Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Kim bilir kaç insandan işittim; “ Bu şehrin sahibi yok mu be kardeşim?”
Var; BİZLERİZ, desek de, kanunlardan aldıkları destekle bu işler için kurulmuş kurum ve kuruluşlarımız var. Var ama nerede? Ara ki bulasın…
Kentimiz; Tekirdağ, henüz dünya kenti olmadığı için göz zevkimize, gönül içtenliğimize dokunan, dokunacak olan tabela, mimari değerlerimizden söz edemeyeceğim. Sözünü etmek istediğim, gelişi güzel asılmış, vidaları, çivileri eskimiş tabelalar. Üstelik onları oraya asmış-takmış olanlar dükkânlarını çoktan kapatmışlar…
Yıllar önce oraya buraya asılmış tabelalar, klimalar, her gün altlarından geçen binlerce insanımız için gizli bir tehlike olarak; Demokles’in Kılıcı gibi sallanıp duruyor. Şehrimizin görevlileri yukarılara bakmaya üşeniyorlar mı? İlla ki bir şikâyet veya bir kaza mı olmalı?
Sadece tabela, klimalardan söz etmiyorum. Birçok yerde eğri büğrü sallanıp, bir başka tehlike saçan trafik tabelaları, kaldırımlardan sökülmüş olan dubalardan kalan vidalar, saplamalar da ayrı tehlike saçmaya, insanların, özellikle yaşlılarımız ve engelli insanlarımız için görünmez bir başka tehlike…
Belediyecilik, Çevrecilik, Şehircilik apayrı GÖNÜL işi…
Kurumlar, kuruluşlar kendi aralarında; “ Bu bizi aşıyor, bu bizi ilgilendirmiyor. Filanca kuruluşun, kurumun görevidir” dedikleri zaman aksama, aksaklık neredeyse kol geziyor…
Zabıta Müdürümüz, Şehircilik ile ilgili müdürlerimiz, memurlarımız haftanın belli günleri sadece caddelerimizde gezinip azcık yukarılara, birazcık da aşağılara bakıp notlar alsalar; şehrin eğri büğrü tabelaları, düşmek üzere olan klimaları, yerlere gelişi güzel saçılmış dubalardan geriye kalan somutlar, cıvatalar kendiliğinden temizlenir. Halk da “oh be, bu şehrin sahibi varmış!” der…
Ne hazindir ki her şeyi her daim başkalarından bekliyoruz. Sokaklar, caddeler, kaldırımlar, park ve bahçeler tamamen bizim; bizlerin. Sahip çıktığımızı bir belli edebilsek… Şehirde otelde kalan, yaşayan değil de bu şehrin, bu ülkenin sahibi “ Bizleriz” diyebilsek ne çok şey değişir…
Masal gibi şehirlere uzağız… Mimari dokusuyla, renk, tabela uyumlarıyla, yirmi dört saat nefes alan hareket içinde kalan, yüzü gülen temiz, yeşil şehirler sanki Kaf Dağı arkasında, masallarda anlatılan bir şey gibi…
Şehrimiz Büyükşehir olalı çok oldu. Büyükşehir’imizin büyük büyük Başkanlıkları, Müdürlükleri var. Ama şehrin görünen yüzü bir türlü değişmiyor. Viranlıklar, eğri büğrü tabelalar, çok eski zaman önce takılmış ağır ve risk taşıyan klimalar, her gün binlerce insanın geçtiği yerlerde gizli, sinsi bir tehlike olarak bekleyip duruyor…
Niçin? Bunca kurum, kuruluş, çalışan, memur amir niçin yoklar? Beklemeyin bir kazanın, bir belanın oluşunu? Beklemeyin, çünkü sizin işiniz bu; şehrin her noktasından haber olup, insanımızın huzur, mutlu, güvenli bir şekilde yaşaması için aldığınız parayı, oturduğunuz kodluğu hak edin! Günaha girecek değilsiniz ya…