Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
28 Nisan Pazar günü, sahilden gelen gürültünün haddi hesabı çoktan normal olanın ötesine taşmış.
Bu toplumun meraklı bir ferdi olarak bende sese doğru; sahile yöneldim. Dolgu saha, Mutlukent Çay Bahçesinin hemen ötesi; çocuk parklarının yanı başında; çıldırmış gibi göğü dolduran SES SİSTEMLERİNİN ÇIĞLIKLARI…
Orada olup da, kulaklarında bir arıza yaşamayacak azdır. Bu konuyu; Cenap Kürümoğlu kendi köşesinde 29 Nisanda işledi. Durumu çok iyi analiz etmiş. Araçlardan çok; mini etekli kızlar ön plandaydı.
Bir başka yönüne dikkat çekmek için bu çalışmayı kaleme alıyorum. Orası; araçların ses sistemlerini, araçlarını tanıttıkları yer, halkın Pazar dinlenmesini yaptığı, çocukların parkta oynayıp eğlendiği bir yerdir. Bu tür uygulamalara izin veren yetkililerin aklına şaştım; kaldım…
Hiçbir şey yasak olmamalı! Ses sistemleri de, araçlar da, kendi imkânları içinde eğlensinler, araçlarını tanıtsınlar. Tanıtım yaptıkları yer; bu iş için en son olacak bir yer değil. Bu böyle biliniyorken, hemen ötede Süleymanpaşa Zabıta Binası olduğu halde; çıldırmış olan seslere duyarsız kalınmayı; bilgisizlik, görgüsüzlük, duyarsızlık ve halkı yok saymak gözüyle bakan bir sürü insanın tepkisine kulak verdim…
Şehir büyüyor. Gençlerin, insanların ihtiyaçları da, eğlenceleri de değişiyor. Sorumlu olan kurumların yapacağı şey; altyapıları, ihtiyaçlara karşılık olacak hizmet yerlerini iyi seçip hazırlamalarıdır.
Ses sistemleri sayesinde kulaklarım halen yarı duymaz durumda. Gözlem yapacağım derken; sağır olmak kaçınılmaz bir durum. Peki, bütün gün bu sese, işkenceye maruz kalan çay bahçesine çay içmeye, dinlenmeye gelen insanlar? Hemen dibinde oyun parkında oynayan çocuklar?
Ne büyük AYIP; KAYIP!
MOĞOLLARIN GÖZYAŞLARI
Moğollar Müzik Grubu; yarım yüzyıldır buradalar. Sadece şarkı seslendirmek değil niyetleri. İstikrarı; yani insan yolunun yolculuğu olan, düzgün yaşama, faydaya, üretime dönük bir ses, soluk sunmak; her sanatçının yapmak istediği şey…
Moğallar deyince iki şey geliyor akla; Cahit Berkay ve film müzikleri… Bir efsane gibi duyulur filmlerin ardında, yitik zamanların ruhlarına bir su serpintisi, sıcaktan bunalmışa bir esinti gibi…
Kendimi bildim bileli; Moğallar var. Cahit Berkay’in sevinçli hüznü, çelişkili siyaset anlayışımızın, insan merkezli politikaların olmayışının karşısında; hep o duruş; istikrarın ve haksızlığın düşmanı bir bakış ve ses…
Moğollar ODTÜ, Bahar Şenliği konserine katıldı. Alabildiğine dolu; genç nefesler, ilimin, sanatın ve Cumhuriyetin sımsıcak inancı içinde; birbirine kenetlenmiş kuşaklar…
Moğallar, Dinleyiverin Gari şarkısına geçtiği anda öğrenciler mumlarla “Devrim” yazarlar. Cahit Berkay gözyaşlarını tutamaz; yaşamdan istediği şey; en büyük zenginlik, gençliğin bilinçli oluşundan başka bir şey değildir. 72 yaşının bedenine baskı yapan olgunluğun, taze, coşmuş irade ve bedenler karşısında yapabileceği tek şey; duygulanmak ve ağlamak…
Yaşamı, sadece mülkiyet, her daim bunun üzerinden kazanç gören nice kralların yanılgısına düşmeyen birileri vardır; gerçek sanatçılar…
“ Şimdi eller havada
Oylar yandı tavada
Yok, eksilme cakada
Cek!Cak!Vaatlere tok karnımız artık
Gari de gari gari de gari…”