Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bendeki Köy Enstitüleri kıvılcımı ilk ne zaman tesir etti tam olarak bilemiyorum. Sanki benle beraber, yaşama ait bütün hücrelerde o ruh, kıvılcım; insan varlığının somut ifadesi hep varmış gibi sarılıverdim aklın yoluna; bin bir merak içinde ve o devirlerden bize kalan kitaplara, düzenlenen etkinlik, panellere.
Köy Enstitüleri ile sembol hale gelmiş Mahmut Makal’ın Ankara’da bulunan evine bir kış günü gitmiş, misafir olmuş, yaşı epey ilerlemiş olduğu halde merak ve öğrenme isteği şaşırmama neden olmuştu.
İzmir Ekonomi Üniversitesi Hasan Ali Yücel’in aramızdan ayrılışının 50.yılında düzenlediği; Eğitim, Bilim, Kültür Politikaları Sempozyumu iki gün sürmüş, onlarca katılımcı (Şair, yazar, eğitimci ) seslenişleri, birikimleriyle insan denen canlının sonsuz içinde sonlu bir canlı olduğu halde nelere ulaşıp, neleri hissedip, anlayacağını ve yorumlayıp yoğuracağına tanıklık etmiştim…
Köy Enstitüleri 83.Kuruluş Yıldönümü Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, Büyükşehir Kent Konseyi tarafından düzenlenen etkinlik; sadece ruhlarımıza şenlik, teselli değil, bu zamana ve yarınlara sağlam, etkili bir kıvılcım gibi tesir etti…
Etkinlikte neler yoktu ki? Sanatçı ve eğitimci Mehmet Çevik, yıllardır hazırladığı Köy Okulları Fotoğraf Sergisi, müzik eşliğinde gezilirken, Kepirtepe’yi Yaşayanlar Belgeseli ise birçok insana “ Benim, bizim” öğretmenimiz dedirten alkışlarla birlikte izlendi.
Prof.Dr. Neşe Atik’in yönettiği panel başlamadan önce konuşmacılardan Tekirdağ Büyükşehir Kent Konseyi Başkan Vakili Ali Korkmaz, Köy Enstitüleri için; “ Aydınlanma Kıvılcımı” demekle, o kıvılcımın, büyük ateşin korlarının halen ve için için yandığını fark ettim.
Konuşmacılardan birisi de Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Tekirdağ’ı, ilçeleri, köyleri, mahalleleri karış karış gezmenin, görmenin en değerli analizini yapmış olmanın birikimleri ve sözcüklerini, oraya gelmiş Köy Enstitü insancıllığı içinde yeni bir şey duymak isteyenlere gerçek ışığı yakmış oldu;
“ Programa katılmadan önce bir fotoğraf sergisi gördüm. Çok etkilendim! Viran haldeki okulları gördüm. Bu okullarda ne değerler yetişti! Ama bugün hepsi kullanılmaz durumda! Açıkça söylüyorum; köylerde eğitimi başlatsınlar, Tekirdağ’ın bütün köylerindeki bu okulları onarmak; benim boynumun borcu olsun!”
Kadir Albayrak, eğitime verdiği önemi, göreve gelir gelmez yapmış olduğu okullarla kanıtladığı halde, artık unutulan köy okulları için, bir öğrencisi dahi olsa, köy imamı, muhtar ve öğretmen olmadan köylerin, çiftçiliğin gelişemeyeceğini de vurguladı. Yerden göğe kadar haklı, inançlı bir söylem…
Programa katılan panelistler; Doç.Dr. Güzel Yücel Gier, Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya ve Feyzullah Aktan, eğitimin önemi, Köy Enstitüleri başlama ve bitme süreçlerindeki gelişmeleri kısacık zamana sığdırmaya çalıştılar.
Görünen bir şey var: Cumhuriyet, yenilenme, çağdaş yaşam deyince Mustafa Kemal Atatürk bir güneş gibi doğuyor! Köy Enstitüleri deyince de Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ve Mustafa Necati’ye kadar giden insancıllık ruhu, bilim, edebi, felsefi düşünceyi eğitim öğretim ile bir sayan diğer değerli vekillerimiz, öğretmenlerimiz, bakanlarımız güneş gibi yeryüzü insanlığı için doğuyorlar.
Hasan Âli Yücel’in oğludur Can Yücel. Başlı başına Can Yücel ismini inşa etmiş ve yüceltmiş bir şair ve filozoftur… Belki de en güzel şiirini kendini Köy Enstitü idealizmine adayan babaya özlemini dile getirmiştir:
“Hayatta ben en çok babamı sevdim/Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk/Çarpık bacaklarıyla-ha düştü, ha düşecek/Nasıl koşarsa ardından bir devin/O çapkın babamı ben öyle sevdim.”
Bir dönemi tüm çıplaklığı, hissiyatıyla yansıtan bu şiiri, şiir olarak bilmeden çok önce Edip Akbayram’ın sesinden, soluğundan kim bilir kaç kez şarkı olarak dinlemiştim. Ya sonra? Can Yücel’in kendi şiirini, kendi özünden yükselen sesiyle dinledim…
Ve 16 Nisan 2023 günü, Namık Kemal Üniversitesi salonunda Köy Enstitüleri 83.Yıldönümü programda şairin kızı Güzel Yücel Gier’in sesinden dinleyince ayrı bir dönüşümü, hakikat ve yüksek enerji, eğitimin, terbiyenin sanatsal sunumuyla yüzleştim…
Daha çok ve defalarca dinlemeyi ne kadar çok isterdim…
Hasan Âli Yücel insancıllığı şöyle yorumlar; “ Hümanizma ruhun ilk anlayış ve duyuş aşaması, insan varlığının en somut şekilde ifadesi olan sanat eserlerinin benimsenmesiyle başlar. Sanat şubeleri içinde edebiyat, bu ifadenin zihin unsurları en zengin olanıdır.”
İşte bu yüzdendi Dünya Klasiklerinin Türk Dili’ne davet edilişi-çevrilişi; günümüzden 83–90 yıl öncesi…