Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
( Bu Sefer Olacak Mı? )
Ezberleri bir türlü bozamıyoruz. Alışılmışın dışına taşımıyor, festival sözcüğünü bile yorgun, bitkin hale getirmeyi başarıyoruz…
Bu sefer olacak mı? Cüneyt Yüksel’in ekibi çok heyecanlı… Daha önceki festivallerden geriye kalan tek şey; zoraki eylemler, yapaylıklar, renksiz gösterimler…
Bu sefer olacak mı? Halkın gözünde festival deyince “Seyyar Satıcı” algısı değişecek mi? Büyük çadırlar, asfalt ve betona teslim edilmiş, yorgun, bitkin görüntülere sürekli yayılan sucuk, köfte kokuları bu sefer daha bir anlam, coşku kazanacak, sunacak mı?
Bu yıl 56.düzenlenen Tekirdağ Kiraz Festivali programına baktığımda tanıdık; ünlü sanatçıları, şarkıcıları görüyorum. Peki, ama yerelde; sesi, soluğu duyulmayan sanatçılarımız nerede? Tekirdağ’a özgü haykırışları yapan, hünerleri gösterecek olan gençleri, şarkıcıları, kendi amatör anlayışları içinde tam da halka sunulan festivalde desteklemezsek ne zaman destekleyeceğiz?
Ortaya konan büyük emeklerin, harcanan paraların değeri, getirisi elbet var. Bu varlık yarım yüzyılı geçmiş olduğu halde ulusal düzeye, hatta bölgesel hale bile gelmemişken, uluslar arası seviyeye gelmediğini sorguluyor muyuz?
Bu yazılarda sonra hemen şu düşünceler, savunmalar doğacaktır. İşte, Macaristan’dan, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya’dan şu kadar kişi davetliler; uluslar arası düzey böyle olmaz mı? Diye anlı şanlı düşünceler konacaktır ortaya.
Şunu söylemek isterim; yarım yüzyılı geçmiş,135 km kıyı şeridi olan bir şehrin, Avrupa ülkelerine bir saat uzaklıkta, İstanbul, İzmir, Çanakkale, Edirne, Kırklareli, Balıkesir kentlerinin hemen kıyıcığında olan bir şehrin festivali yüz binlerce, milyonlarca insanı ağırlayacak seviyede değilse, gelen konuklar sadece davetle geliyorsa; bilin ki bu işte yarım yüzyıllık bir yanlışlık, bir hata var…
Eğer ki bu yıl bu festival farklılık taşıyacaksa, bırakın uzak şehirlerden gelenleri, Tekirdağ’ın ilçelerinde bulunan toplam nüfusun 800 binini oluşturan insanların kaçı gönüllü olarak gelecek? Esnafımızın yüzü gülecek, düzeyli, nitelikli paralar şehrimize gerecek mi?
Kiraz festivali ismini yüceltirken, her yıl kaç kiraz ağacı kazandırdık, kaç kiraz bahçesini yok ettik, öz eleştirileri bu festivalde duyulacak mı? Şehrin sahil şeridindeki kirazları söken, yerlerine çınar ağacı diken bir düşünce sorgulanmadığı sürece; festivaller hiçbir zaman hak ettiği üne, neşeye dönüşemeyecektir.
Geçmişin panayırları bile insanlar tarafından günler, haftalar öncesinden beklenir, heyecanla konuşulur, iç içe geçmiş anılar bahçesi sürekli şenlenirdi. Ya şimdi? Hatıralarda kalan seyyar satıcalar, büyük çadırlar, davetle gelmiş konuklar ve bir türlü yüzü gülmeyen şehir esnafı…
Değiştirin şu festival algısının kaderini. Kurtarın yapaylıktan, yalnızlıktan ve neşesizlikten şehrimizi. Daha çok kiraz ağacı ekmenin, her yıl yüzlerce kiraz bahçesi kazanmış olmanın gerçek müjdelerini verin her kiraz festivali gün ve gecelerinde.
Brezilya Rio Karnavalı zorla hiçbir davet göndermiyor. Tüm dünya insanı o günler orada… Hazırlıklar ise bir yıl sürüyor. Gönüllü insanların karnavalı tüm dünyaya taşıyor. Balkanlarda yapılan festival ve karnavallara da baktığınızda tüm halk, şehir, kasaba eğleniyor; hem de ne eğlence; bütün hücreleriyle birlikte…
Festivalleri siyasi düşüncenin, siyasetçinin gölgesinden çıkartıp, gerçek manada halkın, şehrin, bölgenin, ülkenin ve dünyanın takdirine sunacak doğallığa, coşkuya kazandırmak marifet, bilgi, deneyim ve SEVGİ ister…
Varsa bu sevgi, cesaret, bilgi; bu yıl şehrimizin kiraz festivali, seyyar düşünceden, büyük çadırlarından kurtulacaktır…