Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Eleştirmeye gelince neredeyse herkesin canı sıkılıyor düğün kafilesi oluşturmuş araçların acı acı çalan kornolarına. Sadece kornoları mı rahatsız ediyor insanları; ayrıca şehir trafiğini altüst etmeleri de bu işin bir başka sıkıntılı tarafı…
İşin en ilginci ve garibi ise, düğünleri bu kadar gösterişli yapmak; bağıra, çağıra neredeyse herkesi rahtsız ede ede, insanımızın hoşgörüsüne ve üzüm üzüme baka baka kararmasına güvenerek yapmak o kadar deli bir coşku yaratıyor, egolarımızı şiştikçe şişiriyorken, çok çabuk olan ayrılıklar; mutluluk ve saadetle bitmeyen evliliklerde hiçbir kafile görünmüyor?
Niçin?
İnsanlarımız-gençlerimiz evlenirken bu kadar mutlu kafile, araç ve insan konvoyu gürültü yapar, sevinme rolleri içinde, toplum-sürü girdabına kapılmış halde ilerlerken, kötü ve ters bir durum olunca hiçbirisi ortalıkta görünmüyor?
Bu işlere şaşırmamak gerekiyor elbet! Zorla, yapmacık, içinde insan kırıntısı olmayan hiçbir uygulamanın uzun vadede başarı göstermesi, kalıcı ve görkemli bir kültüre dönüşmesi mümkün görünmüyor…
Düğün konvoyları yüzlerce, binlerce insanı rahatsız ederken, günün berbat etmişken, bu işlere niçin izin veriliyor anlamak mümkün değil? Çürümüş, işlevini kaybetmiş uygulamalar korunası, kollanası gelenekler midir? Neden tartışmıyor ve en doğrusunu, en faydalısını kollayıp yeşermiyor, yaşatmıyoruz? Bu kadar zor mudur; çürümüş olanı tedavi etmek ve yepyeni kültürel, geleneksel tohumlar ekmek?
Meşhur bir söz var ya; “ Alan razı, satan razı! “ Herkes kendi içinden “ Yar sabır!” diye diye ömürlerini çürütüyor; tıpkı çürümüş, gelenek olmuş uygulamaların yok olup gitmesi, gittiği halde yaşatılıyor görüntüleri gibi…
Düğün konvoyları inanılmaz derece can sıkıyor! Kornolarıyla, araç ve yaya trafiğini kapatmaları, engellemeleriyle… Halkımızın sessiz tarafında olanlar kendi fısıltılarıyla sorup duruyorlar ya sabırlar çekerlerken;
“ Bu şehrin bir sahibi yok mudur? Kurum ve kuruluşlar, onlara destek veren bunca kanun varken; neredeler?”
Vur deyince öldür, kültürünü sürekli yeşerten bir toplum olmayı hak etmiyoruz… Düğün konvoyları aslında bize şunu anlatıyor! Yeterli eğlence yerlerimiz, yeterli şarj ve deşarj yerlerimiz olmadığı için bulduğumuz ilk fırsatta, delice eğleniyor, eğlendiriyor zannediyoruz…
Sırf bu yüzden vardır; şarkılar, spor dalları ve insanı mutlu kılacak eğlendirecek etkinlikler; festivaller, karnavallar…
Karnavalını, festivalini, sportif yarışmalarını doya doya kutlayamayan ve her an zoraki bir disiplin içinde bir araya gelmiş, sıkışmış ve sıkıştırılmış bir toplumun eğlenmesi de böyle oluyor; yüzlerce araç ve delice çalınan kornolar;
“ Görün bakın, biz eğleniyoruz… Biz eğlendiriyoruz… Biz güçlüyüz… Biz kalabalığız… Biz şöyle, biz böyleyiz…”
Fakat en ufak bir yenilik, icat karşısında bizler; karnavalları, festivalleri, her türlü coşkulu dans salonları olan milletlere muhtacız; bu nasıl oluyor; bu kadim millet böyle bir kısır döngüye mi hapsolmalı?