Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Doğru, sağlam ve topyekûn mücadeleler için “ Kurtuluş Savaşı” benzetmesi yapılır. Herkesin canı yanınca mücadelenin sağlamlığı, anlamı, çaresizliğin ise çare üretme gayreti ve hünerleri çıkıyor ortaya.
İlk önce beş on kişiden duyduğum “ Elektrik faturam şu kadar geldi” şaşkınlığı neredeyse herkese yansımış durumda. Kimsenin inanmak istemediği bir şaka zannettiği % 125 zam artışı, insanların kaldıracağı, karşılayacağı sınırları yıkıp geçti…
Sadece halkı mı? Hayır… Kurumlara gelen elektrik faturalarını duyurmaya, camlarına asmaya başladılar. İnanılmaz derece yüksek miktarlara ulaşmış faturalar, o kurumların yatırım yapmasını, hizmet sunmasını zorlayacağı gün ışığı gibi ortadadır.
Ya covid–19 gazisi kabul ettiğimiz KÜÇÜK ESNAF? Onların durumu ise tam manasıyla trajedi… Zaten zor duruyorlardı. Kredilerle, borçlanmayla, hazırı, yedekleri kullanmaya buraya kadar gelmişlerdi; şimdi, çaresizliğin en çaresizliğini seçmek üzereler; İŞYERLERİNİ KAPATMAK üzereler…
Sadece küçük esnaf mı? Hayır! Üretici, tarımla, hayvancılıkla uğraşanların tamamı; gübre felaketi gibi fiyat artışlarıyla, motorinle boğuşurken, elektrik onları da çarptı, yıktı geçti… Marketlere, pazarlara gidince herkes yüzleşiyor artan fiyatların insana korku salan asık ve kara yüzleriyle…
Bu zamlara, insanımızı insanlık dramı olacak bir şekilde kuyruklara hapseden, yönlendiren siyasi anlayışın karşılığında SİYASET YAPMAK, eylemi tam olarak kabul edilebilinir mi? Nerede bunca il, ilçe başkanı? Nerede bunca kadın, erkek, gençlik kolları başkanları, yardımcıları?
Evlere, esnafa, fabrikalara, belediyelere zam felaketi düşmüşken, iniltiler büyük ağlamalara, küçük kıvılcım yangına dönüşmüşken, bunları duymayıp, en yukarı iletmeyen insanların yaşadıkları sürece alacakları veballerin onların ruhları üzerinde yapacağı baskının karşılığında ne yapacaklar anlamakta zorlanıyorum.
Hiçbir iktidar, siyaset yönetimi durup dururken kendi rahatını kaçırmak istemez. Sebepler akılcı ve halkın kucakladığı gibi; zorluklar, sancılar, tam manasıyla ortak karşılanır, yüklenilirse ancak topyekûn mücadele ve ekonomik savaş verilebilinir.
Sahada olan, yaşamı için alışverişe çıkan insanların neredeyse tamamı sesini yükselttiği gibi eskiden “ Açım, geçinemiyorum!” demek, ayıp gelirken insanımıza, şimdi bütün ayıplar, korkular, toplumsal baskılar kalkmış; “ Açım, geçinemiyorum, evimde odun, kömür yok. Faturalarımı ödeyemiyorum” diyen insanlar ırmaklara dönüşme yolunda ilerliyor.
Siyaset, siyasi partiler çözümün kalbiyse, onları oluşturan sorumluluğu olan herkesin, tüm kalbi, kabiliyeti, samimiyetiyle birlikte bu büyük ZAM yangınına karşı mücadele vermesi beklenmez mi?
Halk, kurumlar, kuruluşlar, neredeyse canı yanan, evinde, mutfağında, cüzdanında yangını hisseden herkes;
“ Elektrik zammını geri alın” diye yalvarıyor. Bu toplum, bu kadim millet, binlerce yıllık göç, devlet kurma geleneğinden geliyor. Laf olsun diye yüzyıllarca ayıp saydığı yalvarma, yakarma eylemini asla yapmaz, yapamaz…