KALP SAĞLIĞIMIZ NE DURUMDA?

Yayınlama: 24.03.2022 15:49
A+
A-

Kalp, yani insanın motoru olan organımız durduğu an dünya duruyor… Her yıl on binlerce insanımızın ölümüyle “Kalp krizi”yle sonuçlanan trajediler normalmiş gibi kabul ediliyor…

İnsanın yazgısı böyle midir; unutmaya mı meyillidir? Yaşamın en kıymetli zamanları olan orta yaş; 50–60–70 yıllarımızı zamansız kalp krizleriyle sonlandırmak yerine, tam da dem salmaya başlamış anlarda, rüzgârın esintisi, kuşların ötüşü bile başka şekilde duyulup ahenk içerisinde, şiir tadında bize kadar geliyorsa kendimizi önemsememiz lüks müdür?

Çevremde çalışmalarıyla takdir edeceğim onlarca insan var. Fırsatları olsa gün yirmi dört saat, onlar da yirmi dört saatin tamamını çalışarak; halkın söylemiyle; didinerek, sürekli biriktirerek geçirecekler…

Çalışana, didinene, biriktirene “aferin” sana demekten başka bir şey gelmez elden… Bir arkadaşım ile kalp üzerine konuşuyorduk. Kırk elli yaşını geçenlerin en azından yılda bir kez kalp kontrolüne gitmesinin faydası üzerine konuşurken arkadaşım şu katkıları yaptı;

“ Arabamızı yılda birkaç kez bakıma getirdiğimiz halde, kendimizi arabamız kadar önemsemiyoruz!”

Bir başka saygıdeğer Tekirdağlı arkadaşım ise şu ifadeleri kullandı;

“ Evimin üçüncü katını, dördüncü, beşinci katını çıkayım, şu tarlayı, bu bahçeyi alıp düze çıkayım derken, kendimizi unuttuk…”

Ne şiirsen bir trajedi; sanki son söylem göklerde yankılanıyor; “ Kendimizi unuttuk…” Sadece o mu? Ülkemizde, bu eşsiz milletin kendini unutmadığı dönemler var mı ki?

Steskop denen aletle doktorunuz kalbinizi kontrol ederken, kalbin sesini duymanız için dışarıya verdiğinde kalp dünyanızda yüce bir şey olacaktır; yaşamın sonsuz derece kıymetli olduğu, hiçbir mülkiyetin yaşamdan daha önemli olmadığının sesleri, çağlayan gibi ve aynı ahenk içerisinde kanın vücuda gönderilmesinin öyküsünü anlattığı gibi, şölensi sesi de çıkartıyor…

250–350 gramlık kaslardan oluşan bir organ; kocaman dünyaları, düşleri, hayalleri, kavgaları, umutları, öfkeleri olan insanı, yani biz insancıkları yaşatmak için günde kaç kez atıyor biliyor musunuz; 100 Bin kez…

100 Bin kez atan kalbimizin vücudumuzun her yerine gönderdiği kan miktarı ne kadardır acaba; 9.000 litre; yaşam için, soluk için, neşe, hüzün; kabiliyetimiz oranında her şey için bedenimize ulaştırmak için o küçük organ; kalp tarafından pompalanıyor…

Yılda bir kez ziyaretine gittiğim Kardiyoloji Uzmanı Doç.Dr. Gökmen GEMİCİ, tıpkı kalbimizin disiplini, titizliği gibi işini en iyi yapan doktorlarımızdan birisidir. Gitmem gereken zaman geldiğinde, yaptırmam gereken tahlil sonuçlarını da ( 14 tane ) yanıma olup 3 numaralı otobüsün gittiği yerin son noktasına kadar gittim…

Her şey bittikten, tükendikten sora yapılacak telaşların hiçbir kıymeti yoktur. Zamansız ölen insanlarımızın ardından ne çok kuru söylemler, merhamet gösterileri yapar dururuz; “ Gencecikti… Daha çok erkendi…” Ya sen? Ye biz? Henüz erkenken görmek, gitmek gerekmiyor mu?

Allah aşkına, en değerli birikim nedir? Herkese sorsak; para, pul, mutluluk derken araya sağlığı da sıkıştırmazlar mı? Sağlık denen yüce nimet; araya sıkıştırılacak bir şey değil…

Neşeniz yerinde, ıslık çalarken gitmeli önemli organlarımızın uzman doktorlarına. Çok küçük önlemlerle belki de en kıymetli zamanlarımız, en sevdiğimiz insanlarla, bu harika dünya ile en değerli anların yaşama tanıklığı; algısı geniş, edebi duyguları gelişmiş, felsefeye önem veren insanlar için paha biçilemezdir…

Kalp için ne çok şey söylenir; “ Kalpsiz adam… Kalpsiz kadın… Katı kalpli… Yumuşak kalpli… Kalbimi çaldın… Kalp hırsızı…”

Yıllık kalp kontrolü sırasında Steskop sayesinde duymuş olduğum kalbimin sesleri karşısında utandım, korktum, heyecanlandım, onur duydum. Velhasıl tıp, doktorlar, teknoloji ve 21.yüzyıl adına onur duydum. Daha çok hareket, daha dengeli beslenme, daha az öfke ve daha çok sevgi düşüncelerini, dışa vuran kalp atışları bastırsa da, ara sıra atölyeme gelen neredeyse kırk yıllık arkadaşımın durumuna düşmeyin derim!

Kimsenin ağzına almak istemediği hastalıkla mücadele ediyor. Her şeyi var; bildik manada; mal, mülk, banka hesapları ve arabaları… Son geldiğinde ise şu sözleri miras gibi bıraktı atölyemin odacığına; “ Kendimizi çok hırpaladık kardeşim. Hor kullandık bu bedeni. Hele bir de yengenin söyledikleri var ya:- Kendini de mahvettin, beni de. Şimdi ne olacak? “

Önemseyin kendinizi! Kalbinizi, bütün bedeni çalıştıran, bizim için günde 100.000 kez atan o küçücük organı…

Marka Flower Çiçekçi