SAHİLDEKİ KAVAK AĞACI

Yayınlama: 07.10.2021 10:18
A+
A-

(Teşekkürler Süleymanpaşa Belediyesi)

 

Gelişimini üst sıralara taşımış milletlerin doğası; ağacı, ormanı, deresi, ırmağı ve her şeyden önce insanı, insanları çok değerli… Ya gelişmekte olan milletlerin doğası ve insanı? Tam manasıyla Allaha emanet…

 

Süleymanpaşa Belediyesi’nin bu yıl düzenlediği bir yer var. Eski liman bölgesinin köşeciğinde duran, yıllarca kirli, viran bir vaziyette bulunan bu yerin önemi Tekirdağ için fazlasıyla değerli…

 

 

Buraya bir de tren vagonundan oluşan çayhane yapıldı. Birçok insanın eleştirmesine rağmen, bu alanın değerlendirilmesi ve tren denen aracın sembolik de olsa şehrimizin sosyal, kültürel yaşamına katkı vermesini değerli buluyorum.

 

Tam da burada, düzenlenen yerde yıllardır yaşam mücadelesi veren kavak ağacı var. Yaşı neredeyse kırk olsa bile, o tuzlu suyun, dolgu toprağın içinden göğe yükselmek, yüzyıllarca yeşil kalabilmek oldukça zor bir zanaat…

 

O köşecikte, tren vagonunun konulduğu, insanlar için dinlenme, oturma, eğlenme yerlerinin yapıldığı küçücük plajın hemen kenarında bulunan kavak ağacı,1980’li yıllarda küçücük bir fidanken de nazlı nazlı büyüdü. Ah kurudu, ah kuruyacak diye kim bilir kaç kez bir hüzün kapladı içimi.

 

Ama o,yaşamaya, bir yanıyla yeşil kalmaya devam etti. Tekirdağ’ın yöneticileri ne hazindir ki ağacı çoğaltmaktan çok kurutmaya yazgılıdırlar. Otopark yapılacak diye kesilen onlarca çam ağacını düşününce her yanım nasıl buz kesiyorsa, Vilayetimiz önündeki yerde de onlarca çam ağacı kaybedildi, üstelik koca insanların, koca adamların gözleri önünde…

 

İki gün önce izlediğim bir TV programında sekiz yüz yaşındaki sedir ağacını tanıtıyorlardı. O ülkenin milli ağacı birkaç yıl önce kurumuş. Kurusuna bile gözleri gibi bakıyorlar. Çünkü o ülkenin milli ağacı, milli değeri haline gelmiş…

 

T.C.Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü başlatmış olduğu çalışmalarla anıt ağaçları belirleyip onların üzerine bir tabela asıyor. Kaç yaşında oldukları ve hangi türe ait olduklarına dair…

 

Bu uygulama oldukça önemli fakat istikrar, devamlılık ve korunacak ağaçların da bir an önce korunmasını da istiyor.

 

Gelelim bizim kavak ağacına. Onun anıt ağaç olmak gibi bir niyeti yok… Onun bu şehrin milli ağacı olmak gibi düşüncesi de yok. Oracıkta büyüyen kavak ağacı, belki de liseli yıllarımızda şen şakrar, çocuk sesleri, limana gelen her akşam kayıklarla denize açılan gençlerin hatırına büyüdü! Onu yaşama bağlayan şey, orada sürekli gezinen gençler ve yakınında aylaklık eden, biçare insanlar olmalı…

 

Bu viran yer, kirlilikten geçilmez olan yer şimdi Süleymanpaşa’nın sahip çıkmasıyla apayrı gelişme, dönüşüm ve yenilenme içine girdi. Denizine uzak kalmış, uzak bırakılmış, adeta deniz kültüründen koparılmış insanlar için dalgaları izler, martıları seyrederken bir yudum sıcak çay içmek lüks değil muhteşem bir şehir hissedişi olacaktır.

 

Bu seyri, oraya gelen insanların peşinde koştuğu iç huzuru, estetiği, dönüşümün ve değişimin ritmini, o berrak seslerini elbet kavak ağacı da duyacak, belki bir on yıl daha yaşamda kalmak için elinden geleni yapacaktır.

 

Bu sebepten dolayı Süleymanpaşa’ya, bu küçük ama birçok büyük parktan daha değerli yerin yapımında hizmeti geçen herkese TEŞEKKÜR ediyorum. Kavak ağacı ise her gün teşekkürünü yapıyor; en küçük esintide bile yapraklarının nasıl bir alkış tufanı tuttuğunu görmenizi isterim…

Marka Flower Çiçekçi