TAKSİM’İN ANISINA

Yayınlama: 12.07.2019 14:06
A+
A-

[responsivevoice_button voice=”Turkish Female” buttontext=”Oku”]

 

Kanlı 1 Mayıs Günü, aynı zamanda tarihin içindeki ölümsüzlüğüne kavuşan bir gündür. Bir başka günün gecesi, Truva’nın tahta at hilesiyle kapılarının açılması, tarihin eşsiz destanı gibi ışıldar durur. Truva’nın işgalinin görünen sebebi Helena ile Paris’in aşkıydı. Yani, Mykene Kralı Menelaos’un onurunu kurtarmak içindi… Oysa Menelaos’un büyük kardeşinin derdi Helen değildi. Truva’nın zenginliği ve dökmek istediği kanın vahşeti…

 

 

Kanlı 1 Mayıs gününün akşamüstü, bir gün önceden o meşhur otele; İNTER CONTİNENTAL, onun 213,510 ve 713 numaralı odalarına yerleşen kişilerin-katillerin bilenmezliği devam ediyor. Sular İdaresinin üzerinden patlayan silahların da önceliği, meydanda toplanan 500 Bin insanın paniği, panzerler altında ezilenler, bugünün THE MARMARA OTEL’inden de açılan ateşlerle vahşet büyümüş, kan olup akmıştır.

 

Yüzlerce yaralı, otuz dört kişide yaşamını yitirmiştir. Kırk iki yıl önce 1977 yılında ismi kanlı 1 Mayıs olaylarına, gününe karışmış İntercontinental otel, bugünün The Marmara oteli, seçim öncesi bir başka demokrasi katletme olayını da tetiklemek istemiştir. İsmail Küçükkaya ile Ekrem İmamoğlu’nun buluşmasını gizli bir gerekçeymiş gibi teşhir etmeye katkı sunmuş, kırk iki yol sonra verilemeyen cevabı bulmak, bu otelin yönetimini, yöneticilerini sorgulamak, demokrasi için yeni kapılar açmak adına çok önemlidir diye düşünüyorum.

 

Tıpkı Truva’nın niçin yakılıp yıkıldığını anlamaya çalışmak, günümüzün aklı, iradesi, seçenekleriyle yorumlamanın insana getireceği iç huzur gibi.

 

Truva, alımlı, görkemli bir şehirdi. Zenginliği dillere destandı. Barışı savunuyordu. Kral Praiamos’un ana felsefesi buydu. Oğlu Hektor’da aynı felsefedeydi, Paris’te. Ta ki, Menelaos’un güzel eşi Helen’i tanıyana dek…

 

Bu savaşta en öne çıkan kişi Agememnon’dur. Miken Kralı, güya kardeşinin onuru için katıldığı savaşta, Akhilleus’u da kandırmıştı, Odysseus’u da. Çocuklar, kadınlar; kısacası masumlar öldürülmeyecekti! Oysa kandırılan iki kahramanda yağma ile beslenen, masumları öldürme inancı içinde olan kişiler değildir…

 

Hırs, doymazlık, kana susamışlık, yakıp yıkma; bu savaşta hepsi vardı! Ya sonra? Bütün karakterleri tek tek incelediğinizde, iyinin, barışın, hakkın, hududun yanında olmayanların acı sonuyla karşılaşırsınız.

 

Bir örnek vermek isterim! Bu savaşı sonuna dek sürdüren, ölüm için çıldırmış bir şekilde her yeri yakıp yıkan Agememnon’un sonunu bir efsanenin sonu gibi değil, tüm zamanların hikâyesi olarak anlamanızı rica ediyorum;

 

“ Bu yüce kralın sonu olamazdı. Bunda ne adalet vardı, ne de muzafferane bir yan!” Öyle ölmeyi kabullenemiyordu Agememnon. Tepesinde dikilen kadın; karısı Kassandra’dı. Öz kızını kurban ettiği kızının annesi, sevgili eşi Kassandra on yıl boyunca bu planı yapmıştı. Kızını tanrılara kurban eden Truva’yı hiç acı duymadan yok eden eşi Agememnon’u öldürmek! O an, bu andı; orduları yöneten, yıkıp yakmanın ganimetleriyle zenginleşen kral kanlar içinde ölüyordu…

 

Olmuştu! Onu önceden hazırladığı adamlarının yardımıyla ağa tuzağa, üzerine atılan ağların altında boğuşan Agememnon’a kendi elleriyle kılıcı saplamıştı. Hem de birkaç kez… Agememnon kan kusuyordu. Çaresizliğini, böyle bir sonu kabul edemiyordu.

 

Elini uzatmaya yeltendi. Etrafını saran ağ buna izin vermedi. Kan kusarken bir şeyler fısıldadı…

 

Kanlı 1 Mayıs tuzağını kuranlar henüz hesap vermedi. Oysa bu destanı baştan sona yazacak birisi olsaydı, o tetiğe basanların, o planı yapanların geceleri hesaplarla doludur. Yaşamlarındaki trajediler, onlar için pusu kurmak isteyenlerden bazıları; belki kızları, çocukları, belki de eşleridir; kim bilir…

 

Ve 1 Mayıs, kanla yıkanmış, arınmış günün ödülü bir şarkı yazılmış; 1 Mayıs şarkısı,500 bin insanın kurşunlar altında kaçışırken, düşleri, umutları, kurtuluşa, sevgiye, barışa olan kaçışlarının öyküsüdür.

 

Mutlu bir hayatın filizlerinden, kavgaların içinden çıkıp gelen, barışa hasret insanların zinde, hareketli seslenişi… Ne yüce bir şey; masumiyetin içinde olup umutlarını hiçbir şekilde tüketmemek…

Marka Flower Çiçekçi