PROMOSYON EZİYETİ

Yayınlama: 19.08.2022 14:55
A+
A-

 ( Bu Şehrin Kaymakamı Yok Mu?)

 

Artık hiçbir şeye “İNANILMAZ” diyemeyecek durumdayız. Çünkü insanın, insanlığın merkeze bir türlü oturmayan, oturtulmayan hizmet anlayışları yüzünden sanki milletimiz defalarca testten geçiriliyor, sınanıyor…

Aylar önce PTT’den maaş ve yardım alan insanlarımızın düştükleri, düşürüldükleri durumu anlatmış, yol ve kaldırım üzerinde nasıl bir eziyet içine düştüklerini işlemiş, anlatmıştık.

PTT’nin müdürüne sormuştuk; “Bu nasıl hizmet Sayın Müdürüm?” Bir gün sonra, içeriye alınmayan, koltuklara ve klimalı salonlara oturtulmayan insanlarımız içeriye alınmış, onların insan olduğu, bu milletin ta kendisi olduğu hatırlanmıştı…

Günlerdir devam eden banka promosyonları da aynı eziyeti, çileyi hatırlatıyor. İnsanlar günün ilk ışıklarıyla birlikte bankaların kapısı önünde sırayı giriyorlar. Niçin? Alacakları promosyon birkaç dertlerine dava olacağı, bir parça nefes almak istedikleri için…

Teknolojinin zirve yaptığı 21.yüzyılın ilk çeyreği bitmek üzereyken, ilkellik, ilgisizlik, gaflet de zirve yapmış durumda…

Bankalardan promosyon almak için saat 07:00 gibi sıraya giren insanların içine karıştım. Çektikleri, çekecekleri eziyeti görmenin yanında duymak, anlamak istedim. Bankalar açılmadan iki saat önce geliyorlar. Yüzlerce, binlerce insanımız; zalim güneşin en yakıcı zamanında bile, yola, kaldırıma, her yana uzayan, bükülen kuyrukların içerisinde oflamayı, puflamayı, insan yerine konulmayı unutmuş olarak derviş sabrıyla bekliyorlar.

Bazıları, içlerine yara olan bu ilgisizliğin, eziyetin karşılığını hiç olmazsa dışa vurmak için haykırıyor adeta;

“ Promosyon dedikleri eziyete dönmüş durumda. Bu şehrin Kaymakamı, Milletvekili, amiri, memuru yok mu arkadaş?” diye haykıran, sıra beklerken güneşin ağır ışınları karşısında bunalma, bayılma yaşayan insanlara sordum;

—Arkadaş, Kaymakamı, Milletvekilini ne yapacaksınız?

—Ne mi yapacağız? Halimizi görmüyorlar mı? Bu teknolojide, herkese sıra numarası veya randevu verilmesi gerekirken, banka Müdürlerine, Yönetim Kurullarına kimsenin bir telefon açıp bu sorunu çözün! Emeklileri insan yerine koyun! Para veriyoruz diye bu insanları ezmeyin, hırpalamayın diyemezler mi?

Bu öneriler karşısında ne diyeceğimi şaşırdım. Diyemezler mi? Diye sordum kendime. Niçin, toplunun en belirgin, en dışa vurmuş, üstelik de çok güncel konularında MAKAM sahibi olanlar bir türlü sahaya, sahneye çıkıp sorumluluklarını yerine getirmiyorlar.

Şehit cenazesine herkes katılıyor. Bu vatan uğruna ölen her şehidin önemini kavramış olarak oralarda olmanın onurunu yaşıyorlar da, yaşayan insanları daha huzurlu, daha onurlu yaşatmak, kurum ve kuruluşlar karşısında “Benim Milletim Değerlidir” anlayışına katkı verecek girişimleri yapmak, becermek çok mu zor?

Öyle görülüyor ki milletimizin fertleri her alanda eziyet çekmeye davam edecekler. Oysa bu milletin çilesi yüzyıllar önce göçlerle başlamış. Neredeyse her yüzyıl kök saldıkları yerlerden göç edip tekrar tekrar millet olmanın, vatana duydukları aşkın karşılıksız olan tarafında olmuşlar.

Para almayı, fatura ödeme, ekmek, et alma kuyruklarından, eziyetlerden kurtaramıyorsak; daha çok yol alacağız, çok nesiller geçireceğiz, anlamına mı geliyor acaba…

Marka Flower Çiçekçi