SEÇİCİ KURALLAR ve ARDINDA KALANLAR

Yayınlama: 22.06.2019 11:15
A+
A-

[responsivevoice_button voice=”Turkish Female” buttontext=”Oku”]

 

Uzun zaman önce okuduğum bir yazı; tanınmış bir yazar ve şairimizden bana miras kalan bir sözcük; Seçici Kurullar, bu kurullara katılan insanlarla ilgiliydi.

 

Bu tür kurullar ne yapar? Verilecek ödüllerin sahiplerinin kim olduklarını belirlerler. Birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülleri gibi… Şunu da biliyorum; bu kurulların zayıflığı yüzünden birçok şair, yazar artık yarışmalara katılmaktan veya verilen ödülleri almaktan vazgeçti, vazgeçiyor…

 

Bir ödülün edebi, sanatsal tarafını belirlemek için önemi çok büyüktür bu tür kurulların. Taraftarlıktan uzak insanlardan oluşması vazgeçilmezdir.

 

Aklımda kalan bu yazı, geçmişte de seçici kurulların ne büyük yanlışlıklar, haksızlıklar yapmış olduklarını iyi anlatıyor. Yazının içeriği şöyle;

 

“ Seçici kurullar birçok kişinin aynı anda, aynı istaka ile oynadıkları bir bilardodur.

 

  Başka bir tanım; Cılız yapıtlara ödül dağıtmak için bir araya gelen yeteneksizlikler topluluğu.”

 

 

V.NE VAKİT ÖLÜR?

——————————-

 

Tanınmış bir Türk şairi bir gece düşünürken, bilinçaltından yola çıkarak not almaya başlamış;

 

“ V.ne vakit ölür? Ölse de kurtulsak. Ama V ölürse Y,var. Peki, ya A,B,C?Onlar yetmez mi insanlara ölüm kusturmaya?”

 

Sanırım, geçmişte bu işi; bilinçaltının sıkıntılı telaşını Nurullah Berk’de sorgulamış. İnce hesaplar sonucu şu karara varmış; “ Bu dünyada, metrekare başına bir namussuz var.”

 

Aziz Nesin’in seslenişini ise bilmeyen yok. Baştan büyük tepkiler edilse de, herkesin bilinçaltını dışa vurması için muhteşem bir 100.Maymun hareketiydi; Aptallar olayı! Aziz Nesin’den sonra herkes oran vermek için birbiriyle yarıştı;% 60.70.80.90’a kadar çıktılar…

 

Esas sorun; Tıpkı Salâh Birsel gibi benim de bilinçaltım V.de! V.Ne zaman, hangi vakit ölür? Ya sonra?

 

Yine bilinçaltım imdadıma yetişti. Ya sonrası var mı; Sabah ola hayrola…

 

Aslı Şafak iki konuğunu ağırlamaktaydı. Birisi Kemal Doğulu, diğeri ise Yonca Lodi. Konukların anlatımları, Aslı Şafağın sorduğu sorulara dairdi. Özgün bir yaklaşım içinde konuşuyorlardı. İnsanı sıkmayan cinsten…

 

Bir ara sosyal yaşama sıra geldi. Kemal Doğulu; “işten eve, evden işe gidip geliyorum; dışarıda hiç işim olmaz.” Dedi. Aslı Şafak bu işe şaşırdı. Niçin olduğunu sorduğunda Kemal Doğulu ; “ Kendim dâhil insan ırkından nefret ediyorum.” Yonca Lodi de Aslı Şafak da şaşkın…

 

Kemal Doğulu, dünyayı felakete sürükleyen, ardı arkası kesilmeyen hakaretler, ölümler, cinayetler yaşadığı bu dünyayı bu şekilde yorumluyor…

 

Bilinçaltımız her an bir yerde yüzeye çıkıyor; çıkmak zorunda; orada hava alır, tekrar yaşam hakkına kavuşuruz.

 

Bunca felaket ve bunca beklenti; umut… Benim de bilinçaltım bir başka bir evrensel oyunun içinde kurbanlar olduğumuza dairdir. Sahi; V.ne vakit ölür?

Marka Flower Çiçekçi