Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Kırlardan bahar kokuları şehrimizin içlerine kadar yayılıyor. Kırlar henüz şehrimize yakınlar. Kır koklarını duyabiliyoruz henüz…
Görünen o ki, yirmi otuz yıl sonra kırlar şehir merkezine çok uzak kalacak. Bitmeyen göçler, beton, çelik yükleriyle bağ ve bahçelere dikilen binalar, sadece şehir merkezini değil, bahar kokularını bile uzaklaştıracaklar.
Baharın sevinci sadece kırlardan gelen kokularda mı gizlidir? Hayır; baharın sevinci neredeyse bütün canlıların beklediği genetik yolculuğun da ateşidir. Üreme mevsimi, çoğalma, neslin, canlı yaşamın devamıdır bahar zamanı.
Dikkat ederseniz şehrin içindeki kuş gürültüleri azaldı. Neredeyse yok oldu. O gürültücü kuşlar neredeler dersiniz? Hepsi, yavru büyütmek için yuvalarında gün sayıyorlar; baharın tatlı düşleri, esintileri ve yağmurlarıyla iç içe, bahar şenliğine çoğalarak dönecek ve katılacaklar…
Tekirdağ’a bahar geliyor, baharla birlikte kiraz ve badem ağaçları çiçek açıyor, doğa yapması gereken her şeyi yapıyor. Kısacası yaşamın ve yaşatmanın bin bir hatırına, doğa milyarlarca yılda kurmuş olduğu dengeyi devam ettiriyor.
Doğa ana Tekirdağ’dan hiçbir şeyi esirgemiyor. Baharla birlikte her yer yeşilleniyor. Tarlalarımızda, bağ ve bahçelerimizde bereket de artıyor. Ya şehrin kaderini belirleyen insanların-amirlerin-memurların baharla birlikte şehir sevgileri, bilinçleri artıyor mu?
Ne hazindir ki, şehrimizin 40–50 yıllık geçmişinde dahi bağ ve bahçelerinde artış değil azamla oldu. Şehrimizin simgesi olan fabrikaların yerinde yeller esiyor. Artık, bahar kokuları ve sevinci bile uğrasa bulamaz o üretim tesislerini…
Şehrimizin, ileri; öncü kentler arasına girmesi için her şeyi varken, bir türlü yanı başında bulunan 15 Milyonluk İstanbul’dan, turizmden faydalanamaması, sanırım, KİMSECİKLERİ üzmüyor. Ne büyük pişkinliktir anlaşılır gibi değil…
Yılda birkaç kez yapılan kutlama görüntüleri sadece fotoğrafa girmek,”İşi yapıyoruz” görüntüleri vermekten öte gitmiyor.
Şehrin içi her ilkbahar kır kokularıyla şenleniyor. Tazeliği, yenilenmeyi, coşkuyu, mutluluğu hatırlatıyor şehir insanına ve burunlarından kıl aldırmayan şehir yöneticilerine.
Değişen bir şey olmuyor. Sadece park, bahçe, kaldırım, asfalt yol yaptım-la övünen Belediye Başkanları, şehrin yakın geleceğine büyük, çok büyük hedefler koyarak, baharın sevinci ve kokuları gibi hükmedemiyor, insanımızı heyecanlandıramıyorlar…
Laf aramızda dostlarım, günümüzden 25–30 yıl önce Tekirdağ merkezine baharın geldiğini sadece kır kokularıyla değil, sahil boylarında duran kiraz çiçekleriyle de anlardık. Peki, ne oldu yüzlerce kiraz ağacı?
Kesildiler, söküldüler ve yerlerine çınar ağacı dikildi. Bir akıl ki nereden beslenir belli değil. Şehrin sembolü, öz evladı olan kiraz, üzüm yok olurken, şehir merkezlerine, yol kenarlarına hiçbir şekilde uygun olmayan yüzlerce ağaç dikiliyor.
Bahar ne yapsın bahardan, neşeden, doğadan, ağaçtan, çiçekten dahi anlamayan şehir yöneticilerine…