İN-SANAT BAHÇESİ–206

Yayınlama: 16.02.2019 10:22
A+
A-

BİR DOST BİR POST YETER BANA

————————————————-

 

 

Türküler; olanca yaşam kırıntıları, doğal yaşam akışları; şarkılar ve türkülerde gizli. Sabah atölyeme geldiğimde TRT nağmeleri açtım. Birkaç dakika sonra bir şarkı, birkaç sözcüğün üzerinde duruyor; bir dost ve bir postun yeterliliği üzerine sesleniyordu.

 

Kaç kişiye, kime anlatabilirsin bu tür “Yetinme” felsefesini! Zengin olma düşleri almış başını gidiyorken; adama, deli demezler mi?

 

Tam da burada, insanın kendi tercihleri, seçimleri iradesi giriyor devreye. Yetinme becerisini, uygar dünyadan kopmadan da yapabilme hünerini gösterip gösteremeyeceğimize dair bir sürü test bizi bekliyor.

 

Sağlık güvencesini çözmüşsek, bütçe ne demektir? Ekonomik denkliğinden haberimiz varsa; edebi, sosyoloji dünyanın farkındaysak; ölümlü insan yolculuğunun sonlu tarafını kavrar; yaşama dair büyük huzurun, mutluluğun, büyük zenginliklerde, kavgalarda olmadığını da görme başarısına; esas ödüle sahip olmaya hak kazanırız.

 

Şarkı; birkaç sözcükten ibaret;

 

Bütün dünya senin olsun

Bir dost bir post yeter bana

Atlas libas senin olsun

Bir dost bir post yeter bana.

 

Yaşamı, sadece şarkılara, türkülere hikâyelere kıstırıp anlatamayız. Aslında, bütün yaşamı, yaşama becerisini; büyük hüzünleri, yasları, destanları anlatan şeydir; türküler, şarkılar, hikâyeler ve destanlar. Ciddiyeti, ürkünç altüst hesapları, büyük kurnazlıkları her daim yenen bir şey vardır.

 

İnsanın evrimsel yolculuğunu milyonlarca yıldan bu yana ağır ağır, damla damla sürdürmesi gibi, toplumsal, doğal, sosyal bir sürü deprem olur; ölümü, vahşeti, dehşeti yaşatırken, bir yandan yepyeni bir düzen, başlangıç, yaşam serüveni de başlatır.

 

Victor Hugo’nun şiirinde da bizim yazdıklarımıza, doğal olana dair bir şeyler var; Boaz’ın uykusu bile ne çok şey anlatmak istiyor;

 

Uzanmış uyumuştu Boaz,iş yorgunu;

Bütün gün didinmiş durmuştu harmanda;

Sonra serip yere her günkü yatağını

Uyumuştu Boaz, ölçeklerin yanında

Epeyce tarlası vardı bu ihtiyarın;

Zengindi, ama hakkı hukuku bilirdi;

Rengi saftı değirmendeki suların;

Cehennem ateşi değildi ocağındaki.

Gümüş sakalı Nisan çayına benzerdi;

Ne cimriydi, ne de haset vardı içinde;

“Mahsustan düşürün toplasınlar,”derdi.

Ekin devşiren kadınları görünce.

Hiçbir zaman ayrılmamış doğru yoldan;

Fukara babasıydı, gönlü pek ganiydi;

Beyaz harmanisi kadar temiz bir vicdan,

Halka açık harmanları sebil gibiydi.

Babacandı, yakınlarına sıdkı vardı;

İşini bilirdi eli açık olsa da;

Kadınlar gençlerden çok ona bakarlardı;

Gençler güzel ama olgunun hali başka.

O ki aslına dönmekte olan kişidir,

Geçer yalan dünyadan ebedi dünyaya;

Gencin gözündeki ihtiras ateşidir,

İhtiyarınkinde başka bir nur, ziya;

İşte böyle uyurdu Boaz, gecede,

Ekin tınazları bir mabede benzer

Marka Flower Çiçekçi