Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Konusunda uzman insanlar, hayata bakışlarını, insanlığa uzattıkları elleri, siyasi ve ticari tercihlerin dışında yaparlar.
Herkesin çevresinde sıklıkla duyduğu-duyduğumuz hastalık haberleri vardır:
—Duydun mu, filanca kişi felç geçirmiş! Diye bir sürü haberi, konuşmayı yapar ama yaşamın aldatıcı akışları karşısında hemencecik unutur, kendi başımıza bir türlü gelmeyeceğini varsayarız…
Biliyorsunuz, bilim, sağlık, ticaret ve daha birçok varsayımlarla yürümez. İnsan sağlığı, sağlımız da, planlama, ciddiyet, istikrar ister. Onun için yapacağımız, sağlığımıza katkı vereceğimiz her doğru hareket, kat ve kat bize geri dönecektir.
Şu söz çok hoş ve güven vericidir; “ Nitelikli yaşamak…” Sanırım, insan denen canlının nitelikli yaşaması, pahalı, lüks yaşaması anlamını taşımıyor. Şımarık, vurdumduymaz yaşaması da değildir…
Can sıkmadan, takıntı bataklıklarına düşmeden, titizliğin de moral bozucu taraflarına kulak asmadan, pekâlâ sağlığımız için, daha nitelikli, huzurlu yaşam için bir şeyler yapabiliriz.
Neler derseniz; akla gelen, uzmanların sıklıkla ve bilimsel araştırmalarla kanıtladıkları hatırlatmaları, uyarıları tekrar yazmak, paylaşmak isterim.
Bir defa en ucuz, en güvenilir sağlık yardımlarından, yaşama tutunma çalışmalarından öne çıkanları sayalım; Yürüyüş/Bisiklet Sürme/Ormanları, Dağları, Tepeleri, Dereleri, Vadileri Daha Sık Ziyaret Etme/gibi çok ucuz öneriler.
İnsan sağlığının etkilendiği yüzlerce mesele var. Bilimin, uzmanların ise üçünü öne çıkardıklarını hatırlatmak isterim: Stres Yönetimi, Hareket-Spor ve Dengeli Beslenme…
Bugünlerde tekrar hatırlatılan, daha sık 55–60 yaş üzerinde görülen İNME hastalığının artık gençlerde de görülmeye başlaması, işini bilen, akıl ve adaletle kabullenen uzmanları fazlasıyla endişelendiriyor.
Nedir inme? Halk arasında sıklıkla bilinen ismiyle felç? Kısacası, beynimize giden kan akışının bir kısmının azalması, beyin dokusunun, oksijen ve besin alamaması…
Yakın zamanda konuştuğum arkadaşımın durgun, düşünceli hali ben söylemeden, kendisinin söylemesiyle hüzünlü bir sohbete dönüştü. Dışarıdan bakılınca, sıklıkla tekrarladığımız laf ola beri gele sözcükler var;
“ Kapı gibi adamdı. Sapasağlamdı, daha bir hafta önce gördüm! Vah, çok üzüldüm, daha çok gençti!” gibi bir sürü geçiş, kurtuluş, unutuş sözcüklerine sığınıp, kendi kendimizi gafil avlarız.
Kısacası, sapasağlam görünen insanların başına gelen hastalıklar, hiç olmayacakmış gibi, sanki hiç yaşanmıyor gibi bizi; güya üzer! Ya sonra? Ne gibi önlem alır, kendimiz için bir şeyler yaparız?
Tanıdığımla konuşunca, daha yeni inmeye benzer bir sorun yaşadığını öğrendim. Fakat bilimsel sonuçları, tahlilleri, ne hazindir ki sıkışan sağlık hizmetleri yüzünden haftalara, aylara sarkıyor…
Son sözü şöyle bitirmek isterim; Ankara Şehir Hastanesi Nöroloji-Ortopedi bölümünde görev yapan Dr.Berna Arlı; “ İnme hastalığı her yaşta insanda görülüyor. Erken teşhis çok önemlidir.” Özellikle gençlerin, “ Ben gencim geçer” diyerek savuşturdukları konuşma bozuklukları, baş dönmeleri, güçsüzlük, uyuşma gibi hallerde derhal hastanelere gitmeleri için hatırlatma ve uyarılar yapıyor.
İnsan yaşamı, ne kadar geçici, dünya zamanımız birkaç yudumluk olsa bile, Nazım’ın haykırışıyla ; “Yaşamak güzel şey be kardeşim” diyerek, yazımı sonlandırıyorum; kalın sağlıcakla…