Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Mayıs 2023 seçimleri hala tartışılıyor.
ABD’de muhafazakarların nasıl seçim kazandığını araştıran George Lakoff, 2006’da “Düşünme Noktaları” başlıklı bir kitap yazmış.
Dr.Lakoff, kitabında, muhafazakarların nasıl düşündüğüne, dili nasıl kullandığına ve ilericilerin nasıl karşı koyabileceğine ilişkin cesur, özlü ve sistematik açıklamalar getiriyor.
Dr.Lakoff’a göre, ilericiler, muhafazakarlara hitap ederken etkili olmak istiyorlarsa, ilerici değerlere sadık kalmalılar.
Dikkat ederseniz, bizde de, CHP, en çok kendi değerlerine sahip çıkmadığı için eleştiriliyor.
1.Lakoff’un değindiği noktalar şaşırtıcı bir şekilde CHP’nin sorunlarını yansıtıyor.
Aşağıda, kitapta bahsedilen, ilericilerin kaçınması gereken 12 tuzağın kısmi tercümesi var.
Bu tuzaklardan CHP için çıkarılacak dersleri okuyucuya bırakıyorum.
KAÇINILMASI GEREKEN ON İKİ TUZAK
1. Sorun Tuzağı. Şunun her zaman söylendiğini duyuyoruz: İlericiler hiçbir fikrin arkasında birleşemezler. Hepsinin farklı fikirleri var ve farklı konulara önem veriyorlar. Gerçek şu ki, ilericiler, değerler düzeyinde ve ilerici birlik için gerçek bir temelin olduğu konusunda hemfikirdirler. İlerici değerler sorunları ortadan kaldırır. Tartışmanın ilkeleri ve biçimleri de öyle. Muhafazakarlar, sorun ne olursa olsun, muhafazakarlığı savunurlar.
İlericiler de ilericiliği savunmalıdır. Sorunları öne çıkarmak, tartışmaları kısırlaştıryor, bizi değer ve ilkelerimizden, ilerici vizyonumuzdan uzaklaştırıyor. Bu sorun yumaklarından kurtulmamız gerekiyor.
2. Anket Tuzağı. Birçok ilerici körü körüne anketleri takip ediyor.Liderlerin görevi takip etmek değil, liderlik etmektir. Ayrıca, yaygın inanışın aksine, anketler kendi başlarına doğru bilgiler sunmuyor.
Anketler yalnızca soruların çerçevesi kadar doğrudur ve bu da genellikle yetersizdir. Gerçek liderler sorunlar karşısında pozisyonlarını belirlemek için anketleri kullanmazlar, insanları yeni pozisyonlara yönlendirirler.
3. Projeler Listesi Tuzağı. İlericiler seçmenlerin program ve politika listelerine göre oy verdiklerine inanma eğilimindedir. Aslında,insanlar değerlere, bağlantıya, özgünlüğe, güvene ve kimliğe göre oy verir.
4. Rasyonalizasyon Tuzağı. Yaygın fakat yanlış bir teori var: “akıl yürütme” tamamen bilinçlidir, doğrudan nesnel dünya ile ilgilidir, mantıksal, evrensel ve duygusuzdur. Bilişsel bilime göre, bu varsayımlar yanlıştır
ve ilericileri istenmeyen tuzaklara düşürür. Örneğin, ilericiler, somut gerçeklerin seçmenleri ikna edeceğini düşünürler. Seçmenlerin “rasyonel” olduğunu, çıkarlarına göre oy vermelerini beklerler. Muhafazakar bir görüşü reddetmenin etkili bir tartışma yolu olduğunu düşünürler.
5. “Çerçeveleme Gereksiz” Tuzağı. İlericiler sıklıkla gerçeğin çerçevelenmesine gerek olmadığını ve gerçeklerin kendi adına konuştuklarını düşünürler. İnsanlar Gerçekleri ve dünyanın nasıl çalıştığını anlamak için çerçeveleri kullanır. Çerçeveler beynimizde, derinlere yerleşmiş zihinsel yapılardır ve sağduyumuzu tanımlar. Çerçeveleri etkinleştirmeden düşünmek veya iletişim kurmak imkansızdır ve
hangi çerçevenin etkinleştirildiği çok önemlidir. Gerçeklerin gerçek olarak görülebilmesi için uygun bir şekilde çerçevelenmesi gerekir. Gerçekler bir bağlam içinde anlatılmalıdır.
6.“Politikalar Değerlerimizdir” Tuzağı. İlericiler politikaları empati, sorumluluk, adalet, özgürlük gibi etik fikirler olan değerlerle karıştırır. Politikaların değerlere dayanması gerekir ama, kendileri değerler değildir. Örneğin,Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası politikası, insan onuru, ortak fayda, adalet ve eşitlik değerlerini yansıtmayı ve sistemleştirmeyi amaçlayan politikalardır.
7. Merkez Seçmenler Tuzağı.İdeolojik olarak merkezde geniş bir seçmen grubu olduğuna dair yaygın bir inanış var. Aslında merkez, hayatın bazı yönlerinde muhafazakar, bazı yönlerinde ilerici olan seçmenlerdir.Bu grupta kendini “muhafazakar” olarak tanımlayan seçmenler bazı alanlarda ilerici değerlere sahiptir. Birçok ilerici daha fazla oy almak için “sağa kaymaları” gerektiğini düşünüyor. Gerçek şu ki, bu ters etki yaratıyor. İlericiler sağa yönelerek aslında sağın değerlerini harekete geçirmeye yardımcı olurlar. Bu süreçte kendi tabanlarını da yabancılaştırıyorlar
8. “Yanlış Tahmin Etme” Tuzağı. İlericilerin çoğu, muhafazakarlara oy veren insanların, özellikle de kendi ekonomik çıkarlarına karşı oy verenlerin, aptal olduğunu düşünüyor. İlericiler, seçmenlerin, ekonomik gerçekleri duyunca oy verme şekillerini değiştireceklerine inanıyor. Gerçek şu ki, muhafazakarlara oy verenlerin kendi nedenleri var ve biz onları daha iyi anlamaya çalışmalıyız. Muhafazakar popülizm, doğası gereği, ekonomik değil, kültüreldir. Muhafazakar popülistler kendilerini sıradan, ahlaklı, doğru düşünen insanlar olarak görüyorlar, elitist liberallerin onlara tepeden baktığını düşünüyorlar. Liberallerin kendilerine ahlak dışı bir “siyasi doğruluk” dayatmaya çalıştıklarını düşünüyorlar ve buna kızıyorlar. İlericiler ayrıca muhafazakar gündemin yanlış anlaşılmasından dolayı, muhafazakar liderleri beceriksiz ve akılca yetersiz olarak resmediyor. Bu, muhafazakar hedefleri, ilerici bakış açısıyla yorumlamanın sonucudur. Muhafazakar hedeflere, muhafazakar değerler aracılığıyla bakmak, bir içgörü sağlar ve muhafazakarların gerçekte ne kadar etkili olduğunu gösterir
9. Reaktif Tuzak. İlericiler çoğunlukla tartışmaları muhafazakarların çerçevelemesine izin veriyor.Muhafazakarlar politika oluşturmakta ve halka duyurmakta inisiyatifi ele alıyor. İlericiler tepki verdiğinde, muhafazakarların çerçevelerini ve değerlerini yankılıyor, dolayısıyla ilerici mesajlar duyulmuyor, daha da kötüsü muhafazakar fikirler pekiştiriliyor. İlericilerin kendi değerlerini halka ulaştırmaya yönelik proaktif politikalara ve iletişim tekniklerine ihtiyacı var. İlericilerin “savaş odaları” ve “hakikat timleri”
çerçevelerini mutlaka değiştirmeli, muhafazakar çerçeveleri güçlendirecek adımlardan uzak durmalı.Hangi partiden olursa olsun ilerici liderler, sürekli, uzun vadeli, organize bir şekilde bir araya gelmeli, ulusal kampanyalarla, kamuoyuna, her gün, her hafta, her yıl, güncel konular ne olursa olsun, ilerici değerler dürüstçe aktarılmalı.
10. Slogan Tuzağı. Bazı ilericiler halkın desteğini almak ve kazanmak için akılda kalıcı sloganların gerektiğine inanıyor. Sloganlara “yüzeysel çerçeveleme” deniyor. Yüzeysel çerçeveleme, derin bir çerçeveleme yoksa ve en derin ahlaki inançlarımıza ve siyasi ilkelerimize dayanmıyorsa anlamsızdır. Gerçeğin ve değerlerin görünür kılınması için derin ve yüzeysel samimi çerçevelemelere ihtiyaç vardır.
Gerçeği gizlemek için yüzeysel çerçeveler dürüst olmayan bir şekilde kullanılmamalıdır. Sloganların hayata geçmesinden önce ilerici değerler ve ilkeler, derin çerçeveler mevcut olmalıdır. Sloganlar tek başına hiçbir şey ifade etmez. Tutucu sloganlar işe yarıyor, çünkü onlar yıllardır derin düşüncelerini iletiyorlar.
11. Politika Konuşma Tuzağı. İlericiler halka hitap ederken sürekli yasama jargonu kullanıyor ve bürokratik çözümlerden bahsediyorlar. Bunun yerine ilericiler, seçmenlerin ortak kaygıları üzerinden konuşmalıdır. Örneğin, bir politikanın, seçmenin çocuğunun üniversite eğitimini nasıl etkileyeceği veya kendi işini kurmakta nasıl yardımcı olacağı anlatılabilir.
12. Suçlama Oyunu Tuzağı.Başarısızlığın suçunu medyadaki sorunlara ve muhafazakarların yalanlarına yıkmak kolaydır. Evet, muhafazakar liderler düzenli olarak yalan söylediler. G. Orwell’in 1984 romanındaki gibi bir dil kullanarak gerçeği çarpıttılar. Evet medya gevşek davranıp muhafazakarların çerçevelerini tekrarlayıp durdu. Ancak bu sorunlar üzerinde çok az kontrolümüz var. Biz yalnızca nasıl iletişim kurduğumuzu kontrol edebiliriz. Sadece gerçeği ifade ederek bir yalanı düzeltemeyiz. Durumu kendi değerlerimize göre yeniden çerçeveleyerek doğrunun anlaşılmasını sağlayabiliriz. Bu yeniden çerçeveleme değerlerimizin toplumun ilgi alanına girmesi için gereklidir. Ülke genelinde yeterli sayıda insan, dürüst, etkili ve düzenli olarak ilerici bir vizyonu ifade ederse, medyanın değerlerimizi benimseme olasılığı çok daha yüksek olacaktır.
SONUÇ
Etkili kampanyalarda, adaylar öncelikle değerlerini iletmeli, sonra sorunlardan ve çözüm önerilerinden bahsetmeli.
Politika değerlerle, iletişimle, seçmenlerin bir adayın doğru şeyler yapacağına güvenmesiyle, onun dünya görüşüne inanmasıyla ve onunla özdeşleşmesiyle ilgili.
Kısaca, örneğin, sosyalist bir aday önce samimi bir sosyalist olduğunu göstermeli sonra sorunları ve çözümleri bu tutumuna göre ele almalı.
KAYNAK
https://georgelakoff.files.wordpress.com/2010/12/thinkingpoints_complete.pdf