Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Çok denetlenmiş, yasadışı bir şey bulunmamış. Demek ki yaptığı ahlâk ve yasadışı işlere göz yumulmuş ki sırası gelince olay seküler kesimin üstüne yıkılsın. O bir yana da Haluk Levent’in yaptıkları en fazla çocuklarla gençlerin hayâllerine zarar vermiş oldu. Çünkü onlar yardımlaşmayı biz yetişkinlerden daha çok severler, isterler.
SOBALARI UNUTAN MİLLÎ EĞİTİM BAKANI
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin demiş ki: “Ben öğrenciyken sınıflarımızda soba bile yoktu. Bize teşekkür edin.” Elbette vardı ama diyelim ki yoktu. İyi de kardeşim, çeyrek asırdır iktidardasınız. Daha mı olmasın? Ayrıca böyle şeyler söyleyip de eski dediğiniz Türkiye’yi çocuklarımıza yoksul göstermeyin. Ulusal özgüvenleri zarar görür.
23 NİSAN AYNI ZAMANDA BİR EMANETTİR ÇOCUKLARA
Sık sık dile getirmeye çalışıyorum: Atatürk’ün 23 Nisan’ı çocuklara sadece armağan ettiği sanılır. Oysa onlara bir emanettir aynı zamanda. Cumhuriyeti gençliğe emanet ederken ulusal iradeyi, yani gelecekteki demokratik rejimi kimseye emanet etmemiş olabilir mi? Bunun üzerinde biraz düşmeli, derim.
YETMEDİ Mİ DAHA?
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre son 13 yılda en az 852 çocuk çalışırken hayatını kaybetmiş. İliklerine kadar sömürdüğümüz yetmezmiş gibi bir de ölüme gönderiyoruz onları. Nedir şu çocukların biz büyüklerinden çektiği?
ÇOCUKLARI DİNLEMEYİ SEVER MİSİNİZ?
Bu soruya çoğumuzun olumsuz yanıt vereceğinden eminim. Bugüne kadarki şahit olduklarım bana bunu gösterdi. Oysa bir gün ve sabırla yarım veya bir saat sohbet etsek bir çocukla, özellikle de kendi çocuğumuzla şaşırıp kalacağızama, biliyorum, o kadarını yapmak bile zor gelir. Ondan sonra da en iyi analığı, babalığı yaptığımızı söyleriz. Haksız mıyım? Bugün veya yarın bari bir deneyelim şu işi.
BİZLER ÇOK MU AKILLIYIZ?
Çocuk aklı, çocukça işler, çocuklaşmak, çocukluk etmek, çocukla çocuk olmak, büyü de ondan sonra konuş demek, senin aklın ermez böyle şeylere demek… Yani böyle yapmakla çok mu akıllı oluyoruz?
BUNA İSYAN EDİYORUM
Cinsel içerikli videolar bir yana, siyasi içerikli olanlar dahi onbinlerce, yüzbinlerce kez izlenirken, çocuklarla ilgili olanlar bini bile bulmuyor.
Ne yazık ki bu ülkede çocuklar üzerine düşünmek, tartışmak, fikir üretmek her zaman küçümsendi. Çocuk kitapları yazmak bile öyle. Evelallahhemen her konuda konuşuruz da, konu çocuklara gelince söyleyecek sözümüz olmaz. Bırakın sıradan insanlarımızı, okumuş yazmışlarımız bile öyle. Örneğin kaç aydınımızın, kaç sanatçımızın, kaz akademisyenimizin çocuk üzerine söyleyecek bir sözü var? Her gün hepimiz hükümetler kurar, hükümetler yıkarız ama konu çocuklara gelince bildik lâflardan öte söyleyecek bir şey bulamayız.