Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
“Denizler Halkındır” dediler… Peki, halk denize ulaşabiliyor mu?
Türkiye’nin dört bir yanını saran kıyılarımız, denizlerimiz, sahillerimiz…
Bu ülkenin ortak zenginliği, hepimizin doğal mirası, gelecek nesillere bırakmamız gereken en kıymetli değerlerimiz.
Peki, gelin bir de işin gerçeğine bakalım.
Vatandaşın olması gereken sahillerde kimler var? Halkın denize özgürce ulaşması gerekirken kıyıları kimler sahipleniyor? Denize girmek, kıyıda yürümek, ailesiyle birlikte vakit geçirmek isteyen vatandaş neden engellerle karşılaşıyor?
Ve en önemlisi…
Bu işgalleri kim görüyor, kim denetliyor, kim müdahale ediyor?
Çünkü ortada büyük bir çelişki var. Bir yanda “Denizler Halkındır” sloganıyla başlatılan çalışmalar, diğer yanda yıllardır devam eden işgaller, tartışmalı yapılaşmalar ve vatandaşın denize erişimini zorlaştıran uygulamalar!
Sözler büyük, beklentiler yüksek… Peki, sahadaki sonuç ne?
“DENİZLER HALKINDIR” DEDİLER, TEKİRDAĞ MERKEZDE SONUÇ: SIFIR!
“Denizler Halkındır” projesi kapsamında, vatandaşların denize erişimini engelleyen işgallerin ve kaçak yapılaşmaların denetimler sonucunda tespit edildiği açıklandı. Kıyıların halkın kullanımına açılacağı, denize erişimi engelleyen unsurların kaldırılacağı belirtildi.
Güzel sözlerdi.
Vatandaşın beklentisi de son derece açıktı: İşgal varsa kaldırılacak, mevzuata aykırı yapı varsa gereği yapılacak, halkın denize ulaşmasının önündeki engeller ortadan kaldırılacaktı.
Aradan zaman geçti.Yaz da geçti…
Peki, Tekirdağ merkezde ne değişti?
Vatandaşın gördüğü sonuç: Sıfır!
Elbette kamu kurumlarının yaptığı çalışmalar, hazırladığı raporlar ve gerçekleştirdiği denetimler ayrı bir konu. Ancak vatandaş açısından asıl ölçü, açıklamalar değil, sahilde gördüğü değişimdir.
Bir işgal kaldırıldı mı? Bir engel ortadan kalktı mı? Halkın kullanması gereken bir alan yeniden halka açıldı mı?
Bunların somut yanıtlarını görmek istiyoruz.
KUMBAĞ, DEĞİRMENALTI, ALTINOVA… SAHİLLERDEKİ ENGELLER NE OLACAK?
Hemen yanı başımızda Kumbağ var. Değirmenaltı var. Altınova var.
Bu bölgelerde vatandaşların denize erişimi, kıyıların ortak kullanım hakkı ve sahillerdeki işgal iddiaları konusunda yanıt bekleyen sorular bulunuyor.
Yaz boyunca vatandaşın yaşadığı sıkıntıları görmezden mi geleceğiz?
Denize girmek isteyen, sahilde yürümek isteyen, ailesiyle birlikte kıyıdan yararlanmak isteyen insanlar neden engellerle karşılaşsın? Kamuya açık olması gereken alanlarda vatandaşın geçişi zorlaşırken bazı kişi ya da işletmelerin bu alanlardan ayrıcalıklı biçimde yararlandığı yönündeki şikâyetler neden sonuçsuz kalsın?
Burada altını çizelim: Her yapı kaçak değildir, her iskele hukuka aykırı değildir, her kullanım da kendiliğinden işgal anlamına gelmez. Ancak mevzuata aykırılık iddiası varsa bunun araştırılması, hukuka aykırılık tespit edilirse de gerekli işlemlerin yapılması gerekir.
Vatandaşın talebi de budur.
Kimseye haksızlık yapılmasın. Ama kimseye de ayrıcalık tanınmasın!
Kanun varsa herkes için var. Kural varsa herkese uygulanmalı.
Bir vatandaş sahile ulaşmakta zorlanırken başka bir kişi aynı kıyıyı kendi özel alanı gibi kullanabiliyorsa burada ciddi bir denetim ve eşitlik tartışması doğar.
Kıyıların kullanımında ölçü, kişilerin kim olduğu değil, hukukun ne söylediğidir.