Reklam

  SARI KÖŞK; DIŞI BENİ İÇİ SİZİ YAKAR

Yayınlama: 20.02.2026
A+
A-

              

 

 

Ertuğrul Mahallesi’nde, Vali Konağı Caddesi No: 5’te bir taş bina durur. Adı halk arasında Sarı Köşk’tür.

 

Tekirdağ’ın belki de en zarif, en vakur, en estetik yapılarından biri… Taşıyla, oranıyla, sessiz asaletiyle bu kentin yüz akıdır.

 

Yaklaşık üç yıl önce, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından, Kadir Albayrak döneminde büyük bir özenle restore edildi. Miras Atölyesi–1 Projesi kapsamında, on üç yıldır devam eden emeklerin parçalarından birisidir. Ahşap yapılar ayağa kaldırıldı, taş yapılar diriltildi. Şehrin hafızası, estetiği, turizmi, kültürel sürekliliği için kıymetli işler yapıldı. Hakkını teslim edelim: Bu bir medeniyet çabasıydı.

 

Ama mesele tam da burada başlıyor.

Onarmak yetmez!

Ayağa kaldırmak yetmez!

Asıl mesele: Yaşatmak!

 

Bugün Sarı Köşk kapalı. Beş Evler kapalı. Işık var, hayat yok. Güvenlik var, ruh yok.

 

Sorunumuzu yine tekrarlamak, hatta haykırmak istiyoruz kamu adına:

 

Bu yapılar kimin için restore edildi? Rüzgâr dokunsun diye mi? Kediler sığınak bulsun diye mi? Yoksa sadece özel güvenlik görevlileri nöbet tutsun diye mi?

 

Eğer sivil halk, esnaf kiralayamıyorsa, eğer kültür insanı içine giremiyorsa, eğer çocuklar, gençler, sanatçılar, emekliler, öğrenciler bu mekânlarda nefes alamıyorsa, o zaman ortada ciddi bir öncelik sorunu vardır.

 

Öncelik nedir?

 

Yüksek kira geliri mi?

Yoksa bu şehrin kendi belleğinin buluşması mı?

 

Sarı Köşk bugün, onarılmış ama hayata kapatılmış bir vicdan gibi duruyor. Taşı sağlam, kapısı kilitli. Dışı parlak, içi suskun. İşte “Dışı beni, içi sizi yakar” tam da burasıdır…

 

Kaç kez yazıldı, kaç kez söylendi:

 

“Bu binalar halkın hizmetine açılsın, turizme, kültüre, sosyal yaşama kazandırılsın.”

 

Ama ses, duvara çarpıp geri dönüyor. Halk sessiz sanılıyor. Sessiz olunca da yok sayılıyor…

 

Oysa şehir dediğiniz şey, sadece asfalt ve taş mı? Değildir…

Şehir hafızasıdır.

Şehir, buluşmadır.

Şehir, insanın kendini, kendi geçmişiyle aynı odada hissetmesidir.

 

Ertuğrul Mahallesi’nde onarılan bütün yapılar, ama en başta Sarı Köşk, derhal halkın, kültürün, sanatın, turizmin hizmetine açılmalıdır.

 

Kafe olur, kültür evi olur, edebiyat mekânı olur, sergi salonu olur; adı ne olursa olsun, yeter ki içinde insan sesi olsun.

 

Çünkü içinde insan olmayan bina, müzedir bile sayılmaz. O sadece güzel bir kabuktur.

 

Eğer bu yapılar sadece rüzgâra, kedilere ve güvenlik görevlilerine emanet edilecekse; eğer taş korunup hafıza dışarıda bırakılacaksa; eğer estetik vitrine, vicdan depoya kaldırılacaksa…

 

Vay halimize; dostlarım…

 

 

 

 

 

Marka Flower Çiçekçi