Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Türk futbolunda yıllardır değişmeyen bir gerçek var: Herkes altyapının öneminden bahsediyor, herkes genç oyuncu yetiştirilmesini istiyor, herkes Avrupa seviyesinde futbol hedefinden söz ediyor. Ancak iş, bu hedeflere ulaşacak insanları yetiştirmeye gelince aynı hassasiyeti göremiyoruz.
Bir futbolcunun gelişiminde en önemli kişi antrenördür. İyi bir antrenör yalnızca taktik öğreten kişi değildir; aynı zamanda öğretmen, eğitimci ve rol modeldir. Bu nedenle futbolun geleceğine yapılacak en büyük yatırım, antrenör eğitimine yapılan yatırımdır.
Son yıllarda TFF’nin UEFA standartlarına uyum sağlamak amacıyla başlattığı lisans ve güncelleme sistemi doğru bir adımdır. Futbol sürekli gelişiyor. Dün geçerli olan bilgiler bugün yetersiz kalabiliyor. Oyunun temposu arttı, analiz sistemleri gelişti, veri kullanımı yaygınlaştı. Artık sadece diziliş öğretmekle başarılı olunmuyor. Antrenörlerin de kendilerini sürekli yenilemeleri gerekiyor.
Ancak doğru olan her uygulama, yanlış yöntemlerle tartışılır hale gelebilir.
Bugün birçok amatör antrenör için en büyük engel eğitimin içeriği değil, maliyetidir. Lisans kursları, gelişim seminerleri ve zorunlu güncelleme programları, özellikle amatör futbolun içinde mücadele eden teknik adamlar için ciddi bir ekonomik yük oluşturuyor.
Amatör futbol zaten fedakârlıkla ayakta duran bir yapı. Birçok antrenör aldığı ücretle ailesini bile geçindiremezken, sürekli yeni eğitim ücretleriyle karşı karşıya kalıyor. Futbola gönül veren insanların gelişimini desteklemek yerine onları maddi engellerle karşılamak, futbolun geleceğine zarar verir.
Üstelik lisansını güncellemeyen antrenörlerin belirli liglerde görev alamaması, eğitimi bir gelişim fırsatından çok zorunlu bir ödeme sistemine dönüştürüyor. Eğitim zorunlu olabilir; ancak bilgiye ulaşmanın bedeli, insanların hayallerini erteleyecek seviyeye gelmemelidir.
Federasyonun amacı kasasını doldurmak değil, Türk futbolunun insan kaynağını güçlendirmek olmalıdır. Çünkü bugün eğitim alamayan bir antrenör, yarın gelişemeyen onlarca futbolcu demektir. Kaybeden ise yalnızca o antrenör değil, Türk futbolunun tamamıdır.
Sık sık yabancı teknik adamlara ödenen milyonlarca liralık maaşları ve tazminatları konuşuyoruz. Oysa aynı kaynakların küçük bir bölümü, yerli antrenörlerin eğitimine ayrılsa uzun vadede çok daha büyük kazanımlar elde edilir.
Bugün Avrupa’nın başarılı futbol ülkeleri yalnızca iyi futbolcu yetiştirmiyor; iyi antrenör de yetiştiriyor. Çünkü biliyorlar ki kaliteli futbolcu tesadüfen çıkabilir, ancak güçlü bir futbol kültürü ancak iyi eğitimcilerle oluşur.
Türk futbolunun geleceği, kurslardan elde edilecek gelirlerde değil; o kurslardan yetişecek kaliteli antrenörlerde saklıdır. Eğitimi lüks değil, yatırım olarak görebildiğimiz gün, belki de yıllardır özlemini çektiğimiz başarıların kapısını aralayacağız.