Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Hayrabolu sevdalısı bir öğretmen; Abdullah Damar, belki de son yılların en değerli çalışmasını yaptı; “Hayrabolu 2020 Görünüm” ismiyle bir kitap, bir eser çıkarttı. Güncel rakamlarıyla Hayrabolu’nun ürettikleri, köylerdeki büyük ve korkunç göç, aynı zamanda Hayrabolu, büyük zenginliğine rağmen, nüfusunun azalıp, gençlerinin ilk fırsatta başka şehirlere, ülkelere göç ettiği tarihi ve güzel ilçemiz…
Abdullah Damar’ın yazmış olduğu eser, bütün ilçelerimiz için vakit kaybedilmeden yapılması gereken “ Gerçeği far ket!” çağrısı, uyarısı ve “ Kendine gel!” gibi yapılan nazik ve hüzünlü bir ricadır Tekirdağ insanına. En güzel günleri, yılları yaşaması gereken ve hızla göç eden, kendi kültürünü geride bırakan insanlarımızın kaçarak hiçbir şeyi çözemeyeceğinin ve en değerli mutluluğun, manevi ve maddi zenginliğin kendi yörende, severek mücadele ile oluşacağının da bir kanıtı…
Kendimi bildim bileli Hayrabolu deyince öne çıkan markaların başında gelir Hayrabolu tatlısı, ayçiçeği, buğdayı, köftesi… Aynı zamanda Hayrabolu deyince başka bir şey; “ Hayrabolu yolu, ölüm yolu!” diye halk arasında korkulu bir efsanedir Hayrabolu’nun bitmeyen-bitirilemeyen yolları…
En güzeli, en gerekli olanı ürettiği halde, ülkemizin başına gelen göçler Hayrabolu’nun da başına gelmiş; köyleri resmen erimiştir. Abdullah Damar’ın titizlikle hazırladığı eserde köylerde-mahallelerde ve ilçedeki güncel nüfus-yaşayan sayısı olduğu gibi sunuluyor. İçler acısı bir durum; üzüm üzüme baka baka kararmışız…
Sadece köylerin erimesi değil, ilçelerin de erimesi; sosyal yaşamın, ekonomik hayatın esaret adlında, kapalı ve tam olarak tanımlanamaz, çözüm bulunamaz halde oluşu… Çiftçilerin-üretenlerin borçlanmalarının artması, bu artışın bir yazgı gibi bu güzel ilçemizin başına çökmesi…
Üretenlerin borçlanmaları karşısında hızla tarım topraklarını ellerinden çıkarmaları ve bu toprakları almak için hazırda bekleyenler; ayrı bir araştırma konusu değil midir? Bu kültürler, bu zenginlikler bir günde, bir yılda oluşmadı ki…
Osmanlı Köprüsü, ise ayrı bir trajedidir Hayrabolu ve Tekirdağ için. Bir taraftan iğne ile kuyu kazılarak arkeoloji çalışmaları için her türlü emek harcanıyor. Turizmi, kültürel ve sosyal yaşamı canlandırmak, tarihin buruk ve güne anlatacağı zengin geçmişle bağlar kurmak adına ülke olarak ne gerekiyorsa o yapılırken; Neredeyse 450 yıllık Hayrabolu’nun tarihi köprüsü 1975 yılında toprağın altına gömülmüştür… Bu ilçeye, bu eşsiz tarihe yapılan AYIBIN DANİSKASI değil midir?

Atalarımızın çok güzel sözleri vardır; “ bir deli kuyuya taş atmış kırk akıllı çıkaramamış!” 46 yıldan bu yana bir tane AKILLI bulunamadı mı HAYRABOLU TARİHİ KÖPRÜYÜ, gömüldüğü yerden çıkartacak? Bunca yönetici geldi geçti ülkemizin, şehrimizin, ilçemizin koltuklarında oturup güne anlam, şehir insanına maddi ve manevi güzellik katacak…
Bir taraftan iğne ile kuyu kazan arkeologlar yeraltından TARİHİ, ortaya çıkartmak onların öykülerini yeryüzüne taşımak ve bulundukları yeri zenginleştirmek için mücadele ederken, bir taraftan 1570 yıllarında, Mimar Sinan’ın kalfasının yaptığı iddia edilen Tarihi Hayrabolu köprüsünün yeraltına hapsedilmesi; olacak iş midir?
Maalesef yıllardır olmuş, birkaç nesli bu uğurda mücadele etmeye, köprüyü kazandırmak için ellerinden geleni yapmalarına rağmen; özellikle bu uğurda gözleri açık giden Şerif BAYSALAN, geldiğimiz noktada tarihi köprü yeraltında gömülü yatıyor…
Hayrabolu’nun köyleri, mahalleleri ise eriyip gitti, gidecek halde. Öyle köyler ve mahalleler var ki artık doğum oranı sıfır…
Acaba; bunca kurum ve kuruluş var; bu kadar göç NİÇİN? Diye merak edip gerçek, bilimsel araştırmalar yapıp, ülke insanımızın, şehirlerimizin, kasaba ve köylerimizin tarihlerine ONURLU bir dokunuş yapamazlar mı? Çok mu zor; bu ölümlü dünyada, ölümsüz bir SAYGI kazanmak; yaşardığın yere olan borcun bir bölümünü ödemek?
Çalışkan Hayrabolu üretiyor ama büyümek yerine küçülüyor. İlçelerimizi her yönüyle; ekonomik, sosyal, kültürel atılımlarla var etmek, taşın bulunduğu yerde daha ağır olacağını kabul edip, yepyeni yerel yönetimler planlamalarına, büyük reformlara muhtacız…
Hayrabolu 2020 GÖRÜNÜM, eserinin sahibi Abdullah Damar’a teşekkürü bir kez değil, bin kez yapmayı uygun görüyorum. Akademik, sosyal, ekonomik, kültürel bir çalışmayı kim bilir ne emekle ortaya koymuştur. Sanırım, en çok bizlerin; yerel basın yazarlarının besleneceği, bir de yerel yöneticilerin varsa şehir sevgisi büyük dersler alacağı bir eser…