HALDEN ANLAMAK NE YÜCE BİR ŞEY!

Yayınlama: 23.04.2022 23:46
A+
A-

Toplumumuzun geldiği sosyal, ekonomik, kültürel durumun tam da karşılığıdır; halden anlamak ve anlaşılmak felsefesine muhtaçlığımız…

Sahilde oturan iki arkadaşımın masalarına gittim. Yanlarında onların tanıdığı, benim ilk kez gördüğüm orta yaşlarında okumuş mühendis olmuş birisi vardı. İlk önce suskun kaldı, üç arkadaşın samimiyet içindeki konuşmalarına. Sessizce denizi izleyip, ara sıra bir şeyler söyler gibi yaptı…

Söz dolaşıp mutluluk sözcüğüne geldi. Her yaşta, her hüznü, üzüntüyü yaşarken dahi insanın altyapısı sağlamsa bir şekilde o mutluluk idealini yakalayacağını anlatırken sözü aynı zamanda sazı kendine aldı bizim misafir mühendis!

Kimlerden söz etmedi ki; büyük felsefecilerden, oradan oraya atlayarak, hiçbir felsefecinin o derin görüşünü de kendine özümsemeden inanılmaz derece can sıkmaya başladı. Öyle bir karalar-kötümserlik bağlamıştı ki, sanırsınız yaşadığı şehrin tamamı cahil insanlardan oluşuyordu…

İster istemez bu konuşmaya son vermek için bana ait kilerden birkaç sözcük çıkartıp bizim çokbilmiş yarı, hatta çakma aydınımızı susturdum! Nazikçe… Halden anlamak buysa, yaşadığı toplumu yerden yere vurmaksa; ben buna kültürel zenginlik, seçenek, doğruluk diyemem! Kabul edemem…

Aynı görüşü, aynı inancı Mustafa Kemal Atatürk taşısaydı ne olurdu halimiz? Yitik uygarlıklar gibi olmaz mıydık? Olur, muydu KURTULUŞUMUZ?

Dostlarım, halden anlamaz, bir haller olan insanlarımızın birbirini fark edemez zamanlara tanıklık ediyoruz. Sanmayın ki bütün kusur; o büyük koltuklarda oturan büyük gurura sahip yöneticilerin hatası!

Azcık kusuru kendimizde araya bilsek! Kusur aramak da ayrı bir eğitim ve görgü; kısacası altyapı işi…

Hani okumadığımız o kitaplar var ya? Hani, hiç lazım olmaz diye seyretmediğimiz o tiyatro ve operalar? Nasıl lazım olur; halden anlamak ve halimizin ne olduğunu İNSAN gibi izah etmek, ifade etmek için…

Bir aydın, aynı zamanda yazar, tanımış olduğu öğretmenle konuşuyorlar; günümüzden yüz elli yıl önce. Öğretmen yazarın yanına korkarak geliyor. Çünkü halden anlamayacağını, büyük gönüllü bir yazar olduğunu düşünüyor.

Birbirlerini tanıyıp samimiyeti oluşturduklarında ise bir sohbet ve ayrılık zamanı öğretmen yazara şöyle sesleniyor;

“ Halden anlamak ne yüce bir şey! Size teşekkürlerimi sunarım. Gidiyorum. Giderken de çok iyi, çok değerli düşünceyle ayrılıyorum buradan. Büyük insanlar, biz ölümlülere, aralarında yaşadığımız curcunadan daha yakın, bizleri daha iyi anlayan, daha sade insanlarmış. Allahısmarladık, sizi hiç unutmayacağım.”

Öğretmenin bu ifadeleri karşısındaki büyük insan, aynı zamanda yazar; Cehov şöyle seslendi;

“ Kötü insanlar, aynı zamanda talihsizdir; lanetlidir onlar! “

Kötülük böyle bir yük, böyle bir lanetli mesele, korkunç bir miras; niçin seçilir hiçbir zaman anlayamayacağım?

Oysa basitlik-iyilik ve bir parça hoşgörü; ne kolay, ne ucuz bir şey; engin bir zaman gibi, hep akıyor kendi sınırsızlığı içinde…

 

 

Marka Flower Çiçekçi