Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
[responsivevoice_button voice=”Turkish Female” buttontext=”Oku”]
Nasıl ki doğada nesli hızla tükenen bitkiler, hayvanlar; canlılar varsa, ülkemizde de hızla tükenen zanaatlar ve sanatlar var. Devletimizin duyarlı kişileri bunu allamış olacak ki, Halk Eğitim Merkezleri, açılan kurslarla tükenmeye yüz tutmuş birçok sanatı yaşatmaya çalışıyor…
Tükenen sanatlarımızdan biriside Türk el sanatlarından birisi olan; “ Oymacılık Sanatı’dır. Atalarımızın oymacılık sanatıyla tanışması Orta Asya’ya kadar uzanıyor. Dikkat, sabır, beceri; zanaat ile sanatın birleşiminden ortaya çıkan çok değerli bir kültürümüz olduğu halde artık kıt hale gelen el sanatı dallarımızdan birisidir.
Tekirdağ’da, yaşadığımız şehirde böyle kıt olan sanat dalıyla uğraşan birisi var; MUSTAFA KAYA. Sanatçıyı daha beş yıl önceye kadar seyyar satıcı sanan Zabıta memurları kovalamakla meşguldü. Oradan oraya savrulur, günlük nafakasını çıkartmak için yaptığı işleri küçük ücretler karşılığında satarak ayakta durmaya çalışıyordu! Halen de öyle…

Sanatçı Mustafa Kaya’nın yanına gidip elini sıksanız; talaş koktuğunu duyarsınız. O gün, hangi ağaçla uğraşmışsa; Ihlamursa Ihlamur kokar, Akçaağaç ise Akçaağaç, Çınar ise Çınar kokar Mustafa Bey’in üzeri…
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, özellikle Kadir Albayrak’ın Mustafa Bey’den haberdar olmasından sonra, onun sanatı ve sanatçılığını kabul etmeleri sanatçıyı rahatlatmış olsa bile küçük paralar karşılığı satmaya çalıştığı eserleri onu geçindiremez hale gelmiştir.
Diyeceksiniz ki, diğer insanlar ne yapıyorsa o da onu yapsın? Geçinmenin bir yolunu bulsun! Sanatçının geçinebileceği tek şey; en iyi yaptığı iştir; yani sanatı… Özellikle hatırlatmak isterim; sanat insanları; tüccar genleriyle donatılmamıştır. Onların para yönetmek adına ciddi planları, değerli kurnazlıkları yoktur…
O yüzden, onlar, sıradanlığın dışında özel olarak kollanacak değerlerdir…
1 Milyona ulaşan Tekirdağ nüfusu,200 Bini bulmuş Süleymanpaşa’da üşünmeden bir araştırma yapsak; gerçek manada sanatçı kaç kişi bulabiliriz? Bir sürü insan; sıradanlığın güzelliği içinde kendi çabalarını gösterir, kendi geçimlerini sağlama erdemleriyle savaşırken, sanatçı olan insanda ancak sanatıyla yol almak, saygınlığı olan bir yaşam sürmek ister.
Kurumlarımızın, yöneticilerimizin oraya-buraya, akıl almaz yerlere harcadığı paraları düşününce, kıt hale gelmiş, kaybolmaya başlamış bir sanat kültürünü sürdürmek için şehrimizi yaşam yeri olarak seçmiş bir sanatçıyı rahat ettirememek, onun mesleğiyle geçinmesine yardımcı olamamak; yöneticilerimizin bu alandaki yüksek CEHALETİNİ ortaya çıkartmıyor mu? Diyeceksiniz ki cehalet sözü epey ağır oldu? Tamam, o zaman; onların yüksek görgüsüzlüğü olsun! Onların, yüksek duyarsızlığı olsun…
Vincent van Gogh, yaptığı işlerden hiçbir zaman para kazanamadı. Sağlığında ağabeyinin yolladığı paralarla yaşamını devam ettirmek için oldukça zorlu mücadeleler verdi. Hastalıklarıyla ayrı, parasızlığıyla ayrı uğraştı… Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin; Vincent van Gogh ismi ve eserleri büyük saygınlık uyandırır. Eserleri milyonlarca dolar değerindedir… Onların yaşadığı şehirler, onların doğduğu mekânlar, yattıkları mezarlar şehirlerinin kültürel bir parçası ve insanlarının geçmişinin hafızası konumundadır.
Bizim şehrimizi seçmiş olan Mustafa Kaya’ın geçinme zorluğu çektiğini öğrendim. Ev kirasını dahi veremeyecek hale gelmiş sanatçı, günlük nafakasını çıkartacak birkaç eser sattığında kendini şanslı görüyor.
Bozulmuş, çalışmaz durumdaki aracıyla farklı yerlere gitme imkânını da yitiren sanatçı son çareyi Süleymanpaşa Belediyesi’nden yardım istemekte bulmuş. Derdini anlatmış. Derdini dinleyen yönetici; sanatçıya Valiliğin yolunu tarif etmiş…
Belediyelerin, oy, şan-şöhret uğruna harcadığı paraların tam manasıyla hesabi sorulsa ortaya çıkan kayıpların miktarı ne olurdu acaba? Söz konusu sanatçı olunca, sanatçı da ünlü birisi değilse, üstü de zanaat, sanat ve talaş koktuğu anlaşılmıyor, kendi şık giyimleri ve parfümleri içinde kaybolmuşsa bizim Şanlı Yöneticilerimiz; sanatçı Mustafa Bey ne yapsın…
Sanatçıları yine en iyi anlayacak olanlar sanatçılar ve sanattan anlayanlardır. Bir büyük sanatçı; Balzac, onlar üzerine yüz yıllar önce çok güzel ifadelerde bulunmuş; “ Geçmişten bugüne ve bugünden geleceğe sürekli aktarılan bir miras; dâhilerin sırrıdır.” Yani; SANATÇILARIN…
Bu sanatçımıza sahip çıkacaksak,O’nu seyyar satıcı ve bir düşkün değil;Sanatçı olarak kabul etmenin mutluluğu,yüceliği içinde sahiplenelim;bahşiş,sadaka vererek,sözüm ona sahip çıkıyor,fotoğrafa girmek amacıyla değil..