Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
[responsivevoice_button voice=”Turkish Female” buttontext=”Oku”]
Yaşar Bey’in(Sevinç) davetiyle Namık Kemal Stadına gittim. Güneşin günü şenlendirdiği öğle vakti; Tekirdağspor’un kendi evinde Vizespor ile yapacağı karşılaşmayı izlemek için nereyse ilk gelenlerden oldum. Yeşil saha, güneşin altında pırıltı saçan çimler, hemen arkada uzanan (…) liman inşaatının çirkinliğini tezat bir şekilde gözler önüne seriyordu.
Güneşin göksel ezgisi yeşil sahayı, tribünleri her tarafı ısıtmaya başladığı vakit, hoparlörden yayılan şarkılarda spor coşkusunun haberini vermekteydi. Yaşar Bey kendi telaşı içinde canlı yayını sunma hazırlıkları yapıyordu. Ona telefon edip geldiğimi haber verdiğimde, çay içmeye davet etti.

Heyecanım, yıllar önceye öğrencilik yıllarına gitti. Sportif ve etkinlik amaçlı çalışmış olduğum yeşil sahaya otuz yıl önce yakın olmuş, daha sonra zaman tünelindeki yollarımız ayrı düşmüştü. Yaşar Bey’in çay teklifini değerlendirmek için sahaya, yeşil çimlerin kenarındaki atletizm yoluna indim. Ve Yaşar Bey ile buluştuk. Tekirdağspor’un Başkanı Mülahim Kuru ile tanışıp kısa bir sohbet ve fotoğraf çektirmemiz hep aynı çay zamanı içinde oldu.
Tribünlere döndüğümde Cenap Beyler de gelmişti. Her daim sporu önemseyen ve sporun içinden gelen Cenap Bey ve Serhat Yeşilipek ile birlikte, basın bölümünde onların yanında uzun zaman sonra Tekirdağspor’u ilk kez izlemenin heyecanı içinde bende yerimi aldım.
Yöneticilerin, çalıştırıcıların yüzüne baktığımda güneşin enerjisi yanında kendi evlerinde, seyircileri önünde olmanın neşesi onları da sarmıştı. Kapalı tribündeki seyirci neredeyse hiç susmadı; davullarıyla, marşlarıyla oyun sonuna kadar desteklerini verdiler.
42.dakikaya kadar orta saha ağırlıklı geçen karşılaşma, rakip takımın oyuncusu Haşim’in yanlış taç atmasıyla Tekirdağspor’a geçen taç atma, gelecek golün de habercisiydi. Ali, Şafak derken sağdan yapılan bir orta Kerim’in kafasıyla buluştu. Tekirdağspor seyircisi ve oyuncuları 42 dakika beklediği gole kavuştu.
Tekirdağspor’un bir şutu da direkten döndü. Karşılaşmada başka gol olmazken,1–0 biten maçın ardından herkes de bir rahatlama aynı zamana, daha yukarılara taşınacak, hatta şampiyonluğu görecek umutları belirdi.
Maç başlamadan önceki izlenimlerim şöyle oldu; “ Cüneyt Yüksel varsa Tekirdağspor var!” Daha önceki Tekirdağspor’un çaresizliğini, kimsesizliğini ve yalnızlığını çok iyi biliyoruz… Cüneyt Yüksel, gençliğinin verdiği heyecan aynı zamanda her politikacı gibi siyasi itibarını ve geleceğini de aradığı Tekirdağspor en azından kendi ayakları üzerinde dimdik duruyor…
Tekirdağ’ın isminin üst liglerde anılamaması yine Tekirdağlıların AYIBIDIR… Çoğumuz oturduğumuz yerden alıyor, satıyor, kızıyor, öfkeleniyor ve daha sonra bu şehirde yaşarken yaşamaz hale geliyoruz. Aziz Nesin’in “Ne Yaşar Ne Yaşamaz” radyo oyunu gibi, Tekirdağ aydınının nerede durduğu, ne yaptığı belli değil…
Gün, güneşin erdemiyle aydınlanırken ben de dostların, Tekirdağspor’un seyircisiyle, heyecanıyla iç içe olmanın şenliğini yaşadım. Tekirdağ’ın coğrafik ve tarihsel yapısı, insanının uysallığı, en üst liglere layık olduğu yerin, her alanda alt liglerde olması; “ Sportif, sanatsal, kültürel, sosyal” buraya ilk kez gelenler için bir şok etkisi yapıyor; böyle güzel yere, insana, imkânlara sahip bu şehrin bu kadar yoksul olduğunu bilmiyorduk…
Değerli dostlar, yoksulluğu sadece parasal yönde düşünmeyin! Sadece Sinop Cezaevi’nin her yıl yüz binlerce turist çektiğini düşünmenizi, Eskişehir, İzmir, Çanakkele şehirlerinin gece hayatının, sosyal ve kültürel hayatlarının zenginliğini gözler önüne getirince, her alandaki kimsesizliğimizi, Tekirdağ’ı otel gibi kullanan yarı aydınların kurnaz sefilliğini de görmeniz mümkündür…