Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Telefonuma gelen davette kısacık not bir yılın emeğini,21 kadınımızın ise hünerlerini anlatıyordu;
“ Süleymanpaşa Belediyesi Tezhip Kursu Yıl Sonu Sergisi, İlknur TÜRKER ERİZ ve ÖĞRENCİLERİ”
14–19 Şubat tarihleri arasında yapılacak Yıl Sonu Sergisi; MEFTUN ismini taşıyor. Sözcük anlamını henüz bilmediğim ama kulağa iyi enerji fısıldayan bir hissediş… Heyecanlı bir şekilde Türkçe karşılığına bakmak için sözlüğe girdim. Meftun’un anlamı; Tutulmak, Gönül Vermek, Vurulmak olduğunu öğrendim.
Tutulmanın, gönül vermenin ve vurulmanın serüveni 21 Tekirdağ insanı-kadını ve onların öğretmenliğini üstlenen İlknur Türker Eriz’in 365 günlük sanat, göz nuru serüvenleri sergisi tam da bir başka anlamlı güne 14 Şubat Sevgililer Günü’ne denk getirilmişti.
Anlaşılan o ki Hat ve Tezhip sanatıyla iç içe geçen insanların, ustaların düşünceleri de “Gönül Vermiş veya Vurulmuş” luk içerisinde güne, her şeye yansıyor…
Tekirdağ Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde açılışı yapılan serginin resmi bölümüne yetişemesem de, arkadaşlarım İlyas Güneş ve İlyas Uyumaz ile birkaç saatlik gecikmeyle Tekirdağ Kültür Merkezi’ne gittik.
Salona dizilmiş, görünürde bir yıllık emeğin Tezhip ve Hat Sanatı eserleri, renk, desen, hüner, emek yoğrulmaları dimdik ve göz alıcı halde, sanatseverleri bekliyorlar. Üstelik şehrimizin bir başka usta Ney sanatçısı Ferit Yavuz’un üflediği ney kamışından çıkan o ilahi melodiler eşliğinde, sanırsınız ki sarmalın içinde boyutlar arası bir yolculuk öyküsü yazılıyor…
Sayın Valimiz Aziz Yıldırım’ın, Süleymanpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Uzunlar’ın, Tekirdağ İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Üzgün’ün, Tekirdağ Namık Kemal Kütüphanesi Müdürü Hamide Çakır’ın ve daha birçok davetli eşliğinde açılışı yapılan serginin Kültür Müdürlüğü salonu ve salonlarına kattığı yüksek, yapıcı, üretici, düşündürücü enerji görülmeye değerdi…
Ferit Yavuz’un ney sanatındaki ustalığın coşkusu ise dinlemeye değerdi. Yıllar önce bir kır evinde dinlemiş olduğum, o zaman tanıdığım Ferit Yavuz, sadece ney sanatıyla değil, sporcu yönüyle de insana, sevgiye, sağlığa koşmaya devam ediyor…
Gelişen, yüzü gülümseyen ve aynı zamanda hareketi besleyen şehirlerin altyapılarında SANAT vardır. İnsancıl fikirlerin, hünerlerin, ustalıkların salonları; kütüphaneleri, tiyatroları, operaları, kültür merkezleri, müzeleri, sergi salonları ve bütün bunları anlamlı kılacak sanatçıları ne kadar çoğalır ve onların ellerinden tutulursa, şehir öyle gülümsüyor, öyle insanı insanlığı davet ediyor.
İlknur Türker Eriz’de böyle sanatçılarımızın başında geliyor. Neredeyse 24 saat kendi sanatının içinde kendi özüyle yoğrulduğu gibi, bir taraftan da öğrencilerine, kendi ustalarından ve kendi özünden süzülen Hat ve Tezhip sanatını öğretmek için can atıyor.
14 Şubat tarihinde Tekirdağ Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde açılan 19 Şubat tarihine kadar sürecek Tezhip Sergisi de; Öğretici ile Öğrenci buluşmasının, sabırla, gönül, tutku ve vurulmuşlukla beslenen, yola koyulan insanların zarif haykırışıdır; efil efil, tıpkı bunaltıcı sıcaklarda esen, beden ve ruha serinlik katan Frişka rüzgârı gibi…
Bu kadar güzellik, hüner, tutku ve gönül vermişlik hissiyatından söz etmişken, usta sanatçı Neşat Ertaş’ı anmamak olmaz;
“ Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca
Akar can özümden sel gizli gizli
Bir tenhada can cananı bulunca
Sinemi yaralar (yaroy yaroy yaroy)
Dil gizli gizli
Dil gizli gizli
Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçenin gülü derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
Gönülden gönüle gider (yaroy yaroy yaroy)
Yol gizli gizli
Yol gizli gizli “