Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Yereli yazıyoruz diye hesap soran çok. Peki, sorumluluk alan kaç kişi var?
Bilmek lazım.
Öğrenmek lazım.
Araştırmak lazım.
Ama önce sormak lazım!
Ne yazık ki herkesin bir fikri var.
Bilgisi var mı?
İşte orası tartışılır.
Bilmeden konuşan çok.
Araştırmadan hüküm veren daha çok.
Bir de gazeteciye ne yazacağını öğretmeye çalışanlar var.
***
Ben Tekirdağ’ı yazıyorum.
Süleymanpaşa’yı yazıyorum.
Sokakları yazıyorum.
Mahalleleri yazıyorum.
Yerel yönetimleri yazıyorum.
Gördüğümü sorguluyorum.
Duyduğumu araştırıyorum.
Bildiğimi yazıyorum.
Çünkü benim işim bu.
Yerel gazetede yazıyorum.
Ama bazılarına yetmiyor!
“Neden ülke gündemini yazmıyorsun?”
“Neden şunu eleştirmiyorsun?”
“Neden bunu konuşmuyorsun?”
İyi de kardeşim!
Benim konum başka.
Benim önceliğim başka.
Göz doktoruna gidip hemoroit tedavisi istemek gibi bir şey bu!
İkisi de doktor.
Ama uzmanlıkları farklı.
Anlatabiliyor muyum?
***
Bir de işin ilginç tarafı var.
Herkes gazeteciden bir şey bekliyor.
Şunu yaz!
Bunu eleştir!
Şuna cevap ver!
Peki, siz ne yapıyorsunuz?
Kim tutuyor elinizi?
Yazın!
Konuşun!
Sorun!
Hakkınızı arayın!
Kim engelliyor?
Ben yazıyorum.
Siz de yazın.
Ama bana ne yazacağımı dikte etmeyin.
Yazdığım için hesap sormayın.
Yazmadığım için de suçlamayın.
Çünkü gazetecilik, başkalarının siparişlerini yerine getirme işi değildir.
***
Gelelim Süleymanpaşa’ya.
Yıllardır konuştuğumuz meseleler var.
Bozuk kaldırımlar.
Bakım bekleyen parklar.
Çözülemeyen trafik.
Eksik sosyal alanlar.
Bir türlü hayata geçirilemeyen belediye düğün salonları.
Daha neler neler!
Yazıyoruz.
Soruyoruz.
Hatırlatıyoruz.
Sonuç?
Bazı konularda bir arpa boyu yol yok!
Bizden önceki gazeteciler de yazmış.
Biz de yazıyoruz.
Belki bizden sonrakiler de yazacak.
Peki, ne değişecek?
Vatandaş sahip çıkmazsa hiçbir şey!
***
Şunu artık anlayalım.
Gazeteci yazar.
Gazeteci sorar.
Gazeteci kamuoyunu bilgilendirir.
Ama gazeteci tek başına şehir yönetmez!
Kaldırımı gazeteci yapmaz.
Parkı gazeteci onarmaz.
Düğün salonunu gazeteci inşa etmez.
Bunları yapması gerekenler bellidir.
Vatandaşın da görevi bellidir.
Takip etmek!
Sormak!
Hesap istemek!
***
Bir de ulusal basından medet umanlar var.
Söyler misiniz?
Hangi ulusal köşe yazarı Süleymanpaşa’nın ara sokaklarını dert ediyor?
Hangisi mahallemizdeki çocuk parkını soruyor?
Hangisi Tekirdağ’daki belediye düğün salonlarını gündemine alıyor?
Kaçı buradaki günlük sorunları biliyor?
Büyük bir olay olmadıkça Tekirdağ’ın yerel meseleleri ulusal gündeme kolay kolay girmiyor.
İşte yerel basın bunun için var!
Bu şehrin sesini duyurmak için.
Sorunlarını gündemde tutmak için.
Unutulanları hatırlatmak için.
***
Ben yerimi biliyorum.
Ne yazacağımı da biliyorum.
Kimin ne düşündüğüne göre kalem oynatmıyorum.
Herkesi memnun etmek gibi bir derdim de yok.
Zaten mümkün değil!
Ama bir şeyi merak ediyorum.
Herkes gazeteciye görev verirken…
Kendisine neden hiç görev çıkarmıyor?
***
Son sözüm şu.
Ben yazarım.
Siz okursunuz.
Yetkililer duyar.
Sonra?
Sonrası sessizlikse…
Aynı konuları daha çok konuşuruz.
Aynı sorunları daha çok yazarız.
Ve aynı yerde saymaya devam ederiz.
Çünkü bir şehri yalnızca gazetecinin kalemi değiştirmez.
O şehirde yaşayanların iradesi değiştirir!
Ben üzerime düşeni yapıyorum.
Peki, ya siz?
Saygılarımla…