EKMEĞİ PEŞİNDE ÇALIŞIRKEN ÖLDÜ

Yayınlama: 15.01.2020 11:27
A+
A-

[responsivevoice_button voice=”Turkish Female” buttontext=”Oku”]

 

Pazar günü uğramış olduğum Orhan Baba’nın kahvehanesinden çıkarken biraz ötedeki apartmanın adlındaki kadının feryadıyla “Ne olur bir daha bakın; belki ölmemiştir!” Ölmemiş olan kimdi? Kadın niçin feryat ediyordu? Onu sakinleştirmeye çalışan bir erkek, belki de elinde olan bütün şefkati kadını sakinleştirmeye ayırmıştı…

 

Beş on adım yürüyüp olay yerine geldim. Bir ambülâns, bir polis aracı anında gelmişler üzerlerine düşeni yapmaktaydılar. Bir süre sonra Büyükşehir Belediyesine ait itfaiye aracı da geldi.

 

Birkaç kişiyle konuşunca ölümün yüzü bütün çıplaklığı ve acımasızlığıyla gün yüzüne çıktı. Bir gün önce Eski Balık Pazarı Sokakta bulunan apartmanın çatısını tamir etmek amacıyla gelmişti çatı ustası; Mecit Alaybaşı. Arkadaşlarıyla cumartesi günü son çayını yudumlamıştı. O’na simit ikram etmek isteyenlere; “ Ağzımın tadı hiç yok dostlar !”diyerek ikramı geri çevirip, cumartesi saat 10.00 da çatıyı tamir etmek amacıyla öleceği yere gitmişti…

 

Erzurum İSPİR doğumlu Mecit Alaybaşı; iki evladın babası, Pamuk Hanım’ın değerli eşi; İspir’in tokgözlü evladı; ekmeğinin peşinde koşarken cigarası elinde, kimselere haber vermeden soluklanacağı bir vakit teslim oldu ölümün soğuk döşeğine…

 

Doğduğu yerin zenginlikleri; yaşadığımız ülkemizin sıra dışı güzelliklerine anlatmaya yetmeyecek derece değerli ve güzel… Âşıkları, dereleri, ırmakları, dağları, vadileri, ormanları, yabanıl hayatıyla Erzurum İspir göç veren yerlerimizden sadece birisi… Göçlerle, ekmeklerinin peşinden ülkenin bir ucuna; Tekirdağ’ımıza gelmiş vatan evladımız Mecit Usta, daha yaşamın yarısında duruveren, kasılan vücuduyla terk eyledi bu yalan dünyayı…

 

Bir sürü insan toplanmıştı Mecit Ustanın kalbinin durduğu apartmanın kapısı önünde. Güvenlik, sağlık ve belediye birimlerimiz ne yaptığını bilmenin duyarlılığı içinde görevini yaparken bekleniyordu Savcının gelmesi…

 

O’nu tanıyanlar tanımayanlara anlatıyordu. Daha dün gördüklerini, dün konuştuklarını, sağlam olduğu üzerine bir sürü anı hatıra; her şey geçmişe dair…

 

Soruyorlar; nasıl ölmüş? Yalnızmış? Neden yalnızmış? Yaşı kaçmış? Kaç çocuğu varmış? Oysa İspirli Macit Usta, bu dünyaya ait görevini bir gün önce tamamlamış, elinde cigarasıyla bir Hoşseda, bir insanlık bilmecesini, ölüm ile yaşam arasındaki görevini yapıp göç etmişti Allahın ilahi sonsuzluğuna doğru…

 

Ne güzel türküleri vardır İspir’in! Tokgözlü insanları, sazı ve sözüyle söylenen aşkıları, ülkeye nam salmış fasulyesi, kapısı insana açık insanlarıyla İspir’in ve ülkemizin bir evladı daha erken yaşta dünyaya veda etti…

 

Göç eden insanlarımızın ortak kaderidir çalışmak, çalışmak, çalışmak… Bir an önce kök salmak, evlatları adına birkaç adım yol alma telaşı derken sağlıklarının geriye atarlar… Orada toplanan İspirli Mecit Ustayı tanıyan tanımayan insanların hüzünlü bedenlerine baktım tek tek… Herkesin burukluğu aynıydı; genç ölümün çatıdaki yalnız ölümü… Oysa Mecit Usta, ekmeğinin başında veda etti Tekirdağ’ın, İspir’in şafağına…

 

Mecit Usta ile hiçbir zaman tanışmadık, konuşmadık. Kimbilir kaç kez karşılaştık şehrimizin caddelerinde. Her ikimizde göçmen ruhuyla kök salarken bu şehre, beraberimizde getirdiğimiz şehirlerimizin, ilçe ve köylerimizin yanık sesli anılarını, hatıralarını da getirip, gönlümüzün içinde doğurgan bir tokluk ve utangaç bir ruh âlemiyle sakladık bize-ülkemize ait zenginliklerimizi…

 

Mecit Usta’nın eşi Pamuk Hanıma, değerli evlatları Yusuf Alaybaşı ve Banu Gelmez’e üzüntümü bildirir; BAŞ SAĞLIĞI diliyorum…

 

Mecit Usta; huzur içinde; Allahın rahmetiyle…

Marka Flower Çiçekçi