HASAN YETİŞİR: SINIRLARI-DUVARLARI YIKAN İNSAN

Yayınlama: 11.08.2022 13:23
A+
A-

                

O’nu tanıyalı çok oldu. Çoğu insanı tanıdığımızı sanıp da yabancı kaldığımız insanlardan birisidir Hasan Yetişir… Farklı zamanlarda, mekânlarda değişik sosyal etkinlikler yaptığımız kişileri daha iyi tanıma şansı yakalarız.

Hasan Yetişir ile tavla yolculuğumuz Tekirdağ Tenis Kortları’nda başladı. Sonra bilardo derken bir gün kütüphane dönüşü, sımsıcak bir güneşin koyu gölgesi altındaki bankta rastladım O’na. Elinde kitabı, yanı başında az önce bitirdiği kahve fincanı ve kuşlar için getirmiş olduğu yiyecekler…

Aile yaşamına saygı duymak için ilah ki evlenmek gerekmediğini Hasan Yetişir’in tek başına yaşadığı evi aile ocağına dönüştürdüğü, ev yaşamına bağlı kaldığı sımsıkı sarılıp yeşerttiği o kutsiyet anlayışında gördüm.

Çocuk sevgisini, çocukları sevindirme düşüncesini kendi çocukları olmadan yapabilme becerisini, kendi mülkiyeti olmadan kiracı kaldığı evde, ev sahibi tokgözlülüğü, mülk sahibi gibi bencil, takıntılı olmayıp, yurt-memleket sahibi bir Orta Asya Türk’ü özverisi içinde, kır yaşamı huzurunu yüklenmiş ayrıcalıklı bir kişiliktir Hasan Yetişir…

Yaşamı boyunca sadece bir kez nişanlanıp ayrılan, bu ayrılığı “namus” meselesi yapmadan, eski nişanlısıyla arkadaş kalan bir insanın öyküsü oldukça farklı erdemleri taşıyor karakterinde.

Şarköy ilçemizde doğan, Muratlı ilçemizin, poyrazın hüküm sürdüğü yerde büyüyen, karakterinin biçimlendiği ve olgunluk dönemini Süleymanpaşa ilçemizde geçiren bir insan…

Hasan Yetişir’i bir tek cümlede anlat deseniz;

Sınırları, DUVARLARI yerle bir eden insan” demek kâfidir…

Hangi sınırları? Bir maaşı, bir arabasıyla her an her yerde kütüphane-kitap kucaklayıcısı olma becerisi… O’nun gittiği yere taşıdığı nesnelerin başında gelir kitap. Kediler, kuşlar için yiyecek, kahve, tavlası ve mekânları insan ruhuyla taçlandıran yaşama sevdası…

Son gördüğümde de öyle bir hal içerisindeydi. Sahil boyunda koyu gölgesi olan çam ağaçlarının altındaki bankta oturuyordu. İki metre önünde, kendisi tarafından bırakılan kuşyemlerini de göz ucu ile izliyordu. Serçeler geliyordu sekerek, Hasan Yetişir’in onlar için bıraktığı yemlere; yarı ürkek, yarı minnet duyguları içerisinde…

Kitap için çok büyük ve çok konforlu alanlara ihtiyaç olmadığının kanıtıdır; bankta oturan, gün ışığı ile gölgeler arasında masum bir çocuk kadar huzur içinde hülyalar içine dalan insan Hasan için…

Büyük çiftliklere, pahalı ve süslü hayvanlara da ihtiyaç yoktur, sınırları, duvarları yıkan, yıkmış bir insan için. Bir avuç yiyecek, serçelere de, martılara da gönül bağı kurmak için yeter de artar bile…

Gelelim, ama ve fakat-lar ile yaşayan insanlarımıza. Mülkiyet deryası içerisinde bir bir türlü pişmanlığı, günahı, vicdan çekisini bir şekilde DEF etmek için kim bilir kaç takla atıp, boşu boşuna olmayan özgürlüğü, yıkamayacakları sınırları, duvarları tekmeliyorlar…

Özgürlük, huzur ve sınırları, duvarları yıkma becerisi; tekme-tokat ve korkunç zenginlikler ve hoyratlıklar ile olmuyor, olamıyor… İşin sihir ve gizemi de burada…

Hani derler ya; “ Etme bulma dünyası…” Öyledir yaşamın masum, iyi, güzel ve koşulsuz tarafında kalmak. Çok hafif ve çok ucuzdur…

Hasan Yetişir de böyle insanların en başında olan insanlardan birisidir. Poyraz onun karakterini daha sert yapmak şöyle dursun, Frişka rüzgârı sükûneti, meltemi, esintisi, gülümsemesi, canlılara uzattığı elleri, düşüncesi ve eylemleri; koşulsuz ve ama-sızdır…

 

 

Marka Flower Çiçekçi