Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Daha önce Uçmakdere çiftçilerinin en önemli dertlerinden birisini köşemizde yazmış, henüz bir netice alamamıştık. Özellikle Şarköy Belediyemizin hizmet alanı içerisinde bir yetmezlik var.
Uçmakdere’da zaten tarım birkaç gönüllü insan tarafından yapılıyor. Son günlerde biraz artış da göstermeye başladı. Doğru desteklerin meyvesi alınmaya başlandı; Arıcılık, Adaçayı, zeytin yetiştiriciliği alanlarında.
Tıpkı Uçmakdere Köylüsü, Mahallelisinin de önemli sorunlarından; tarla yollarının zorluklarla aşılması; bakımsız oluşları! Bu kadar zor mudur; çalışmak, üretmek isteyen insanın önünü açmak?
“Ben söyledim, burası olmadı mı?” Diyen, daire başkanlarımız var. Bu nasıl iştir? Söyledim dediğin yere aylar sonra geliyorsun ve bu işin olmadığını görüp, havaya sesleniyorsun. Bu işlerin geri bildirimi, kontrolü olmaz mı?
Yörede Hacı Başkan sevilen birisi olsa da, sözlerine güven azalmaya da başladığını gözlemliyorum. Hacı Başkan, sahaya inip, bizzat kendi gözleriyle kontrol yapıp, olanı olmayanı gözlese çok daha iyi olacak…
Aynı sorun Gaziköy insanında. Köy yolları zorluklar içinde. Bakımsız haldeler. Oysa bu köyün çiftçileri tarlalarından hiç vazgeçmedi. Biraz destek; neler üretilmez?
HAYANCILIK CAN ÇEKİŞİYOR
———————————————
Etin kilosu bilmem kaç kilo. Dışarıdan sağlanan ithal etlerin yerli etimizin yeri tutmadığı, bu boşluğun doldurulmadığı ortadadır. Buna rağmen, sınırlı imkânlarla hayvancılık yapmak isteyenlerin sorunları bir türlü çözülemiyor.
Niçin? Bu kadar zor mudur? Ağaçlandırma yapacağız diye ceviz badem bahçelerine devredilen orman, mera yerleri, hayvancılık yapmak isteyenler için büyük sıkıntılar yaratıyor.
Örneğin Çanakçı Köyü; buradaki meyve ağaçlandırma sahası neredeyse köyü yutmuş durumda. Bir cenazeye katılmak için gittiğim köyde, bahçeleri saran telleri gördüm. Bu kadar güzel yerler; hayvancılık için her türlü imkân varken; şimdi geri dönüp hayvancılık yapmak isteyenler ise MERA bulamıyor.
Mursallı Köyünde ki hayvancıların derdi ayrı. Nereye gitsek mera kanunları yüzünden ceza yediklerini söylüyorlar. Zaten, hayvancılık yok gibi! Teşvikle bu sayıyı yeterli hale getirmek için meraları çoğaltmak, hayvancılığı özenilir hale getirmek; bütün kurumların görevi değil midir?
Bu konuda kendine sorumluluk çıkaranlar nerededir? Çiftçi ile doğa pekâlâ barıştırılabilinir. Orman köylüsüne ormandan hak verirsen, düzenli kesim ve koruma sağlarsan; orman hep yeşil kalır. Tıpkı, hayvancılık için de öyle; bol otlak alanları sağlanırsa, belli zamanlarda belli alanlar açılarak, ne otlaklar ne de sulak alanlar yok olur.
Istranca-Yıldız Ormanlarında ki ormancılığına öteden beri gıpta ettim. İlimsel yapılan ormancılığın ne çevreye, ne ormana zarar vermediği bellidir. Ormana zarar vermeyen keçiler de getirtildi. Sadece yasaklarla, sadece badem, ceviz ormanları yaratacağız diye; ette, peynirde, sütte, soğanda, patatesde; her şeyde dışa bağımlı hale geliriz.
Hiçbir kanun masa başından anlaşılamaz. Yerinde; Cumhurbaşkanının söylediği gibi;” Yöneticiler; Valilerim, başkanlarım; sahaya ineceksiniz; sahaya”