ÇÖPLÜKLER KÖYLERİMİZE YAKIŞMIYOR

Yayınlama: 21.03.2019 10:24
A+
A-

Neredeyse hangi köye giderseniz gidin; şimdi mahalle olan bu güzel yerlerimizin girişlerinde veya çıkışlarında köye ait insanların topluca döktükleri; attıkları ÇÖP yığınlarıyla karşılaşırsınız.

 

İnsanın inanası gelmiyor. Yıllardır buna tanıklık ediyoruz… Güzel pınarları, ormanları, dereleri, dağları ve insanları olan bu köylerin; şimdi ki isimleriyle mahallelerin çöplerle anlatmak istedikleri nedir?

 

İnsanımızın daha yetişme çağlarında çevre bilincinden uzak kalması; kısacası balığın baştan kokmasıyla başlayan bir çöp; çöplük olayı…

 

İşin garibi; evlerimizin içine girerken ayakkabılarımızı çıkartıyoruz. Temizlikten temiz karakterden söz edildiği zaman; bizden olmayan milletlere;”kirli, pis” demeyi hak zanneden insanların; insancıkların köyleri, mahalleleri çöplere teslim olmuş durumda.

 

Sadece çöpler mi sorun? Değil; hayrat için yapılmış bir sürü çeşme; her türlü haykırışı yapıyor. Çoğu köy çeşmesinin etrafı, yalakları bataklık gibi… Şimdi belediyelerin bakması gereken bu yerlerin, pratik, düzenli ve inanlı bir şekilde çözüme yakın ilerlemeler sağlanması mümkünken; sadece çöp kutuları koyarak çözeceğimizi; çözdüğümüzü sanıyoruz.

 

Sıkışan şehirler, yapay hale gelen şehirlerin kurtarıcısı durumunda olan bu köy mahallelerin acilen korunmaya, kollanmaya ihtiyacı var. Muhtarların, azaların daha bilinçlenmesi; bütün kurumların el birliği sorunun, sorunların büyük çoğunluğunu çözecektir.

 

DEĞNEKÇİLER KRAL OLDU

————————————————-

 

Burada yazacağım konuyu öteden beri gündeme getirdim, getiriyorum. Layıkıyla, ona verilmiş bir görev hakkıyla para kazanan değnekçiler, kâhyalara sözüm yok; hepsini kutluyorum.

 

Sözüm; sahilde, yıllardır bu işi kendine iş edinmiş değnekçileredir. Hiçbir yasal konumları olmadan, neredeyse oraya gelip yolcu alan bütün otobüs, minibüslerden(şehirlerarası) binen yolcuya göre para isteyen ve alan, kendi krallığını kurmuş değnekçilere şapka çıkartmamak elde değil.

 

Halk arasında bu işi bilen insanlar sıklıkla; “ Buranın sahibi yok mu? Polisimiz, zabıtamız nerede?” Diye sora dursunlar; hepsi de oralarda, kendi görevlerini yapmaktalar.

 

Tabi ki kendine değnekçi; orada yasal görevliden daha yasal bir konum elde etmiş değnekçimiz de işini eksiksiz yapıyor. Bu işe başlamadan önceki halini; hallerini de hatırlıyorum. Sıska, çelimsiz bir yapısı vardı. Şimdi; oldukça bakımlı ve kendine güvenen bir durumda; çünkü iyi kazanıyor.

 

Bugünkü işsizliği düşününce, askeri ücreti de göz önünde bulunduracak olursak; sahilde değnekçilik yapan arkadaşımızın kazancı birçok insanın rüyasında göremeyeceği cinsten… Matematik yardımıyla hesap yapmak isterseniz; bir gün hiç üşenmeden gidip orada ki Mutlukent Çay Bahçesine oturun. Değnekçimizin çalımlı, alımlı para toplama zanaatını bir görün!

 

İşin ilginci bizim değnekçi bu işi için epey zahmet de buluyor. Para vermeyenlere kafa tutuyor. Dört göz, her yerden çıkacak yolcuyu, kendi yolcusuymuş gibi orada bekleyen otobüse bindiriyor. Her yolcunun payı; yani kesinti onun cebine…

 

Yaratıcı insan; değnekçi olmak ayrı bir şey! Diğer değnekçiler bütün gün karın tokluğuna bağırıp dursunlar firmaların yazıhanelerinde. Bizim değnekçi, sabahları arabasıyla gelip arabasıyla da gidiyor. Hafta sonu özel tatili var. Yerine de başkası özenmesin diye o gün için para ile birisin görevlendiriyor.

 

Tekirdağ insanı ağır başlı; Kendi kuytusunda kendi gölgesiyle meşgul Kısacası her yer boşluklar içinde; birisi gelip burası benim diyor ve başlıyor para kazanmaya. Yasal durumu, kanunlarda ki yeri; işin gerçeği; bu işten herkesin haberi var; alan razı, satan razı misali…

Marka Flower Çiçekçi