Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Erzincan Ticaret Lisesi Orta Kısmı Türkçe öğretmenimdi Öksel Demir. O bariton sesini ve insan sevgisiyle meczolmuş yüreğini hiç unutamam. Birinci sınıftaydım henüz. Türkçenin lezzetini onun nefesinden tadmış, bir insanın taşıyabileceği o mevzun kişliğin hazzını onunla fark etmiştim.
Trakyalı ögretmen ve sanayici Öksel Demir acaba benim tanıdığım Öksel Demir midir bilmiyorum. Ama derginizde hem ölüm haberini okudum, hem de onun o mevzun kişiliğinin anlatıldığı bir hikayeyi. Yıllarca onun izini sürdüm internet dünyası ufkumuza düştüğünden beri. Ama bir türlü onun izini bulamamıştım. Çoğu zaman da belki başka mesgalelerin arasında bir görünüp bir kaybolan yıldız gibi belleğimde yanıp sönerdi ismi.
Şehrimizin muhafazakar insan örgüsüne hem çok aşina, hem de çok aykırı bir sesti o. Eğitim onun için insanların dünyasına yıldız düşürme alanıydı.
Sınıfa girdi bir gün ve girer girmez de “…çıkarın kağıtları, yazılı yapıyorum çocuklar” dedi. Bu kompozisyon yazılısı olacaktı. Konu serbest çocuklar. Kendiniz seçeceksiniz konuyu ve bağlamı güçlü, anlatımı sürükleyici bir yazı yakalarsam Erzincan’ın bir gazetesinde yayınlatacağım dedi.
Bir öğretmenin ilk tayin edildiği köye gidişini anlatan bir hikaye idi ilk aklıma düşen. Üç beş dakika düşündükten sonra yazmaya başladım. Çok heyecanlıydım. Öksel hoca yazımı beğenecek miydi acaba. Çalakalem yazıyordum….
Herkese kağıtlarını vermiş, Öksel hoca bir iki kez yanıma kadar gelip yazdıklarıma göz attıktan sonra masasına geçerek bitirmemi beklemeye başlamıştı. Nice sonra onun sadece beni beklediğini fark ettim. Uzaktan seslendi: İsmail acele etme oğlum, dilediğin kadar zaman kullanabilirsin, bitir yazını diye seslendi. Rahatlamıştım, ama gene de onun çok beklemesini istemiyordum. Son birkaç paragrafım kalmıştı. Bitirip takdim ettim buyurun hocam diye.
Beş on gün geçmiş, Öksel öğretmen bir türlü yazılı sonuçlarını okumamıştı. Nihayet bir gün heyecanla sınıfa girdi. Eveeet çocuklar, kompozisyon yazılılarınızı okudum ve değerlendirdim çoktan. Bir arkadaşınızın kağıdı çok dikkatimi çekti diyerek yazılı notlarını okumaya başladı. Alfabetik sırayla gidiyordu. Benim ismim kaçıncıydı hatırlamıyorum ama başlardaydı. Nihayet bana sıra gelince “İsmail bu sonuçları geciktirmemin sebebi senin kağıdındı. Çok beğendiğim bir kağıt idi seninki. Yazılı sonuçlarını size verdiğim söz yüzünden geç okudum. Çünkü söz verdiğim gibi …gazetesinde senin yazılını yayınladılar ve işte o gazete” diyerek sıranın üstüne bir gazete bıraktı. Çok heyecanlıydım. Gazete elimi yakıyordu sanki. “Evet İsmail, başarılı bir öğrencisin ve hayal ufkun geniş. Okuma merakın olduğunu biliyorum. O merakının devam ettir evladım” diyerek övgü dolu sözlerle kağıdımı değerlendirdi.
Öksel öğretmen o günden sonra dikkatini hep üzerimde tuttu. Bana kitap tavsiyelerinde bulunuyor ve hatta bazen kendi kütüphanesinden bazense okul kütüphanesinden getirdiği kitaplarla merakımı besliyor ve onu kışkırtıyordu.
Ama ertesi yıl ne yazık ki ben başka bir öğretmenle Türkçe dersine devam etmiştim. Bu bahsettiğim hikaye 1959 yılından hafızamda kalanlar. Öksel öğretmen okulumuzda kaç yıl çalıştı hatırlamıyorum. Ama muhafazakarlık libasını giymiş kültürel kuraklığın farkına biraz daha geç varmış ve ne yazık ki Öksel hocanın nereye gittiğini sormuş ama “tayini çıktı”dan başka bir bilgi edinememiştim.
Öksel Demir ismini tekrar araştırmak için bu gün yüzlerce tekrarımdan birini daha yaptım ve bu kez sonuç beni HaberTrak’a yönlendirdi. Çok sevinmiş, ama ilk birkaç satırdan sonra onun hem de çok yakında vefat ettiğini öğrenmiştim. Paylaşılan haber resmi ona çok benziyordu, yaşlı haliyle bile nerdeyse kesinlik derecesinde “benim aradığım Öksel Demir bu” dedirtti bana.
Üzüntümü anlatamam. Ona ulaşmayı çok arzulamıştım. Onunla ilgili hatıraları olanlar var aranızda. Eğer onun Erzincan Ticaret Lisesi’de 1959 yılında öğretmenlik yapmış olan Öksel Demir olduğunu teyit eden olur ve beni bilgilendirirse çok mutlu olacağım. Zamanınız için şimdiden şükranlarımı sunuyorum.
Saygı ile,
İsmail Akpınar
Bağlıca, Etimesgut, Ankara
|