Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
( Sayın Sekreter, Sayın Başkan Caddelerden Hiç Geçmiyor musunuz?)
Bir şehrin gelişmişliğini meydanları, caddeleri, kaldırımlarıyla da sorgulayabilir, değerlendirebilirsiniz. Şehir şehir gibi olmadığı vakit, insanlarda göç ettikleri alışkanlıkları, görenekleri şehre tıka basa dolduruyorlar. Başka çareleri yok ki! Şehir yöneticileri onları kentli olmaya davet etmiyor ki!
Muratlı Caddesi on yıl önce Doktor Başkan Âdem Dalgıç zamanında yenilendi güya! Neredeyse bir yıl süren çalışma halkın gözünde de, ekonomistlerin, mimarların, mühendislerin gözünde de tam bir başarısızlık örneği…
Niçin mi? Sadece yağmur suyunu taşıyacak ızgaralarına bakarsanız anlarsınız. Yağmur yağınca caddenin şapkası düşüyor ve kel görünüyor… Ne acı bir durum; halkın bir kucak parasını bir caddeye göm; adına da “ SAYGINLIK CADDESİ” de…
Ortaya çıkan şey ise, yağmur suları, sıradan bir yağmur yağdığı zaman dahi, cadde üzerinden akan küçük derelerin halka, yayalara ve şoförlere verdiği ceza ve eza…
Bugün için bu sıkıntının giderilmesini sağlayacak olan kim? Adam Dalgıç çoktan yitik siyasetçiler kervanına katıldı. Caddeye yapılan kötülüğün sahibi sadece Âdem Dalgıç mıdır? Hayır! Bu caddeye imza atan mimar ve mühendislerde bir parça utanma-ar duygusu varsa; dibe vururlar her yağmur yağışında caddenin yanından geçiyorlarsa…
Oldukça uzun ve iki mahalle sokaklarından aşağı akan yağmur suları çok çabuk büyük derelere dönüşüyor. İşte bu anlarda o geniş kaldırımlardan bile geçmek ciddi bir iş; tam, sirk cambazı oluyor insanlarımız. Her an hızlı geçen bir aracın yağmur sularını üzerine atmaması için nereye kaçacaklarını şaşırıyorlar.
Yağmur, gerçek manada şehirli insanları çarşıya, caddelere çıkartacak kadar neşe ve romantizm uyandırır. Ama bu şehirde, yaşadığımız yerde, mimariye, mühendisliğe öneme vermeyen yöneticilerin yönettiği kentte; yağmur, herkese sıkıntı, hüzündü veriyor. Bu yüzden halkımız zorunlu olmadıkça caddelere çıkmıyor… Çıkamıyor…
Caddenin yapılış sorunu tam manasıyla özürlü olmasına özürlü ama bir türlü bakmayan görmeyen Büyükşehir Belediye’mizin ilgili birimlerine ne diyeceğiz?
İnanabiliyor musunuz dostlarım; Âdem Dalgıç zamanından bu yana caddeye neredeyse dokunulmadı. Kırılan, bükülen, çözülen taşları bir yana, iki büklüm durumda olan çınar ağaçları, duygusuzluğun acısı içinde kıvranıyorlar.
Caddede birçok otobüs durağı olmasına rağmen kapalı durak yok. Koskoca caddede halkın kullanacağı umumi bir tuvalet yok. Yok, oğlu yoklar duruyorken, bizim anlı-şanlı yöneticiler ise yağmur suları gibi akıp gidiyorlar…
Ya geride kalan mutsuz insanlar? Geride kalan o büyük sıkıntılar?
Bir zamanlar Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen bir konuşma yapmıştı şehrine göç eden insanlar adına;
“ Şehrimize başka illerden, kasaba ve köylerden gelen insanlara ilk önce teşekkür etmeliyiz. Daha sonra onları şehirli yapmak, kenar mahalle içerisinde bırakmamak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız…”
İşte bu felsefenin şehri Eskişehir artık bir dünya şehridir. Dünyanın bütün şehirleriyle rekabete girebilir. Çünkü halkı gece de, gündüz de dışarılara; meydanlara, caddelere, çarşılara, sanat ve kültür alanlarına çıkıyor; çünkü onlar yaşadıkları şehirde yağmur yağınca enayi durumuna düşürülmüyorlar…
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Metin Pakdil’e sormak isterim;
Sayın Sekreter, Sayın Başkan; caddelerden hiç geçmiyor musunuz? Sizlerin birimleri geri bildirim nedir bilmiyorlar mı?