Reklam

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDA KATILIM

Yayınlama: 17.03.2026
A+
A-


Geçtiğimiz günlerde, bazı meslek odalarının seçimlerinde, katılımın çok az olduğu ve yönetimlerin küçük oy farkları ile değiştiği görüldü.
Katılım azlığı ve üyelerin ilgisizliği birçok sivil toplum kuruluşunun ve siyasi partilerin önemli bir sorunu.
Konuyla ilgili Harvard İşletme Okulu profesörlerinden Teresa Amabile ve arkadaşının yazdığı, “İlerleme İlkesi / The Progress Principle” başlıklı bir kitap dikkatimi çekti.
Yazarlar, şirketlerde motivasyon problemini incelemek amacıyla, çeşitli pozisyonlarda çalışan kişilerden günlük tutmalarını ve her gün nasıl hissettiklerini yazmalarını istemişler.
Aylar sonra, 12 bin günlük toplanmış.
Bu günlüklerin analizinden oluşan kitap, 2011 yılında yayınlanmış, ama nasılsa hala Türkçe’ye çevrilmemiş.
Bu yazıda, yazarların bir makalesinden yararlandım (*).
İÇSEL ÇALIŞMA YAŞAMI
Günlüklerin incelenmesinden çıkan ilk kavram: “içsel çalışma yaşamı”.
“İçsel çalışma yaşamı” bir çalışanın işi, işyeri, iş arkadaşları, yönetimle ilişkileri, ilerleme hedefleri ile ilgili duygularının, algılarının ve motivasyonunun toplamını ifade ediyor.
İçsel çalışma yaşamı iyi olan bir çalışan daha yaratıcı, işine daha bağlı, daha verimli ve daha başarılı oluyor.
Yöneticiler çalışanların içsel çalışma yaşamını sürekli olarak pozitif tutmaya çalışmalı.
Kötü yöneticiler farkında olmadan bu içsel yaşamı olumsuz yönde etkiliyorlar.

KÜÇÜK BAŞARILARIN GÜCÜ
Günlüklerden çıkan diğer bir bulgu da, çalışanların işlerinde küçük te olsa olumlu bir ilerleme gördükleri günlerde içsel çalışma yaşamlarının iyileştiği olmuş.
İlerlemeye karşı engellerle karşılaştıkları günlerde ise mutsuz olmuşlar.
Yöneticiler, insanların daha iyi günler geçirmelerini ve kuruma olumlu katkıda bulunmalarını istiyorsa, onların önlerindeki engelleri kaldırmalı.
İşlerinde bir ilerleme kaydetmelerine yardımcı olmalı.
Her bireyin içsel çalışma yaşamını olumlu yönde etkilemek için yollar bulmalı.
Açık anlaşılır hedefler, kendi insiyatiflerini kullanma serbestliği, iş için gerekli kaynakların sağlanması, görevler için uygun süre tanınması, yeni fikirlere açıklık, içsel çalışma yaşamını destekleyen önlemler.
Saygı, duygusal destek, cesaretlendirmek, takım çalışmasını vurgulamak da ilişkiler ve içsel çalışma yaşamı için önemli.

TABİP ODASI NELER YAPABİLİR?
Nisan ayında Tekirdağ Tabip Odasının seçimleri olacak.
Umarız iyi bir katılım olur.
Katılımı ve ilgiyi artırmak için, “İlerleme İlkesi”ne göre, Tabip Odası Üyeleri, küçük de olsa, sık sık bazı kazanımlar elde ettiklerini görmeli.
Bunun için yönetim, kolay ulaşılabilecek, başarı hissi uyandıracak, mikro hedefler üretmeli.
TTB’nin sadece hak savunuculuğu yapması yetmez, üyeler arasındaki dayanışma ağlarını da güçlendirmeli.
Hekim hakları, halk sağlığı konuları ve diğer lobicilik faaliyetleri her ortamda açıkça duyurulmalı.
Seçim yöntemi de daha demokratik, ilgiyi ve katılımı artıracak şekilde düzenlenebilir.
Örneğin, Tekirdağ ilinde her hastane ve aile hekimleri, işyeri hekimleri gibi gruplar kendi aralarında, üye sayıları ile orantılı delegeler seçer.
Böylece ilimizde yaklaşık bin kişi olan hekimleri temsil eden 100-150 delege belirlenir.
Delegeler seçim günü öncesinde bir salonda toplanıp tartışarak, yönetim, denetim ve onur kurulunun aday listelerini hazırlar.
Seçim gününde, yasadaki usule uygun olarak, bütün üyeler oy kullanır ve ortak listeyi “seçer”.
Bu yöntemde her hastane ve grup, en azından delege seçimleri sırasında, olaya yakından katılmış olur ve seçim yönetmeliğine aykırı bir iş yapılmamış olur.
Adaylar, her üyenin dolaylı da olsa, tanıdığı, benimsediği kişilerden oluşur.

CHP NELER YAPABİLİR?
Yerel parti örgütlerinde, yöneticilerin üyelerle bağı seçildikten sonra kopuyor.
Üyelerin parti ile bağını güçlendirmek için, özellikle ilçe yöneticilerine büyük iş düşüyor.
Bu konuda parti içi eğitim başta olmak üzere, üyeleri motive edici ve aidiyet duygusunu artıran etkinlikler planlanmalı.
“İlerleme İlkesi”ne göre, seçim kazanmak, adaleti sağlamak gibi büyük hedefler yerine, yerelde küçük ve çabuk kazanımlar sağlayacak hedefler bulunmalı.
Boş konuşmalarla geçen toplantılar motivasyonu öldürüyor.
Yönetim kurulu toplantıları, Mason Locası toplantıları gibi, gizli kapılar ardında değil, sade üyelerin dinleyici olarak katılabildiği, soru sorabildiği toplantılar şeklinde yapılabilir.
Böylelikle üyeler, partide bir şeyler yapıldığını görür, kendini önemli hisseder, güven tazeler.
Yönetim kurulunda her konunun uzmanı bulunmayabilir, o nedenle üyelerin potansiyellerinden yararlanılmalı.
Bir üyenin iyi bildiği bir konuda yönetim kuruluna kısa bir sunum yapması, hem çeşitli konularda bilgi sahibi olması gereken yönetim kurulu üyelerine yardımcı olur; hem de bu davet, diğer sade üyelere örnek olur, onları çalışmaya teşvik eder.
Bir siyasi aktivist için en büyük motivasyon kırıcı, “patinaj yapma” hissidir.
“İlerleme İlkesi”ne göre, üyeler her gün az da olsa bir adım ileri gittiklerini hissederlerse, en zorlu siyasi ortamlarda bile enerjilerini korurlar.
Üyelere “ne yapacaklarını” söylemek yerine, “nasıl yapacaklarına” dair araçlar verilmeli.
Esnaf ve ev ziyaretleri için kısa bilgi notları hazırlanabilir.
Yapılan işler, sadece yöneticilerin resimlerini göstermek şeklinde değil, bilgi veren, anlamlı mesajlar şeklinde tüm partililere duyurulmalı.
Yöneticilerin, üyelerle birebir görüşmesi partiye güveni arttırır.
Zorluk yaşayan bir üyeye “Bu konuda yalnız değilsin, beraber çözelim” diyerek duygusal destek sağlanmalı.
Üyelere, mahalle sorumlularına, eğitmenlere kendi insiyatiflerini kullanma alanı tanınmalı.
Örneğin ,”Esnafla nasıl konuşacağınız size kalmış, en iyi yöntemi bulan arkadaşımız haftalık toplantıda bize anlatsın.” denebilir.
Bu, üyenin yaratıcılığını ve çalışma şevkini artırır.
“Benim çabam bir şeyi değiştirmiyor.” düşüncesi üyeleri partiden soğutur.

(*) https://forimpact.org/downloads/blog_progressprinciple_011312.pdf

Marka Flower Çiçekçi