ÇOKAL BARAJI NİÇİN OLMASI GEREKEN YERDE DEĞİL?

Yayınlama: 04.11.2021 11:54
A+
A-

Bölgemizin en büyük barajı olan Çokal Barajı bir türlü kendisinden bekleneni veremiyor! Acaba hangi mazeret Çokal Barajı’nın on binlerce dönüm araziye su vermesini önlüyor?

Kendi çapında Çokal Barajı bölgemizin; Trakya’nın GAP’ı olarak anılır bilinirken bir türlü sulama alanında öne çıkıp, neredeyse 100 Bin dönümlük bakir arazilerin sulamasına, bereketin artıp, çiftçimizin yüzünün gülmesine yardımcı olamadı; NİÇİN?

Çokal Barajı bitmesine bitti. İçme suyu olarak görevini yapmaya başlayalı yıllar oldu. Bir baraj, bir sulama projesi yapıp da bunu üretime geçirememek ise nasıl bir gaflettir anlamak mümkün değil…

İlk önce baktığımız zaman Çokal Barajı’nın sulama projesinin Tekirdağ insanı-çiftçisi değil de Gelibolu insanı-çiftçisi için fayda sağlayacağını düşünebilirsiniz! Ama işin millet, ülke, bölge tarafına dokunduğunuzda milli şuurun, kalkınmanın, bilincin ve ekonominin gelişmesi söz konusu olduğunda, Çokal Barajı bizim bölge sınırlarımız içinde kalsın veya kalmasın; bir türlü sulamaya geçememiş olmasını kendimize dert edinmemiz, sorgulamamız gerekiyor…

İşin garibi, hızla tükenen çiftçi, üretim, daha da tükeneceği, böyle giderse tam mamasıyla dışarıya bağımlı bir ülke haline dönüşeceğimiz kaçınılamazdır.

Toprağımız, suyumuz, barajımız var; ama üzerinden neredeyse on yıl geçmiş, bir karış yer sulanamıyor…

On binlerce dönüm arazi ve sudan, sulamadan, sulu tarımdan çoktan umudunu kesmiş çiftçi hızla eriyor, tükeniyor… Ne oldu bize? Niçin bu kadar ilgisiziz? Gelişmiş ülkelere kaçmak için fırsat kollayan gençliğimizi böyle mi tutacağız bu ülkede? Zenginliğimizin kaynaklarını kullanmak yerine ağır, hantal bürokrasiye mi kurban gitmekteyiz?

Bürokrasinin hantallıktan, ağırlıktan kurtulması için bir sürü yol, yöntem geliştirdi bugünün hükümeti. Ama bir türlü aşılamadı; aşılacak olan insan dağları. Tıpkı, bir türlü bitmeyen, bitirilemeyen mahkemeler, davalar gibi…

Çokal Barajı, Trakya Bölgemizin GAP’ı olabilecek büyüklüğe sahiyken, Gelibolu bölgesinde neredeyse 100 bin dönüm araziye su verecekken, bizim insanımızın bu konu için gereken yerlere yeterli şikâyetlerde, isteklerde bulunamaması ise ayrı bir kayıp değil midir?

Bizim insanımıza dair anlatılan bir öykü var. Yaşandığı zaman Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu zamanlar. Süleyman Demirel’in çalışma odasına giren sekreteri Trakya’dan insanların geldiğini, sorunları olduğunu iletmişler. Demirel bölgemizi çok iyi bildiğinden gülerek;

 “ Tamam, onların ne istediğini biliyorum ben; Trakya insanı muhakkak çocuğunu, kızını bir işe sokmak için gelmiştir. Bölgelerine bir hizmet, yeni bir üretim sahası için gelmez onlar…”

 Bizi çok güzel anlatmıyor mu bu öykü? Muhteşem bir bölgede yaşarken, neredeyse Türkiye’nin bütün illerinden göç alıp bir yerde yaşam alanı sağlıyor, güven duyuluyorsak övünmemiz lazım!

Bu övüncü niçin yöremizin kalkınma bilincine dönüştürmüyoruz? Tam olarak bunu anlayamıyorum. Hızla tükenen, eriyen topraklar, çalışma alanları ve yaşadığımız şehre,kasabalara karşı da bir turist kadar ilgisi alakası olmayan güzel ve suskun insanlar diyarına dönüştük…

Çokal Barajı sadece Gelibolu’nun değil, bizim topraklarımızda ve bölgemizin en büyük barajının sulama alanında henüz bir hizmet vermemesi; hepimizin sorunu, hepimizin derdi…

Marka Flower Çiçekçi