Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
821 kelime, okuma süresi 7 dakika.
Bilgilendirici, eğlendirici, motive edici, akademik, politik, bütün konuşmalarda, dinleyicileri etkilemek için hikaye anlatmanın önemli olduğu söylenir.
Konuyla ilgili YouTube’da rastladığım “Daha İyi Bir Hikaye Anlatıcısı Olmak İçin İhtiyacınız Olan 3 Şey !” başlıklı 20 dakikalık bir video dikkatimi çekti (https://www.youtube.com/watch?v=5HfeNDleTS4 ).
Video, iletişim üzerine eğitimler veren, Avustralyalı Vinh Giang’ın bir yapımı.
Vinh Giang, hikaye anlatma becerisini geliştirmek isteyenlere pratik önerilerde bulunuyor.
Önce, insanların hikaye anlatmasını engelleyen üç yanılgıdan bahsediyor.
Sonra, etkili bir hikaye için gerekli, üç bileşeni ve zamanlamanın önemini işaret ediyor.
BİRİNCİ YANILGI
Birinci yanılgı iyi hikayeler anlatmak için çılgın yaşam deneyimlerine ihtiyacınız olduğudur.
Hikayelerin anlamla değil, olaylarla ilgili olduğunu düşünüyorsunuz.
Dağa tırmanıp, bir felaketten sağ çıkmadıysanız veya filmlere konu olacak anlar yaşamadıysanız, paylaşacak hiçbir şeyiniz olmadığını sanıyorsunuz.
Ve sonuç olarak, hikaye anlatmaya bile kalkışmıyorsunuz.
Bu yüzden, dinleyicilerin büyük maceralara göre daha yakın bulduğu, günlük anlar aracılığıyla bağlantı kurma fırsatlarını kaçırıyorsunuz.
Bir hikayeyi güçlü kılan yaşananlar değil.
Konuya getirdiğiniz bakış açısı, anlam ve onu çerçeveleme biçiminiz.
İKİNCİ YANILGI
İkinci yanılgı, hikayelerin sadece laf kalabalığı olduğu, önemli olanın ise gerçekler ve veriler olduğudur.
Bunu düşünmenizin sebebi, iş hayatında, üniversitede ve hatta aile hayatımızda rasyonel olmaya şartlandırılmış olmamızdır.
Ama yalnızca gerçeklere odaklandığınızda, fikirleri unutulmaz kılan duygusal bağı kaybedersiniz.
İnsanlar kibarca başlarını sallarlar ama, beş dakika sonra ne dediğinizi unuturlar.
Hikayeler olmadan fikirleriniz yayılamaz.
Hayatınız boyunca kaçındığınız laf kalabalığı, gerçekleri ikna edici ve unutulmaz kılacak yapıştırıcıdır.
Hikaye anlatımı, iletişim söz konusu olduğunda en güçlü araçlardan biridir ve çok insan bunları öğrenmek için zaman ayırmaz.
ÜÇÜNCÜ YANILGI
Üçüncü yanılgı sadece, karizmatik dışa dönük kişilerin iyi hikaye anlattığıdır.
Yani, insan ya doğuştan hikaye anlatıcısı olur, ya da olmaz.
İçe dönük veya sessizseniz, kendi kendinize “Ben iyi hikaye anlatamam” diye düşünürsünüz.
Bunun sonucunda asla pratik yapmazsınız, ve asla gelişemezsiniz.
Hikaye anlatıcılığı güçlü ve öğrenilebilir bir zanaattir.
En iyi hikaye anlatıcıları, saf enerji ve cesaret yerine, yapı ve zamanlamayı öğrenmiş içe kapanıklardan çıkar.
İYİ BİR HİKAYE ANLATMANIN BİRİNCİ BİLEŞENİ
Birinci bileşen detaylara dikkat etmektir.
Çoğu insan basitleştirme yaparak anlamayı kolaylaştırdığını düşünür.
Örneğin “Toplantıdan önce gergindim.” derler, ama bu yeterli olmaz.
Toplantıdaki halini “Avuçlarım çok terlemişti ve elimdeki kağıt titremekten buruşmaya başlamıştı.” şeklinde anlatsa, dinleyiciler, gerginliği sadece duymakla kalmaz onu hissederler.
Detayları anlatmak deneyimi gerçek kılar.
Hikayenizi anlatırken beş duyu çerçevesini kullanın.
Kendinize sorun, ne gördüm?
Ne duydum, kokladım, tattım, dokundum veya ne hissetiğimi ekledim mi?
Her duyu, hikayenize bir fırça darbesi ekler.
Birlikte bir resme dönüşürler.
Belirli detaylar, dinleyicinin beynindeki ayna nöronlarını harekete geçirir.
Beyin sadece kelimeleri işlemekle kalmaz, deneyimi de yaşıyormuş gibi hissetirir.
Yani, bir kahve kokusunu anlattığınızda, dinleyicinin sanki kokuyu alıyormuş gibi olur.
İşte bu yüzden detaylı hikayeler akılda kalır.
İKİNCİ BİLEŞEN
İkinci bileşen, hikayeyi sanki yeniden yaşıyor gibi anlatmaktır.
Çoğu insan hikayelerini anlatırken yeniden yaşadıklarını düşünür, ama aslında onları sadece aktarırlar.
Bilgi aktarmakla olayı yeniden yaşamak arasında fark vardır.
Örneğin bir durumu, “Dün gece sahneye çıktım.Gergindim. Sonra konuşmamı yaptım.” şeklinde anlatabilirsiniz.
İfade doğru ama çok düz.
Aynı hikayeyi yaşıyor gibi anlatmak için daha çok detay vermek gerekiyor.
Örnek: “Sahneye çıktım ve spot ışıkları o kadar parlaktı ki ön sırayı bile göremiyordum. Çok gergindim.
Seyirciler bana bakıyordu. Gergin olmama rağmen, konuşmamı yine de korkarak yaptım.”
Dinletici bu anlatım şeklinde sadece olanları duymuyor, sanki anlatan kişi ile birlikte hissediyor.
Bir hikâyeyi yeniden yaşadığınızda, bedeninizde de bir şeyler olur.
Sesiniz değişir, yüzünüz değişir, hatta jestleriniz bile değişir.
Olayı aktarmak bilgilendirir, ama yeniden yaşamak, dinleyicinin hikâyeyi sizinle birlikte yaşamış gibi hissetmesini sağlar.
Bu anlatım biçiminde daha iyi olmak için üç ipucu:
İlk olarak, beş veya altı duyuyu kullanın.
O anda ne gördünüz, duydunuz, kokladınız, tattınız, dokundunuz ve hissettiniz.
Tek ihtiyacınız olan canlı bir ayrıntı.
İkinci olarak, anlatımınızı geçmiş zaman kipiyle değil şimdiki zaman kipiyle yapın.
Yani “Orada gergin bir şekilde duruyordum.” demeyin.
Bunun yerine, “Orada duruyorum. Avuçlarım terliyor. Göğsüm sıkışıyor.” deyin.
Hikâyelerde şimdiki zamanı kullanmak, hikâyeyi yeniden yaşamanın yoludur.
Üçüncüsü, vücudunuzun da hikayeye katılmasına izin verin.
Elleriniz titriyorsa, hikayeyi anlatırken gerçekten titretin.
ÜÇÜNCÜ BİLEŞEN
Hikayenin bir anlamı olmalı ve sonunda bu anlam paylaşılmalı.
Çoğu insan bu adımı gözden kaçırır.
Bir hikaye, sonrasında paylaştığınız anlam nedeniyle güçlüdür.
Anlam, hikayeyi faydalı kılan şeydir.
Anlam olmadan, sadece boş hikayeler anlatmış olursunuz.
Anlam veya ders, dinleyiciye bir şey öğretiyor, ilham veriyor ve bakış açısını değiştiriyor.
Hikaye bir kapıdır, ama anlam, insanları kapıdan içeri girdikten sonra yönlendirdiğiniz şeydir.
Hikayeden sonuçtaki derse kurduğunuz bağlantının mantıklı olması gerekir.
Bu yüzden en iyi hikaye anlatıcıları, hikayenin sonunda durmazlar.
Önce esprili bir cümle söylerler, sonra ana fikri söylerler, sonra da alakalı dersi anlatırlar.
Çünkü dinleyicileriniz sadece başınıza ne geldiğini bilmek istemez.
Bunun kendileri için ne anlama geldiğini bilmek isterler.
Hikayenin anlamı ve kendi hayatlarına nasıl uygulandığını görmeleri hikayeyi unutulmaz kılar.
ZAMANLAMA
Basit bir kural:15 dakika veya daha fazla zaman varsa ve akılda kalıcı ve etkili olmak istiyorsanız, bir hikaye paylaşın.
Eğer 15 dakikadan çok daha az zamanınız varsa ve sizden “Evet mi hayır mı?” türü bir cevap
bekleniyorsa, yapabileceğiniz en etkili şey, açık ve net bir cevap vermektir.
Ustalık, hangi anda olduğunuzu bilmektir.