Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İÇİNDE DAVUL ZURNA OLAN MUHABBETLER
——————————————————-
Seviyor bizim insanımız; Çingene müziklerini, basit ritim ve hareketli çalınan şarkıları. Yeter ki içinde davul, zurna olsun!
Ortacami Mahallesi İbrahim Efendi Sokaktan geçerken, iki kişinin ellerinde ki telefondan şarkı dinlediğini duydum. İçinde, davul, zurna, keman olan şarkılarımızdan birisi çalıyordu. Dinleyenlerden birisi oranın esnafıydı.
Öyle duygulanmış ki; bir nara attı. Elini davul tokmağı tutup, davula vurur gibi yaptı. Bir de seslendirme denedi; “ Güm, güm, güm” Etrafına da bakıyor, diğer tanıdık esnaftan onay almak, onları da davul, zurna sesine davet etmek adına…
Bizlerin mutlulukları, huzuru bu kadar da kolay ve basittir. Bir kahvenin kırk yıl hatırı gibi, bir yemek, birkaç kadeh şarap veya rakı; biraz da Çingene müziklerinden olunca; akan sular duruyor…
Bizim insanımızla başarıya gitmek istiyorsan, ilk önce onun göçmen, göçmüş ruhunda ki tınıları anlamamız gerekir. Derelerin, nehirlerin tınılarını, dağların, ormanların rüzgârlarını dinleyerek, görerek, nice diyarlardan sökülüp gelmiştir.
Ağır adam, ağır abla kığlında olmayı sevmiyor bizim insanımız; sahilde ki piyona gibi; ayaklarıyla üzerinde tepişirken, çıkacak müziğin ritmi, ahengi mutlu olmaya yetiyor; artıyor bile…
19.YÜZYILIN MAYKIL CEKSINI (MİCHAEL JACKSON)
————————————————————————–
Macaristan doğumlu Franz Liszt için müzik dünyasında piyano virtüözü dediklerini biliyorum. Aynı zamanda onu 20.Yüzyılın son çeyreğinde damgasını vuran bir sanatçıya; Maykıl Ceksına benzetiyorlar.
Michael Jackson 1980’li yıllarda tüm dünyayı altüst eden başarılara ulaşmıştı. Franz Liszt’de kendi zamanında aynı üne, başarıya ulaşmış.
Liszt’e saygı duymamak mümkün değil. Hele müziğin, klasik dünyanın içindeyseniz, piyanodan etrafa yayılan sesleri, iniş çıkışları algılayan bir kulak ve bilgiye sahipseniz; o zaman ustaların farkına varıp, bu tür insanların insanlık medeniyetine yaptığı büyük katkıları daha iyi anlayıp anlatma imkânınız da oluyor.
Franz Liszt’in bir başka yönü dikkatimi çekti. Yapmış olduğu Macar Rapsodileri. Yani Çingene ve halk ezgileri! Bu 19 eser, insanın doğduğu yere olan bağından, bağlılığından öte, benliğimize yerleşen tınıların, hikâyelerin; kültür çeşitliliğinin gücünü, değişime, sanata olan katkılarını da anlamak; anlatmak gerekiyor.
Liszt gibi bir usta günümüzden 170 yıl önce Çingene ezgilerinin değerini farkına varıp bunlardan 19 eser ortaya çıkartıyor. Bugünün Çingeneleri ise Roman olma; Roman diye çağrılma telaşında.
Bu büyük çelişkide ki insanlık ayıbı; utancı, hemen hemen hepimizin katkı sağladığı edebi, sanatsal fakirliğimizin de karşılığı; anlatımı değil midir?