Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İkinci Dünya Savaşı yılları, Ayakkabıcı Osman Amca’nın 8–10 yaşlarında çocukluk zamanlarıydı Tekirdağ Sandalcı Mahallesi olarak bilinen yere, tek pervaneli uçağın düşmesi.
Çorlu Tayyare Meydanı olarak bilinen yerden havalanan uçağın kaptanı da acemi bir Tekirdağlı insanıydı. Boylu-poslu bir Tekirdağ delikanlısı…
Bir kadını sevmişti; Edirne Öğretmen Okulu’nda okuyan. Sevgileri, sevişme haline, alevli sürece girdiği zamanlar kısa sürmüş; sonradan öğretmen olacak kadın, Tayyare Meydanı’nda çalışan sevgilisinden ayrılmıştı…
Bu öykü böyle başlar ve sonu; simsiyah biter dostlar. Öyküyü anlatan insan bugün 86 yaşında olup, halen ayakkabı tamirciliği yapan kişi Osman Amcadır. Neredeyse 74 yıldır yaptığı işi yapan insanın hafızasına kazınan bu kara görüntü, nihayet atölyemde yazıya dökülme şansını buldu.
İki sevgili ayrıldıktan sonra ayrılık acısı ağır bastı Çorlu Tayyare Meydanı’nda çalışan delikanlıya. Uçak kullanmayı da tam bilmese de, yarım-yamalak bilgileriyle çalıştığı yerden kaçırdığı-çaldığı tek pervaneli hafif uçak ile havalanarak Tekirdağ’ın merkez ilçesinin semalarına ulaştı. Son bir defa denizin üzerinden uçup, karşı adalara ölümcül bakış attıktan sonra uçağın yönünü Sandalcı Mahallesi’ne, sevgilisinin yaşadığı eve çevirdi.
Sevgili hasreti, terkedilmiş gururu, onurdan, sevgiden beslenmemiş; İNTİKAM, çağrısına dönüşmüştü. Uçağın hız ibresi son aşamaya gelmiş ve her şey bir anda olup bitmiş; Sandalcı Mahallesine düşen uçak ateş topuna dönmüştü.
O günün itfaiye teşkilatı, yetmezlik içinde bulunan şehrimizde, düşen uçaktan geriye hiçbir şey kurtulamamış; her şey kül olmuştu; çelik, demir ve uçağın acemi kaptanı Tekirdağlı delikanlı gibi…
Uçak şans eseri sevdiği kızın evine değil, içinde kimsenin bulunmadı komşu eve; Ayakkabıcı Osman Amcaların evlerine düştü. Olay yerine gelenlerden birisi de o gün; 8–10 yaşlarında olan Osman’dı. Uçağın içinden çıkartılan acemi kaptandan geriye çok şey kalmamıştı. Sevgi yerine intikam beslemiş, büyütmüş ve bedeninin tamamını uçağın alevlerine teslim etmişti. Simsiyah kafatasından başka bir şey çıkmamıştı küle dönüşmüş uçaktan.
Ayakkabıcı Osman Amca’nın çocuk zamanında tanıklık ettiği bu kara, ölümcül olay onda uçak korkusunu oluşturmuş. O gün, bugün Osman Amca uçaklardan korkuyor…
Bu öykünün üzerinden neredeyse bir yüzyıl geçmiş olsa bile ülkemizde sevme ve ayrılma üzerine yaşanan trajediler hiç azalmadı. Sevdiklerimizi yaşatmak yerine öldürmeyi, güya başkalarına yâr etmeme yolunu seçiyoruz; ölürken, aynı zamanda öldürüyoruz…
Ne hazin bir seçki, tercih ve son biçimi; hiçbir şekilde nezaket, vicdan, ahlak, saygınlık taşımıyor. Ne yeşerecek bir tohum, ne bir değerli anı kalıyor geriye; yaşatmak yerine öldürmeyi, sevgi yerine intikamı seçen insanlardan…
Sandalcı Mahallesi şimdi anılarda kaldı. Ortasından yol geçeli çok zaman oldu. Orada yaşayan balıkçılar çoktan bu dünyadan göç etti. Geriye kalan son insanlardan birisidir Ayakkabıcı Osman Amca; tüketmekten çok öte, üretmeye, çalışmaya, uysal, zarif ruhu ile yaşamaya ve yaşatmaya yazgılı bir USTA…
Hep eserlerden söz edilir ya; alın size bir eser; Ayakkabıcı Osman Amca; üretmenin bin bir eğlencesini yaşamış ve halen yaşamakta…
Bu şehir onunla ne kadar onur duysa o kadar azdır; tam da çocuklarımıza örnek göstereceğimiz bir eser; henüz vakit varken gidin ve görün bu değeri…