Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İHTİYAR BALIKÇI ve DENİZ
——————————————-
100 Temel eser arasında 100 kez basılmış, bir dünya klasiği… Ernest HEMINGWAY çalışması olduğu halde, bu kitabı okuyan herkesin kendi ruhuna hitap ettiğini ve artık, sanata tutunmuş herkesin bir parçası haline geldiği bir kitap, nesle olmaktan öte ruhu, bedeni, düşleri, yörüngesi olan bir canlı…
İhtiyar Balıkçı ve Deniz; denizin kıyısında yaşayan nice insanın hikâyesinden çok öte, sade ve anlaşılır; sözcük sanatıyla, abidevi bir esere dönüşmüştür. İhtiyarın sadece yaşlı bir balıkçı olmaktan öte, denize sevdasının, tutkusunun deniz bilgeliğini anlatan, kırk yıl sona uzanıp onu kitaplıktan aldığımda, günlerce yanımda taşıyıp da, bir çırpıda tekrar bitirip, bu sefer kılcal damarlardan öte, hücrelere akmasına izin verdiğim bir çalışma…
Yetinme duygusunun yok etme kalkışmalarına meydan okur, direnme ve umut etme inancının 85.gün, açlıkla baş etmekten çok öte geçebileceğini, sadece viran bir kulübe ve iyi bir kayığın bütün dünya zenginliklerimize nasıl büyük bir meydan okuduğunu da bu küçük kitabın büyük dünyasında görebiliriz.
İhtiyarın deniz bilgisi ve tecrübesi anlaşılır olmaktan öte yaşama dahi, eyleme dönüşmüş bir hal içinde, çocuğun sezgisel ve kabul edilir sevgisiyle bütünleşmiş; hiçbir dayatmanın olmadığı, yazgı ile yüzleşmeyi, en ilkel insanların yapmış olduğu gibi; yaşamak için, öldürmeyi bile sevgiyle yoğurup, avladığı balığa saygı, sevgi karışımı, bir kazanç, başarı, manevi bir iç çekişe dönüşen yolculuk!
Kitabı yanımda günlerce taşımamın sebebi; dokunursam hemen biteceğini bilmekten kaynaklanıyor. Onu; o maviliği, ihtiyarı ve çocuğu; onların bilgeliklerini, sezgilerini, yaşamın içinde ki inançlı umutlarını bunca kargaşanın içinde hissedip, günler sürecek dostluğumuzun fiziksel bir temasa, dokunuşa, sesleri duyup, sizin yanınızdayım deme alışkanlığından, mahcup ve bencil bir kar sağlamaktan öte bir şey değildi…
Oysa balığı; balıkları umut, yaşamak için çekmeye çalışırken, bekleyen, yorulan, elleri derin ip izleriyle yaralanan kişi; ihtiyardan başkası değildi. Bir de çocuk; onun soluğunu, bilgisini, tecrübesini biraz daha öğrenme telaşı içinde, onu sevgi duyan, her fırsatta yardıma koşan küçük çocuk…
Onun hikâyesi; yaşamının sonu; Devasa bir kılıç balığıyla olan; günler süren mücadelesinden başka bir şey değildi. Geçmişin nasırları bedeninin şanlı izleri sayılsa da;hepimizin içine girdiği,sıcak,serin ve karnı tok mekânlarda okuyup,bir an olsun;o saflığa,bilgeliğe aitlik hissettiğimiz ihtiyarın,denizin,çocuğun ve kılıç balığının hikâyesi;insan ve dünya durduğu sürece varlığını sürdüreceği;net ve kaçınılmaz bir gerçektir.
Bu hakka; ancak sanat ve sanatçı layık görülür. Evren veya yaratıcı öyle bir kıtlık içinde yaratmış ki bunları; ancak süzülerek çıkarlar dışarı. Ve yayılırlar önce gezegene, sonra evrene…
Bu durumda; İhtiyar Balıkçı ve Denizin hikâyesi yaşayacakken soluk alan sonsuzda, insanın yaptığı nice eser, verdiği unvan, ele geçirdiği zorbalık, krallık yerle bir olup, un ufak hale gelip; kılıç balığının geriye kalan kafatasının balıkçılara yem olduğu gibi; gezegenin diğer canlılarına yem olmaktan başka bir şey olmayacaktır…
Ya ihtiyar balıkçı ve denizin, çocuğun hikâyesi? Şanlı bir ödülü almış olduklarını hiçbir zaman bilmeyecek, yarı aç, yarı tok ve dopdolu umutlar içinde, viran kulübelerde, balık kokan eski, yırtık yorganlara kıvrılıp cenin gibi, tekrar tekrar doğacak, yaşatılacak zamanlara, zamansızlığa akacaklardır; elementler gibi; yıldızdan yıldıza ve sonra; bir gezegende, tekrar hayat, yaşam, hikâye, roman, şiir olacaklardır.