Reklam

MUTLU KİMYALAR !

Yayınlama: 14.09.2023
A+
A-

11 Eylül’de okullar açıldı.

Öğrenci ve  öğretmen olarak, ömrümün  41 yılı okullarda geçti.

Bu yılların bazı kaçınılmaz etkileri olmuş herhalde.

Örneğin, “To Sir with Love”,”Goodbye Mr. Chips”, ”Dead Poets Society” gibi öğretmen filmlerinde çok duygulanıyorum.

Her Eylül içimi bir bir heyecan kaplıyor.

Evde atamadığım, kullanmaya da kıyamadığım, bir sürü defter, kalem, kırtasiye malzemesi ve bir konuyu anlatırken lazım olur diye sakladığım bir yığın “prop”, ıvır zıvır var.

Ama hala dükkanlarda satılan kırtasiye ürünlere bakmadan geçemiyorum.

Hastanedeki odamda bir beyaz tahta ve renkli markerler bulunuyor.

Odama gelen arkadaşlarım da  bir şey anlatırken beyaz tahtayı kullanmayı seviyorlar.

Bu yazı, haftanın anlamına uygun olarak, eğitim konusunda.

Önce kimya eğitimi.

KİMYA EĞİTİMİ NASIL OLMALI ?

On yıl ABD’de, üç yıl da Türkiye’de çeşitli liselerde kimya öğretmenliği yaptım.

Kimya eğitimi hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Bir gün derste  tahtaya  kimyasal semboller kullanarak  bir reaksiyon yazıp açıklamaya çalışıyordum, birden bütün öğrencilerin boş boş baktığını farkettim.

O andan sonra, kimya derslerinde, öğrencilerin görmediği, dokunmadığı, hatta  koklayıp  tadına bakmadığı hiç bir madde kullanmamaya karar verdim.

Marketlerde, hırdavatçılarda bulunan, evde, mutfakta her gün kullandığımız kimyasallarla yapılacak deneyler planladım.

Her dersin  basit, kısa bir deney veya bir demonstrasyonla başladığı, hem ders kitabı hem de laboratuvar kitabı gibi kullanılacak 200 sayfalık bir kitap taslağı yazdım, adını “Useful Chemistry / İşe Yarar Kimya”  koydum.

Hatta şaka olsun diye, kitabı tanıtırken  alt başlığının  “Things I wish my wife knew / Keşke karım da bunları bilseydi”  olduğunu söylüyordum.

Kimyasal kavramların  dört aşamada  öğretilmesi önerilir.

Bu dört aşamadan birincisinde,  öğrenci, çevresindeki  maddelerin veya  kimyasal değişimlerin  farkına varır  ve onları gözlemler.

İkinci aşamada öğrenci bu maddelerin yapısını veya değişimi parçacık/molekül/ atom seviyesinde hayal edebilir ve anlatabilir.

Üçüncü aşamada bu değişimi kimyaya özgü birtakım sembollerle ifade edebilir.

Dördüncü aşamada öğrenci, bu olayın çevresel, toplumsal etkileri konusunda bir şeyler söyleyebilir.

Bir örnek:

Öğrenci bir bardak suda bir buz parçasının erimesini gözlemler.

Sonra  buzun katı yapısı içinde  duran su moleküllerinin buz/su arayüzünde  koparak  sıvı  haldeki suya geçişini  gözünde canlandırır.

Üçüncü aşamada buzun erimesini   H2O(s) → H2O (l) + ΔH  gibi sembollerle ifade eder.

Dördüncü aşamada “Güney kutbunda buzulların erimesinin küresel ısınmaya etkisi” konulu  3-5 paragraflık bir yazı yazabilir.

Bütün bu aşamalarda  laboratuvar deneyleri, animasyon filmleri, intenet kaynakları etkili bir şekilde kullanılabilir.

Ne yazık ki, ülkemizde sınav stresi altındaki öğrencilerle böyle keyifli kimya dersleri pek yapılamıyor.

Birden üçüncü aşamaya geçerek çocuğu, ona anlamsız gelen sembollere, boğmak onu kimyadan uzaklaştırıyor.

ÖZGÜN BİR DÜŞÜNÜR NASIL YETİŞİR?

Bu bölümde İngilizce öğretmeni Jessica Lahey’in psikoloji profesörü Adam Grant ile yaptığı  söyleşiyi özetliyorum (*).

Lahey: Öğretmenler, bir taraftan özgün düşünürlerin gelişmesine izin verirken, diğer taraftan disiplinli bir öğrenme ortamını nasıl dengeleyebilir?

Grant: Çok fazla düzen ve disiplin yaratıcılığı kısıtlayabilir, ancak çok azı da yaratıcılığa zarar verebilir. Kısıtlamaları olan bir sınıfta çocuklar düşünmeyi öğrenemezler. Öte yandan çocuklara  özgürlük verin, seçim felcine kapılabilirler, birçok yeni fikir geliştirebilir, ancak bunları uygulayamayabilirler. Bence denge, farklı pedagojik yaklaşımlardan gelir. Örneğin 10 dakika ders anlatın, ardından çocukların öğrendikleri dersi öğretmek için kendi yaklaşımlarını geliştirmelerine ve küçük gruplar halinde sunmalarına izin verin. Küçük grupların, bir sorunun parçalarını ayrı ayrı çalışıp sonra birleştirdikleri yöntemin, yaratıcı düşünceyi beslemek için de harika bir yol olduğu gösterilmiş. Ayrıca, ilk doğanların sonraki kardeşlere göre zeka avantajına sahip olmasının nedenlerinden biri de öğretmen etkisidir: Büyükler kardeşlerine bir şeyler öğretmek için daha fazla zaman harcarlar, bu da kendi öğrenmelerini kristalize etmelerine yardımcı olur. Öğrencilerin birbirlerine ders anlatmaları sınıfta bir norm haline getirilmeli.

Lahey: Dünyayı gerçekten değiştirecek çocukları eğitmek söz konusu olduğunda, isyankarlığın olumlu bir özellik olduğunu iddia ediyorsunuz. Öğretmenler özgün, yaratıcı düşünmeye yol açan isyanı teşvik etmek için ne yapabilir?

Grant: Öğrencilere öğrendikleri bir şeyi yeniden yorumlama şansı verin. Bunu yapmak  zıt teorilerin olduğu, tarih ve edebiyat gibi bazı alanlarda kolay olabilir. Örneğin, Benjamin Franklin’in bir mucit, sosyal yenilikçi ve politikacı olarak bazı büyük başarılarını sunduktan sonra, çocuklara başarısızlıklarını araştırma fırsatı verin.

Lahey: Bir sınıfta isyankar öğrenciler, bir öğretmenin en kötü kabusudur ve hemen her ders planını raydan çıkarabilirler. Sınıftaki isyancılarla baş etmenin en iyi şekli nedir?

Grant: Onlara sadece karşı oldukları değil, savunacakları bir şey verin. Onlara sınıfta neyin yanlış olduğunu düşündüklerini sorun ve ardından daha iyi hale getirmek için çalışmalarını isteyin.

Lahey: Özgün bir çocuk yetiştirmek için ideal öğretmen  nasıl olmalı?

Grant: Çocuklara çok fazla sorumluluk veren bir öğretmen. Bu, yüksek beklentilere sahip olmak, ancak  beklentileri karşılama konusunda çocuklara takdir yetkisi vermek anlamına gelir.

Lahey: Öğretmenler, eğitimi, özgün ve yenilikçi düşünürler yaratacak bir yöne nasıl itebilir?

Grant: George Lucas’ın üniversite başvurularının yaratıcı bir portföy içermesi gerektiği önerisini seviyorum. Her öğrenci özgün bir şey yapabilir: bir film, bir şarkı, bir hikaye, bir sanat eseri. Ayrıca öğrencilere soru sormayı öğretmek gerekiyor. Warren Berger’in dediği gibi, “Cevapları bilmek okulda size yardımcı olacaktır, ancak nasıl soru soracağınızı bilmek hayatta size yardımcı olacaktır.”

Lahey: Tanıdığım orijinal düşünürlerden çokça duyduğum bir hikaye, öğretmenin talimatlarını  reddettikleri için çok fazla sorun yaşadıklarıdır. Orijinal düşünürlerin öğrenme, keşfetme ve yenilik yapma heveslerini nasıl destekleyebiliriz?

Grant: Seçeneklerden biri, öğrencilere bilinen çözümlerden sonra yeni çözümleri keşfetme özgürlüğü vermektir.

Lahey: Sık sık susmalarını, oturmalarını ve kurallara uymalarını isteyen bir dünyada ilerlemeye çalışan orijinal çocukların akıl sağlığı konusunda endişeleniyorum. Bu konuda yorum yapabilir misiniz?

Grant: Ben de bunun için endişeleniyorum. Okul, çocukların baskı altında boğuldukları yer değil, öğrenmeyi sevmeyi öğrendikleri bir yer olmalıdır. Öğretmenler yaratıcı çocuklarla çalışmaktan hoşlandıklarını iddia ediyorlar, ancak en uysal çocukları yanlarına alıyorlar. Orijinal çocuklar, ya öğretmenlerin ters tutumları nedeniyle okuldan uzaklaşıyor, ya da,  yaratıcı davranışlardan vazgeçiyorlar. Her iki sonuç da son derece istenmeyen bir durumdur.

Lahey: Orijinal çocukların  ebeveynleri, çocuklarına her gün okulda sınırların içinde kalmalarını, istenen şekilde davranmalarını ve soru sormayı bırakmalarını  söylemek zorunda kalırken, çocukları hakkında özel ve farklı olan şeyleri nasıl koruyabilirler?

Grant: Onlara tarihteki bazı büyük orijinal düşünürlerin onlara çok benzediğini göstersinler. Einstein’a bakın: Sürekli olarak otoriteye isyan etti ve kalabalığı takip etmeye zorlandığı sınıflarda mücadele etti. Romanlar, hikayeler  burada da işe yarar: Onlara Harry Potter’in kötülere karşı savaşmak için kuralları nasıl esnettiğini  hatırlatın.

Lahey: Peki, ilk adım nedir? Bugün ebeveynlik ve öğretme şeklimizi değiştirmek ve çocuklarımızı özgün olmaya teşvik etmek istiyorsak, nereden başlamalıyız?

Grant: Kurallar yerine değerlere odaklanın. Örneğin,  yaratıcı kişilerin ebeveynleri, temel değerleri modelleyip vurguladı ve çocuklarına bu değerleri ifade etme  özgürlüğü verdi. Ebeveynler, “Bu ailede başkalarına saygı önemlidir. Başkaları üzerinde ne tür bir etki bırakmak istiyorsunuz?” veya, “İşimizden keyif alıyoruz. Ne tür işler size eğlenceli geliyor?” gibi sorular sordu. Bu çocuklar büyüdüğünde, gösterdikleri uyumsuzluk daha çatışmasız oldu , çünkü onlara rehberlik eden kendi değerler sistemine sahiptiler.

SONUÇ

Özgün, yaratıcı, eleştirel düşünen öğrenciler yetiştirmek, temel bilimleri sevdirmek, öğretmek ve gerekli becerileri kazandırmak için öğretmenlere çok iş düşüyor.

Yeni ders yılında öğretmen arkadaşlara başarılar dilerim.

Öğrencilere de, Kimya öğretmenliği yaparken kullandığım ifadeyle, “Happy Chemistry / Mutlu Kimyalar” diliyorum.

Kimyanız iyi ise her şey yolundadır!

 

(*) https://www.theatlantic.com/education/archive/2016/02/educating-an-original-thinker/462468/

 

Yazarın Son Yazıları
Marka Flower Çiçekçi