Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
( Kızlarımızın Beyaz Gelinlik Hayalini Öldürdüler )
İkide birde SOSYAL BELEDİYECİLİK diye övünür idareciler, yöneticiler, siyasetçiler. Gerçek böyle midir? Tuvalet sorununu dahi yok edememiş belediyecilik anlayışı, Şehir Tiyatrosu, Operası gerçeğine el atmamış belediyecilik anlayışını sorgulamamız gerekmiyor mu?
Bugün, el yakan düğün salonlarına yer vereceğim. Hani sosyal belediyecilik diye övünenlerin gençlere, aile hayatına girenlere el uzatması gereken, birçok gencin el yakan düğün salonları, ev-bark masrafları yüzünden evlenememe trajedisine dokunacağım…
Sedat Bey atölyeme her uğradığında ayaküstü sohbetlerden her daim beslendiğim gibi bu konuda da onun fikrini alınca acı gerçeği, toplumun, özellikle ev kuranların, evlenenlerin yüzleştiği trajedi bilgilerini benle paylaştı.
Dinlemiş olduğu haberlerde ülke genelinde boşanma oranlarının %58 arttığını söyleyince şaşırdım. Çevremdeki gençlerin evlenmekten kaçtığını biliyor, birçok tanıdığın boşandığını duyuyorken, ev-evlilik hayallerinin büyük hüsrana uğramasının ÜLKE sorunu, TOPLUM sorunu olarak titizlikle yaklaşmamız gerektiğine inanıyorum.
Güya adı SOSYAL BELEDİYECİLİK! Bunca yol, bunca bina ama bir türlü yeni evlenecek olanların şanına, kuracak oldukları yuvanın hatırına düğün salonlarını ücretsiz, aile olma inancı içinde yola çıkmış olan insanlarımıza HEDİYE olarak sunmayı başaramadık…
Düşünsenize, kıt kanaat yaşayıp da birbirini seven iki genç insanımız; kadın ve erkek; “Biz evlenmek, yuva kurmak istiyoruz” dediklerinde karşılarına çıkacak kâbus gibi düğün salonu, eşya fiyatları…
Nasıl olacak bu iş? Gitgide aile yaşamları son mu bulacak? Seyirci mi kalacak bunca ağır ağabey, ağır abla. Üstelik ne sözler vererek geliyorlar şehirleri yönetmeye.
Yuva kurana destek olmanın yüce duygularını tatmadan, hissetmeden yaşayan yöneticilerin vicdanlarından her daim şüphelenmişimdir. Sadece bencil çıkarlarına hizmet ekmek için slogan haline gelmiş konuşmaları artık gençlerin midelerini bulandırıyor…
Sedat Bey’e bu gençler böyle giderse yuva kuramayacaklar, bu işin sonu ne olacak, dediğimde her zamanki gibi piyasa, yaşam deneyimini de ortaya koyarak konuşmaya başladı;
Bir kadının iki kutsalı vardır; aşkı, yani evleneceği erkek ile yuva kurduktan sonra dünyaya getireceği yavrusu…
Bu sözleri duyunca içimin içinden parçaların koptuğunu, eski insanların dediği gibi içimin yağlarının eriyerek vicdanıma doğru aktığını hissettim.
Şimdi sormak lazım anlı-şanlı YÖNETİCİLERE; evlilik çağına gelmiş, BEYAZ GELİNLİK hayal eden ve bu evliliği aile-yuva kavramlarıyla yüceltip, milletlerin devamı için yavru-evlat dünyaya getirecek kadınlarımız, ereklerimiz evlenmesin mi? Yuva kurmasınlar mı?
Sayın yöneticilerim, ağır ağabeylerim, ablalarım; ne zaman güncelleyeceksiniz kendinizi?
Karadenizliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği kadar olamayacak mısınız? Yepyeni yaşama merhaba diyecek gençlerimize; buyurun DÜĞÜN SALONLARIMIZ emrinizdedir; bizlerin hediyesidir, diyemeyecekseniz hiçbir şey demeyin kâfidir…