Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
( Şark Kurnazlığı )
Gitmiş olduğum yerde gün içerisinde emekli insanlar eğleniyordu. Eğlence amaçlı kâğıt oyunu oynuyorlardı çay ve sohbetler hatırına. Belki de en ucuz eğlenme biçimini yapıyorlardı hak etmiş oldukları emeklilik zamanları adına…
İçeride birçok meslekten emekli insan vardı. Hoş sohbet içerisinde birbirlerine laf atarak, şakının dozajını ayarlıyor, mizaha yakın sataşmalarda bulunuyorlardı. Ağır demir kapı açılınca içeriye genç bir kız girdi. Üniversite öğrencisiymiş. Diş macunu satarak üniversite harçlığını kazanmak istiyormuş.
İlk önce kapı dibindeki masaya, gençlerin oturduğu yere yöneldi. Gençlerden birisi;
“ Sen diğer masalara gitsen iyi olur.Çoğunlukla emekli ve eğitimci insanlar.Onlar sana yardımcı olur.”
Kız söyleneni hiç zaman kaybetmeden yaptı. Kâğıt oyunu oynayan mutlu görünen emekli insanların masalarına tek tek uğradı. Birinci masadaki oyunculardan emekli öğretmen ve oyun arkadaşları kızı bir güzel testten-sorgudan geçirdi.
Öğrenci misin? Hangi okuldasın? Öğrenci kimliğin var mı? Bir sürü soru! Kız hepsine cevap verdi.
Kız, test edildiği, neredeyse sorguya çekildiği masadan hiçbir şey çıkmayacağını anlamış olacak ki diğer masalara gitti. Birkaç emekli, sesini yükselerek, sorgu masasına bir cevap niteliğinde;
“ Kızım, getir bir tane bana.”
Derken diğer masalardan da birkaç tane satın alındı. Kız, genele yönelik herkese teşekkür etti ve çıkmak üzereyken, girişteki masada bulunan kızın öğrenciliğini sorguya çeken masada ilginç bir olay yaşandı. Kendi aralarında birkaç kuruş veya lira bozukluk para toplamışlar, dilenciye verir gibi vermek istediklerinde kızın verdiği cevap;
“ Ağabeyler, öğretmenlerim ben bunu kabul edemem! “
Kendine, eğitime katkı için diş macunu satan kızın verdiği cevap karşısında bir anlığına emekli oyuncular şaşkına döndü. Hiç beklemedikleri bir cevaptı. Aynı zamanda onların üzerine çöken kuşku, önyargı katmanlarına nazikçe atılan bir yumruktu kızın söylediği birkaç söz, sözcük…
Gelinen noktada her şeyi bilen, her şeyden kuşkulanan bir halkın ferdi olarak, eğlenmekten öte kavga eden bir toplum haline geldiğimizi görüyorum. Halk dilinde bir söz vardır ya;
“ Şark Kurnazlığı!” hemen her yerde var; külyutmaz görünüp, yönü nereye gittiği belli olmayan bir arabada güya batıya, medeniyete, uygarlığa, aydınlığa doğru koşuyoruz…
Nasıl bir koşuysa bu? Tam manasıyla bilginin peşinde koşmayı bırakmış, kuşku, söylenti, yanlış ve kirli bilgilerle beslenen bir toplumun aydınlığı, kendinin önünü aydınlatmazken, başkalarının önünü nasıl aydınlatacak? Doğal olarak, sürekli tökezliyoruz… Yaşamın ahengi, bir dansa haline dönüşme biçimlerini görmeden, anlamadan, tanımadan yok olup gitmenin yolcusu olmuşuz da durumu kabul edip tespitte bulunan yok…