Reklam

FİLANCA ÜLKENİN İNSANLARI UZUN YAŞIYORMUŞ!

Yayınlama: 08.07.2023
A+
A-

Nasıl ki; “Filanca baharat şu hastalığa iyi geliyor, sağlık alanında şu uygulamayı-karışımı yapan ömrünü uzatıyormuş!” haberleri gibi uzun ömür süren ülkelerin insanları bir anlığına ilgimizi çekiyor. Çekmesi de çok normal bir şey…

Yine böyle bir paylaşımı, haberi gördüm; “ Filanca ülkenin insanları yüz yılı aşan ömürler sürüyormuş!” Binlerce insan bu paylaşımı gördüğü gibi yüzlercesi de kendi görüşlerini paylaşmış.

Uzun ömür sürmenin nedenleri de paylaşılıyor; Çok su içmek, spor yapmak, dengeli beslenmek, stresten uzak kalmak, abur-cubur yemek yerine organik, bol yeşillik buna benzer bir sürü öneri; bu paylaşımları görüp de okuyanlar için derhal öncü bir tercih, uzun ömre uzamak için harika bir fırsata dönüşmüş.

Varsın, herkes uzun ömürler sürsün! Peki, ama uzun ömür sürmek isteyen insanlarımızın sürekli üzerinde taşıdığı tonlarca yükü nereye dökmesi, boşaltması gerekiyor. Bildiğimiz bütün çöplükler ağzına kadar dolmuş görünüyor.

“Hayatla çok barışığım” diye sürekli gülümseyen, mutluluk pozları verenlerin bile yapaylıktan kurtulamayıp, tonlarca yükü bir yere boşaltmaması ne garip bir şey değil midir?

Laf aramızda gerçek manada kaç kişi; uzun ömürlü bir yaşam sürmek istiyor? Hatta daha da ileri gidiyor bizim insanımız;

“ Babam şu yaşta, annem bu yaşta öldü. Sıra bizde! Sıra bende!”

Bütün bu lafları kullanıp niyetleri ölümü aldatmak mıdır bilinmez ama yaşamları, kendi yaşamını eziyet haline getirmiş insanların çok uzun ömürlü yaşama isteği doğmuyor. Doğmuş gibi görünenlerin, baharatçı dükkânlarından çıkmayanların, kendisi için uzun ömürle yaşayan insanların hayatları da;  titizliğe, sakınmaya ve korkulara kurban gidiyor dersek ağır olur mu bilemem…

Bu yazıda daha uzun yaşam formüllerinden birisini vermek isterdim. Hatta insanın mitolojik karakterler gibi ölümsüzlük otunu da bulmasını dilerdim. Belki bir gün insanlık ölümsüzlüğe de kavuşacaklar.

Şimdi, genç ölümleri anlamaya çalışan, her duyduğuna kansam mı, denesem mi düşünceler, kaygılar içerisinde çırpınan yaşamın yolcuları olarak, yine de “Sakin Şehir” felsefesi içinde daha sakin, daha özgün yaşamların tadına bakmayı önereceğim!

Henüz vakit varsa, bütün birikimleri (Manen, madden) işleme koyup dengeli ve esnek bir duruş için kaidenize oturmamışsanız da; insan denen canlının, yapmacıktan uzaklaşıp, koşul ve ezber yaşamlardan birkaç günlüğüne bile olsa sıyrılmasını-sıyrılmanızı dilerim.

En azından kendiniz için bir deney yapın; uzak durun polemiklerden-söz dalaşlarından; size sürekli yük taşıyan bir sürü “Ama Fakat ve Ben Haklıyım!” felsefelerinden…

Bir de laf aramızda, her şeyi bilen insan olmak gerekmiyor; anlama yolculuğu içinde bir parça mitoloji, bir yudum astronomi azcık da sosyoloji yeterlidir insanı insan yapacak neşeli ruhuna…

 

 

Marka Flower Çiçekçi