Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Hayatta bazen düşüncelerimiz kabul edilebilir, bazen yer bulmaz. Gerçek duygularımı ifade etmek beni kötü bir insan yapmaz diyebilen insan, kendi gerçekliğinin farkına varan insandır. Fakat gelelim günümüz gerçeğine. Alınan sahte gıdaların duygulara ve sözlere sirayet etmesinin de etkisiyle ( ki bunun bilimsel olarak kanıtlandığı pek çok araştırma mevcut) hayatlarımızın istikameti bozuldu. İçten gelmeyerek, kendinden olmayan sözlerin bonkörlüğüne şahit olmanın hazin gerçeği neticesinde, belki de içten gelerek söylenen en güzel sözlere bile şüpheli bakmaya başladı insan. Gerçek insanlık mı, gerçekten kendi olma hali mi ? Tabiri caizse can cekişiyor. Ne gariptir ki kimse de; “Ben bu işin neresindeyim,” diye öz eleştiri yapmıyor.
İnsan, gerçek duygularını, düşüncelerini, istek ve arzularını, hayata taşıyamaz ise; “sahte” bir kendiliği kendisine maske yapar. Kendi kimliği ile kabul görmeyeceğine inanmış ve günlük yaşamında gerçek duygu ve düşüncelerini ifade etmekten çekinenlerin iç dünyalarında mutlu olmaları sizce mümkün mü? Böyle bir yaşantıya devam etmek kişinin “gerçek” kendiliğini fark edememesine, yaşamını da “mış” gibi yaşamasına sebep olur ki; bu da insanı bir süre sonra büyük bir boşluğa ve hayattan zevk almaz bir hale getirmez mi?
Etrafındaki insanların ilgisini, hayranlığını ya da sevgisini kazanmak için, mükemmel insanı oynamak; kişinin kendisine eğlenceli gelebilir ancak, etrafındaki insanların inancına, güvenine, duygularına ne kadar zarar verdiğini düşünmemek ne büyük bir bencil değil mi? Bu tür insanlarla her an karşılaşma ihtimali ile yaşıyoruz ve belki de birçok defa karşılaşıyoruz. Bir şeyin gerçekliğine ulaşmanın en iyi yolu, o şeye “şüphe” ile bakmaktır elbette, ancak her geçen gün şüphenin dozu artarak çoğalıyor. Sürekli şüphe ile yaşamak toplumun kanayan yaralarından biri. Herkes benzer sıkıntılardan dert yanıyor fakat değişen pek bir şey olmuyor.
Mevlana ne güzel söylemiş; “Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. Ama bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum.” Akıllı insan kendini değiştirmekle, kendinde ki sıkıntıları gidermekle başlar. Kendinde sıkıntı görmeyen ve kusursuz sanan her birey bozuk düzenin parçası olmaya devam eder.