SÜLEYMANPAŞA MERKEZİ HEP BOŞ!

Yayınlama: 27.06.2022 13:06
A+
A-

Yaşadığım, tat alıp mücadelesini verdiğim yerdir Süleymanpaşa Tekirdağ diyarı. İstiklal Caddesi ise beslendiğim bir yer; sergiler, tiyatrolar, müzikaller, yeme içme mekânlarıyla birlikte…

Öteden beri düşünüyorum; bu bölge her geçen gün dolup taşarken; tam manasıyla ülke ve dünya turizmi için vazgeçilmezken, bizim şehrimiz Süleymanpaşa niçin hızla boşalıyor. Özellikle merkezinde yaşam neredeyse tükenmiş vaziyette.

Gün, geceye geçer geçmez bir şehrin merkezi haniden ölüverir mi? Anlı-şanlı yöneticilerin dikkatini çekmez mi? Bir de çakma aydınlarımız var; laf bu şehirden açılınca kül bırakmayan cinsten…

Gelinen noktada Tekirdağ Büyükşehir oldu. Süleymanpaşa’da bu Büyükşehir’in merkez ilçesi. Denizin dibinde, dağların eteğinde, tarihin merkezinde, Büyük İskender’den, Süleymanpaşa, Roma, Bizans, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar; ulaştığımız zamanda bir de baktık ki turizmi ve insan çeşitliliğini kaybetmişiz!

Başka? Ahşap ve taş evlerimizi kaybetmişiz… Folklorik değerlerimizi kaybetmişiz… Daha ne olsun bununla birlikte komşulukları, akrabalıkları ve en önemlisi şen olan ruhumuzu, bonkör olan insani güzelliklerimizi kaybediyoruz…

Şehirlerin merkezleri bu yüzden önemlidir. İçinde, koynunda sakladığı, büyüttüğü insanına cesaret, saygınlık, neşe ve sevgi verir. Besler, onarır…

Düşündüm; İstiklal Caddesi ve çevresi niçin hep dolu? Ve Tekirdağ Süleymapaşa merkezi niçin hep boş? Bu boşluğu esnaf kaldıra bilir mi? Kaldıramıyor… Yazık ettik esnafımıza… Boşaldı, boşaldı; şehrin merkezinin, caddelerinin ruhu iyice büzüldü…

Sakın bana bu şehirde esnafı koruyacak ODALAR ve DERNEKLER var demeyin? Aidat düşkünü, koltuk tutkunu büyük zavallılıklardan söz etmeyin…

İstiklal ve çevresi niçin mi hep dolu? Buralardaki yiyecek içecek ve eğlence mekânlarından çok öte buraya giden insanların büyük çoğunluğunun insani bir beklentisi var da o yüzden! Belki bir film izlerim, belki bir tiyatro sahnesi, belki bir sanatçıya rast gelir, belki de bir konser veya her zaman yapılan onlarca sergiden birisine denk gelirim…

İstiklal Caddesi ve çevresini en korkunç hastalık Covit–19 dahi bitiremedi. Çünkü insanın yaradılışı sadece yeme içme üzerine değildir. Dinlenme, eğlenme bir yere kadar; her insan, en basit olan bile bir parça huzur, bir parça sanata yakın olmak ister.

Bu diyar; İstiklal, böyle bir yer; hiç umulmadık bir yerde bir cami, kilise, manastır, sergi, tarihin başyapıtı gibi duran bina; sizi zamanların ötesine; üç zamana doğru yolculuğa çıkartır…

Ya Tekirdağ Süleymanpaşa merkezi? Buraya turist niçin gelsin? Nerede dinlenecek? Nerede eğlenecek? Hangi sanat yapıtının, mekânını, binasının karşısında kendinden geçecek? Doğru dürüst balığı bile yok! Onu bile rekabet ortamına sokup, kendi insanımızı bile balıkla doyuramayacak haldeyken, tuvaletleri yarı açık yarı kapalı, yarı kirli, yarı temiz haldeyken, bizleri turist gelmediği gibi kendi insanımızı dışarı çıkartamıyoruz!

Böyle bir şehri yönetmek ne hoş olmalı… Sorunsuz denecek kadar sessiz…

Tarihini yitirdiği gibi tarihi alanlarını ortaya çıkartmak isteyen birkaç fedakâr insanın farkında bile olmadan; yatıp kalkma ve bolca sıkıntıyla yoğrulmaktan başka hiçbir yüce işimiz yok gibi.

İstediğimiz kadar meydan, park ve bahçe yapalım; içinde insan, hareket, beslenme ve onarlıma yerleri yoksa hepsi boşluğa, hiçliğe teslim olacaktır…

 

 

Marka Flower Çiçekçi