Reklam

DENİZ KONUŞURSA, BALIKÇI DİNLER…

Yayınlama: 03.08.2026
A+
A-

Kumbağ Limanı’nın akşamları başkadır.

Güneş usulca Marmara’nın üzerine çekilirken, tekneler bir gün daha denizle hesaplaşmanın yorgunluğunu taşır kıyıya.

İskelede demlenen çayın kokusu, iyotla karışır. Sohbetler ise her zamanki gibi siyasetten, ekonomiden değil; denizden açılır.

Çünkü balıkçının gündemi denizdir.

Geçtiğimiz günlerde birkaç balıkçı dostla çay içerken konu yine 1 Eylül’e geldi. Av sezonunun başlayacağı tarih…

Dikkat ettim; konuşmalarında alışıldık temkin vardı ama bu kez temkinin arasından taşan başka bir duygu daha hissediliyordu.

Heyecan…Bereket…Bolluk ve de umutlar!

Belki de uzun zamandır ilk kez bu kadar güçlü bu beklentiler…

Karadeniz’den gelen haberler, onların yüzünü güldürmüş.

“Palamut çok iyi geliyor.”

Bu cümleyi bir kez değil, birkaç kez duydum.

Ardından biri sessizliği bozdu:

“Bu sene deniz patlayacak.”

Balıkçılar, öyle kolay kolay büyük laflar etmez.

Çünkü onlar bilir…Deniz, kibri affetmez…Bugün verdiğini yarın geri alabilir…Bir sezon ağları balıkla doldurur, ertesi yıl aynı ağları bomboş kıyıya çektirebilir…Bu yüzden onların umutlarını ciddiye almak gerekir.Çünkü o umutlar masa başında kurulmaz.

Rüzgârın yönüne bakılarak, suyun renginden, akıntının sesinden, martının uçuşundan ve yılların verdiği tecrübeyle oluşur…Bugün söyledikleri yalnızca palamutla sınırlı değil.

“Asıl sevindirici olan yavrular…” diyorlar.

Denizde hemen her türün yavrusunu gördüklerini anlatıyorlar.

İstavrit…Hamsi…Sardalya…Lüfer…

Bu sözler yalnızca balığın çoğalacağını anlatmıyor.Denizin yeniden nefes aldığını anlatıyor.

Çünkü gerçek bereket, tek bir balığın bolluğu değildir.Gerçek bereket, ekosistemin yeniden ayağa kalkmasıdır.

Yıllardır Marmara için endişe yazıyoruz.

Müsilajı konuştuk…Kirliliği konuştuk…Azalan balıkları konuştuk…Bazen umudumuzu bile kaybettik.

Şimdi ise aynı deniz, sanki usulca “Henüz bitmedim…” diyor.

Elbette erken sevinmek istemem.Deniz hiçbir zaman garanti vermez.

Bir sıcaklık değişimi…Bir fırtına…Yanlış avcılık…Kirlenme…Bütün hesaplar altüst olabilir.

Doğa, insana ;”sözleşme” imzalamaz.

Fakat umudun da bir mevsimi vardır.

Galiba bu yıl ,balıkçıların umudu erken geldi.

Şimdi limanlarda,” hummalı” bir hazırlık sürüyor….Ağlar onarılıyor…Motorlar çalıştırılıyor.

Teknelerin eksikleri tamamlanıyor.Herkes aynı sabahı bekliyor.O tarih,1 Eylül…

O sabah denize atılacak ağlar, yalnızca balık aramayacak.Geçim arayacak.Rızık arayacak.Çocuklarının okul masrafını, evinin kirasını, mutfağının bereketini arayacak.

Belki de bu yüzden balıkçılar için deniz sadece su değildir.

Deniz, “alın terinin” adıdır.”Sabretmenin” adıdır.Hayata yeniden tutunmanın adıdır.

Dilerim bu yıl ,Marmara da Karadeniz de onları mahcup etmez.

Çünkü bazen bir palamut sürüsü, sadece palamut değildir.Bazen bir kasanın dolusu istavrit, yalnızca balık değildir.Bazen denizin bereketi, bir sofraya konan ekmekten çok daha fazlasıdır.

O bereket; kıyıda bekleyen bir annenin duası, sabaha karşı limana gözünü diken bir çocuğun umudu ve ömrünü denize adamış insanların yüzünde yeniden beliren tebessümdür.

İşte bu yüzden…

Ben, balıktan önce o tebessümün bol olmasını diliyorum.

Marka Flower Çiçekçi