SAİT ONBAŞI’NIN BİLİNMEYEN ÖYKÜLERİ

Yayınlama: 25.09.2021 11:33
A+
A-

Çanakkale Savaşı sırasında göstermiş olduğu büyük başarı, arkadaşının yardımıyla 215 kg ağırlığındaki mermiyi sırtlayarak destansı bir yükün kahramanlığını gösteren Havran’ın Manastır Köy nüfusuna kayıtlı Sait, Rumeli Mecideye Tabyası askerlerinden ayakta kalan iki kişiden birisiydi.

 

Vatan savunmasının kendine özgü kuvveti, acı bir güce dönüşmüş, daha sonra hiçbir zaman kaldıramayacağı 215 kg’lık yükü sırtladığı gibi birkaç kez kaldırarak en sonunda, Birleşik Krallık’a ait Ocean Zırhlısını batırmaya muvaffak olmuş, belki de savaşın seyrini değiştirecek en öneli olaylardan birisini, en değerli ödüle, şan ve şerefe dönüştürmüştür.

 

Sait Onbaşı’nın bu öyküsünü neredeyse herkes biliyor. Bilinmeyen başka bir hikayesini yine Sait Onbaşı’nın Manastır ( Kacasait) Köyüne yakın bir başka Havranlı,Büyükdere Köy nüfusuna kayıtlı Kara Hasan’dan dinledim.

 

Sait Onbaşı askere gitmeden önce de odunculuk yapmaktaydı. Askerlikten sonra da bir süre odunculuk ve daha birçok iş yaparak geçimini alın teriyle devam ettirdi. Gazilik unvanına ve maaşına ilgi göstermeyen, en soylu bir görevi yerine getirmiş insanın en basit bir yaşam sürmesi ise gelecek kuşaklar için apayrı bir değerlendirme ve ders olması gerekiyor…

 

Sait Onbaşı gençlik yıllarında yine bir gün eşeği ile oduna gitmiş. Öğleden sonra hava o kadar çok bozmuş ve yağmur yağmış ki herkes dışarıda olanlar için korkmuş. Dereler, çaylar dolmuş ve taşmış. Kahvede toplanan Manastır (Kocasait) Köyü insanları Sait Onbaşı’nın babası Abdullah Dayı’ya telaş içinde;

 

  “ Abdullah Dayı, Manastır Çayı taştı, dereler taştı; Sait zor geçen çaydan.” Abdullah Dayı, köylülerinin bu korkusuna, telaşına şu cevabı vermiş;

 

  “ Eğer Sait benim oğlumsa, denizi yarar yine geçer!”

 

Akşam olunca Sait Onbaşı eşeği ve yüklediği odunlarla eve geri döner. Babası; “ Oğlum, çaydan geçerken zorlandın mı?” , “ Baba, ilk baştan eşek geçmek istemedi. Odunları da yüklemiş bulundum. Öyle denedim, böyle denedim eşek bir türlü geçmiyor. Sonra, eşeği kucakladığım gibi çaydan karşıya geçirdim.”

 

Sait Onbaşı’nın yükler, zorluklar karşısındaki direnci böyle bir öyküyle bütünleşiyor. Eski ismiyle Manastır Köyü insanları için “Pehlivan gibi insanlar; çok güçlü ve kuvvetliler” sözü boşuna söylenmiyor. Rumeli Mecidiye Tabyası Sait Onbaşı ile apayrı bir savaş kahramanlığı içinde tarihe geçti.

 

Yüzyıllar sonra da Sait Onbaşı’nın öyküsü anlatılacak; her anlatış kendi ağırlığını, abartısını oluştursa da bir gerçek hep orada kalacak; vatanı için mücadele eden insanların ölümden başka düşünecekleri tek şey vardı; esir olmaktansa, kanlarının ve takatlerinin sonuna kadar savaşmak…

 

215 kg’lık top mermisi gerçeğin en temel gerçeği-sembolü olarak hep orada kalacak; 131 metre uzunluğundaki Ocean Zırhlısı gibi, savaş tarihinin en kanlı, anlamlı sayfalarında Truva Savaşı’nın efsanelerinin hemen kıyıcığında her daim kendi fısıltılarını anlatacaklar; buna mecburlar; çünkü kıt olan ödüle sahiptir onlar; ölüm ile yaşam arasında, talihin bir başka dönemeci içinde var olmuşlar, her daim anılmayı, övgüyü hak etmişlerdir…

 

Sait Onbaşı’nın karakterini, bugüne taşıyan bir kişi daha vardır. Torunu Ayşe. O yörede; Balıkesir Havran, Manastır ve bütün komşu köylerde bu öykü duygulanarak anlatılır.”Saitayşesi” olarak anılır Ayşe Kadın… Manastır (Kocasait) doğduğu ve sığındığı köydür. Tavuklarının yumurtalarıyla geçinir; tıpkı dedesi Sait Onbaşı’nın yevmiye ile çalışıp, rızkını son ana kadar kazandığı gibi…

 

Ayşe Kadın da dedesi gibi onurludur. Devletin bağlayacağı maaşı tenezzül etmediği gibi ilçesi olan Havran’a giderken minibüslerin ondan Sait torunu diye para almaması yüzünden dışarı çıkmaz olmuştur…

 

Böyledir efsanelere konu olan insanlar; yaşarlarken bile inanılmaz işlere imza atarlar. Yüksektir onların karakterleri, neredeyse erişilmez bir zirve…

 

Oysa oldukça basit yaşarlar, sıradanlığın içinde, özlerinde öyle bir tohum-kök vardır ki; Orta Asya’nın uçsuz bucaksız otlaklarından Anadolu’ya ulaşıp bir dağ köyünde yaşamın filizlerini yemyeşil kılmaya yazgılı bir dem, istek, arzu ve sırlar gizlidir Sait Onbaşı gibi insanlarda…

Marka Flower Çiçekçi