ŞEHİRLERİN ÖFKELERİNİ ÖNEMSEYİN!

Yayınlama: 16.03.2022 12:30
A+
A-

 Şehirlerin öfkeleri insanların öfkelerinden daha önemlidir. Ciddiye alınmalıdır üzerlerinde yaşayıp yaşamın tadını tuzunu tattığımız şehirleri…

Antik zamanlardan günümüze, topraklarımızda çok önemli uygarlıklar yaşamıştır. Büyük çoğunluğu da toprak altında! Bazıları da denizin altında, kim bilir hangi uygarlıklara neleri biriktiriyorlar?

Yaşayan bir gezegen olan dünya, bu hareketin karşılığında depremleri üretiyor. Yani, yeraltında biriken enerjinin, o muhteşem yaşam soluğunun dışarıya çıkması… Çıkarken de yeri sarsması ve bazı yerleri parçalara bölüp, göçertmesi sonucu yüzlerce, binlerce şehir varken, en ışıltılı zamanlarını yaşarken, insanlarıyla birlikte yok olup gitmiştir.

Dünyanın canlı oluşunu sadece depremler anlatmaz. Yanardağlar da bu tüm zamanların canlı yaşamına ayrı bir hediyesidir. İyi anlaşılmaz, bilimin uyarıları dikkate alınmazsa, en trajik örnek, İtalya’da bulunan Pompei Antik Kenti gibi, tüm insanlığa ibretsel halde, lavlara gömülü bir trajik hazine haline dönüşür.

Yazımın başlığında olduğu gibi; şehirlerin öfkesini önemsemeliyiz! Sevmez şehirler dere yataklarına kurulan yerleşimleri; ev ve barkları. Sevmez şehirlerin kum ve bataklık üzerine eğrelti bir mimari ve mühendislik içinde yerleştirilmesini.

Şehirler nefes almak ister. Rüzgâr geçiş yollarının yok olmasını, kesilmesini istemez; öfkelenirler; bunaltıcı hale getirirler asfalt, karbondioksit kokan havayı. Şehirler, yeşilin, ormanın, korulukların yakınında olmak isterler. Tozu, toprağı, havanın sıhhatini yeşilin, doğanın öz çocuklarının dengelediğini çok iyi bilir; şehirler…

Şehirler, mesleğini en iyi yapan mimarları, mühendisleri ve şehri yönetmeye soyunmuş kişilerin aşk içinde çalışmasını beklerler. Gizlidir şehirlerin hediyesi, sevenlere, aşk içinde şehirlere gelmiş olan kişilere.

Törenseldir şehirlerin sevgiyle kucaklanma anlarından sonraki gülümsemeleri. Yaşlı bir ağacın anıları, tarihi bir çeşmenin şırıltıları, küçük bir kayıkla dolaşılan denizin kıyı keyfi; gece ile gündüzün demi kadar muhteşemdir şehirlerin sevinciyle birlikte…

Şehirlerin öfkesini önemsemeli! Çıkmamalı onların karşısına bozuk planlarla! Dokunmamalı onların milyonlarca yıl içerisinde bir sanat eseri gibi ortaya çıkarttığı çocuklarına. Kesilmemeli rüzgârları. Berrak akmalı içlerinden, kıyılarından geçen dere ve ırmakları. Kuşları olan, eko sistemi bütün ormanları olmalı birkaç adım ötede…

Şehirlerin öfkesi önemsenmeli henüz çok tazeyken 1999 felaketi… Şehirlerin öfkeleri önemsenmeli henüz insanlarımızın tümü tutulmamışken stres denen canavarın kollarındaki güçlü pençelere…

Şehirler önemsenmediği zaman neler yapacağını, yakın, uzak ve antik zamanların şehirlerine bakarak herkes anlayabilir ve öğrenebilir. Şehirlerin öfkesi gibi öfkelenen şairler, hümanistler (Rabelais),aydınlar dile gelirse dizelerde neler der, şehirleri hak etmemiş kişilere;

“ Girmeyin buraya, ikiyüzlüler, yobazlar,

Kartlaşmış maymunlar, kalleşler, yağ tulumları,

Kürklü dilenciler, safa pezevenkleri,

Kayış suratlı, şiş göbekli fitne tellalları…

Girmeyin buraya, gözü doymaz hukukçular

Kâtipler, mübaşirler, halk kemiricileri,

Fetvacılar, evrakçılar, yalanıcı sofular…

Girmeyin buraya, siz ey pinti simsarlar,

Sülükler, sömürgenler, durmadan toplayanlar

Yalanı dolancılar, sinekten yağ çıkaranlar…

Yüz akı, ışık, oyun

Burada onlar var yalnız

Sevinçli türkülerle

Tüm bedenler sağlamdır…

Siz girin buraya, baş üzre yeriniz var,

Buyurun sizler, soylu yiğitler, kahramanlar,

Sizi güler yüzlü, şakacı, şen şakrak insanlar,

Siz bütün sözü sohbeti yerinde olanlar.

Girin buraya sizler, üstün soylu bayanlar

Girin apaçık yürekle, ferah gönüllere,

Siz yüzlere nur saçan güzellik çiçekleri…

Değerlidir gelmiş geçmiş bütün şehirlerin öfkesi. Öğrenmek istiyorsanız tam olarak sizde sorun; yer bilimcilere, sosyal bilimcilere, tarihçilere, hümanistlere, öykücülere, şairlere sorun ki dinsin şehrin öfkesinden önce sizinki…

 

 

 

 

 

 

 

Marka Flower Çiçekçi