşünecek zamanları: – Yani vakitleri yok! Ne diyelim; hissiyatı, duyarlılığı bol olanlara minnettarım! Teşekkürlerimi sunuyorum; o kadar…