Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Mütevazı mı mütevazı bir insan; Çiçekçi Kadir! Neredeyse bütün kış kendi köşesinde; bir metrekarelik olan yerinde, hiç kimsenin tevazu içinde; küçük kazanımlara adanmış bir çiçek nezaketiyle veriyor mücadelesini.

Direkleraltı’nın Peştemalcı girişinde, Kesmekaya Sokağın hemen başında; bir insanın ayakta dikilebileceği bir alanda, her daim taze çiçeklerini satmaya çalışıyor. Her geçişimde orada; karanfilleri, çiğdemleri, gülleri ve yetinen insanın tevazusu içinde…
Bu tür insanlar kendi markalarını yaratıyorlar. İstikrarın, sağlamlığın, tevazünün markasını… Bir insana maaş bağlayıp bütün kış burada duracaksın, görevin bu alanı; bir metrekarelik yeri bekle desek; zor dayanır; birkaç gün sonra, sağa sola kaçmaya başlar.
Çiçekçi Kadir öyle mi? Gözü çiçeklerinden; “bir demet çiçek sar” diyenlere el marifeti, gönül içtenliği içinde hemen çiçeği sarıp verme telaşında…
Az olan insanlar; Çiçekçi Kadir gibi olanlar. Yetinmesini bildiği gibi, miras bekleyerek bir ömür sürmeyenler… Ne çok kötülük yaptık; zengin edeceğiz diye çocukları; çocuklarımızı. Oysa en büyük zenginlik; kendi tabağını, çatalını edinmek ve onlarla birlikte, birkaç yudumun servetini hissetmekte…
LORDUM, KRALIM, BİR MERHABA DE!
——————————————————–
Entelektüel başkanımız aynı zamanda başkan adayımız Sayın Ekrem Eşkinat, halkın arasında hak arayan bir partiye sırtını vererek, oy arıyor. Aslında ona kalsa, oy aramak, istemek onun umurunda bile olmaz.
Sayın Eşkinat’ın bu soğukkanlı halini hangi sebep, olayla izah ederiz bilemeyiz! Rahatı, huzuru, özgüveni; Tekirdağ insanından çok öte… Onu, insani açıdan anlıyorum anlamasına da; bir şeyler eksik kalıyor; ilişkisi olmayan siyaset insanı çabuk yormaz mı?
Cumhuriyet Halk Partisi adına; Zaten, yeterince büyük kayıplar sırf bu yüzden; kuzey rüzgârlarını andıran insan yüzleri, karakterleri sayesinde olmadı mı?
Atölyeme uğrayan insanların ortak konusu; dededen, babadan beri oy verdikleri CHP’ne, özellikle Süleymanpaşa adayı Eşkinat’a vermemek üzerine! Çok ilginç bir durum; insanlar burunlarından soluyor. Ekonomik, sosyal, kültürel bir sürü sebep, doğal olarak en yakınında, en sessiz ve kibar olana çatarsınız…
Cumhuriyet Halk Partisinin böyle bir nazik tarafı var. Ona giydirilen o lort elbisesi, ilkelerinde ve iliklerinde “halk” olmasına rağmen, bugünün gelinen dünyasında; işçiden, emekçiden, kısacası oy aldığı kesim azalmış; belli alanlara sıkışmış durumda. Bir açılım yapma özlemi; belli şehirlerde bu özlem; uygar dünyayı zorlayacak kadar ileri seviyeye ulaştı.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi; ardında bıraktığı sosyal, kültürel, edebi, sanatsal neşenin haddi hesabı yok. Büyükçekmece Belediyesi; özellikle incelenmesi gereken Cumhuriyet Halk Partisi Belediyelerinden sadece birisi…
Eşkinat’ın yoğurt yemesi; bir başka… Bir kentli, lort, kral duruşu; onun genlerinden kaynaklanan bir şey. Alışık olduğumuz partili birisi değil; hiç değil…
Atölyeme gelen, oldukça kızmış insanların derdi şu; Sayın Eşkinat ekibiyle birlikte sahilde ki Mutlu Cafe’ye gelmiş. Oturacak yer bulamadığı için orada oturanların masalarını izin istemeden kendi tarafına çekmiş. Çekmesi bir yana; bir selamı esirgemiş…
Ne kadar küçük sebepler değil mi? Ama meşhur o deyim; “Sinek de çok küçük; çorba kazanın içine düşmeye görsün; mide bulandırıyor.”
Söylenecek tek şey var; arkadaşlarla sıklıkla tartışıp bir noktada buluştuğumuz bir konu; “okumuyor, irdelemiyor, seyahat etmiyoruz. Kalıplara dayalı bir yaşam; bu yaşama katkı vermek için; BİZ ne yapıyoruz?”