Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Hasan Şekerözü Sokak Sakinleri İlgi Bekliyor
Bütün iyi niyetimizle ve mümkün mertebe bütün olumsuzlukların pozitif-olumlu yanını görerek yazmaya çalışıyoruz. Kimsenin kalbi kırılmasın, kimsenin morali bozulmasın istiyoruz ama bilinen bir şey de var; “ Ne şiş Yansın, ne kebap! “ Nasıl olacak bu?
Koltuğa yapışanlar tez zamanda halkı o kadar çabuk unutuyor ve çevrelerini makyaj yapanlar o kadar çabuk sarıyor ki, ara ki halkı bulasın; koltuğa düşkün, güç sarhoşu olmuş yöneticilerde…
Ertuğrul Mahallesi Hasan Şekerözü Sokak sakinlerinden kim bilir kaç uyarı aldım bugüne kadar. Bizim sokağımıza da bir uğra, gel gör halimizi! Hasan Şekerözü Sokak, Kızılay’a giden çok küçük, fazla uzun olmayan ama meydanlara yakın, bir yerde gözbebeği olacak sokaklardan birisi olmalı, diye düşünebiliriz!
Bu sokağı daha yeni yapan Belediye’mizin Fen İşleri ekipleri ve yöneticilerimiz de öyle düşünmüş ki burasını “Çakma Arnavut Taşı” benzeri küçük küçük taşlarla döşemişler. İyi döşense, gerçek Arnavut Taşı olsa, yokuş olan yerlere gidebilir, yakışabilir de; ancak iyi ustalar tarafından döşenmesi şartıyla…
Hasan Şekerözü Sokak, küçük taşlar tarafından özellikle fiyakalı olsun, halk tarafından ilgi görsün diye yapılmış olmasına rağmen; belediyemiz bu işin gözünü çıkarmış diyebiliriz! Nasıl mı? Gelin hep birlikte dinleyelim insanlarımızın şikâyetlerini; böyle döşenmiş, eğri büğrü duran taşları olan sokaklardan…
Bu sokakta yaşayan engelli birisiyseniz; yandınız! Zaten zar zor yol alan engelli araçları veya araçları olmayan engelli insanlarımızın kısa sayılan bu sokağı geçene kadar, birkaç takla atmaması kaçınılamaz. Çocuğunuz olmuşsa ve onun bebek arabasında dışarı çıkartacaksanız; yine yandınız. Bebek arabasının küçük tekerlekleri, orantısız döşenen taşların arasına girdikçe çileden çıkmanız da kaçınılmaz…
Eğer bu sokakta yaşıyorsanız, seyahate çıkmak için valizlerinizi aldınız ve çeke çeke taşımak istiyorsanız; yine işiniz çok zor! Valizlerin küçük tekerlekleri özürlü olan bu sokakta gitmenize engel olacaktır…
Her şeyi bir kenara bırakalım bir dakikalığına; bu sokakta yaşayan bir kadınsanız, o gün için yüksek topuklu bir ayakkabı giydiyseniz; VAY HALİNİZE…
Deve muhabbetini hatırlatmama gerek yok; “ Nerem doğru ki?” cevabını herkes bilir. Hangi caddemiz, sokağımız, kaldırımımız doğru ki? Asfalt veya ucuz parke taşı meraklısı yöneticilerin bir defa yapıp, sonra uğramadıkları yerlerdeki iç karartıcı çöküntüleri, bozulmaları, vatandaşa eziyete dönüşen, kırılmaları, dökülmeleri görmeleri mümkün değil…
İşin en garibi de, bir yerde yenilenme yapılırken yöneticiler oldukça boy göstermeyi seviyor. Ya sonra? İnsan merkezli, insanımızın memnun olması, en azından büyük çoğunluğunun duacı olup; “ Ben bu şehirde yaşıyorum!” derken övüneceği, onur duyacağı caddeleri, sokakları, kaldırımları niçin yapmıyoruz? Bizi engelleyen nedir?
Hasan Şekerözü Sokak sakinlerinden aldığın davet üzerine sokağı görmeye gittiğimde hemen berisinde olan Hasan Ali Yücel Meydanı taşlarının dümdüz, kaymak gibi olmasının yanında birde az ötedeki çakma taşların ustalıkla döşenmemesi yüzünden şikâyet edilen sokağı karşılaştırdım; birisinde yürümek bile insanı onurlandırırken, diğerinde yürümek ayrı bir dert… Kadın olmak, çocuk sahibi olmak ve engelli olmak; apayrı sorun…
Hasan Şekörüzü Sokağı ziyaretten sonra bir kez daha Ördeklidere Caddesi’ne uğradım. Korkunç mimari, mühendislik alameti karşısında; sanırsınız ki buraya hiçbir zaman mimar ve mühendis uğramamış; uğramayacakta…
Ördeklidere Caddesine bir kez, bir kez daha bakıp, Hasan Şekerözü Sokak sakinlerini düşünmeden edemedim; kötünün de kötüsü olduğunun ıslığını çala çala; bir gün, şehirli olacağız, başaracağız diye düşünerek yürüdüm, şehirli türküleri, şehirli sevdası nasıl olur diye düşünerek…