Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Engel bırakmakta, engelleri görmemekte üzerimize yok. Büyük geniş, gösterişli, ferah caddelerimiz olması gerekirken, taşıtların otoparkı haline getirdik. Caddelerin hemen yanı başlarında uzanan kaldırımlar ise dünya çirkinlik yarışmalarına katılsa, bizimkileri birinciliği kimselere kaptırmaz…
Şehrimizde yaşayan engellilerin büyük çoğunluğunun şehir içine çıkmaktan korktuğunu, çıkanlarında canından bezdiğini biliyorum. Örneğin görme engelli insanlarımız; ne zaman dışarı çıksalar, onlar için kaldırımlar eziyete dönüşüyor. Nasıl mı? Görme engelliler için kaldırımlara döşenmiş özel parke taşlarının kimisi dökülmüş, bazıları kırılmış ve birçoğunun üzeri ise engelsiz insanların engelleriyle kapatılmış…
Engelli insanımıza yardımcı olacak bir tek yürüyüş yolları ve onlar için konmuş parke taşlarını bile koruyup, kollayamıyoruz. Niçin? Bir şeyi-hizmeti bir kez yaptıktan sonra bir daha kendi kendine tamir etmesini, onarılmasını mı bekliyoruz. Bu işin takipçisi olan kurumlar ve onların görevlileri nerede?
Şehrimizin kalbinde bulunan Muratlı Caddesi, yağmur yağınca burada yürüyecek bir yönetici, sorumlu görmek isterim; şehrin sorunlarını yakından görmesi, bilmesi adına! Var mı öyle bir sorumluluk sahibi yönetici?
Birkaç gün önce yağan yağmurda daha önce görmüş olduğum onlarca olayların aynısını gördüm ve yaşadım. Altı oyulmuş kaldırım parke taşlarına önümde giden bir kadın basınca, sinsi bir tuzağa dönüşmüş çamurlu sular olduğu gibi kadının üzerine sıçradı. Biraz daha yürüdükten sonra aynı şey benim başıma geldi. Bir başka caddenin kaldırımda genç bir çocuğun olduğu gibi üzerinin batmasına tanıklık ettim. Yine gösterişli caddelerimizin birinde yan tarafa biriken sulardan hızlı geçen bir araç, üç kişilik aileyi baştan sona çamurlu suyla yıkadı.
Bütün bunlar Tekirdağ’ın bütün caddelerinde olağan hale geldi. Bu kadar basit görünen onarımların devamlılığı, istikrarı ve sorumlularının olmaması isi apayrı bir kayıp, aynı zamanda şehir bilinci adına utanmazlık abidesi gibi bir şey…
Kısacası şehrimizin caddeleri, kaldırımları engelli insanımıza ayrı eziyet yaşattığı gibi, engelsiz görünen insanlarımızın payına da oldukça kötü sürprizler hazırlamaktan geri kalmıyor.
Çaresi yok mudur; bozulan engelliler için döşenmiş taşların yerine yenilerini döşemek için? Engelli insanlarımız adına oluşturulan yürüme yollarını kapatan esnafa uyarılar yapacak görevlimiz, bilincimiz, kanunlarımız yok mudur?
Sıkı denetimlerle işten bilen kaldırım tamir ekiplerini oluşturmak, onları takip etmek neden bu kadar zor ve uzak?
Oturuşmuş kurumlara bir işiniz düşünce izledikleri yolların sağlamlığı karşısında şaşırıyor insan. Diyelim ki böyle bir kurumun servisini arıyorsunuz. Karşınızda nazik bir ses; “ Buyurun size nasıl yardımcı olabilirim?” Evinize gelen onarım ekipleri, her an takip ve hesap sorulacak vaziyette her anları mesajla size iletiliyor. Yaptığı işin, karşılığını firmayı arayarak ilk önce size ne kadar masraf olacağını bildiriyorlar. İş yapılıyor, sağlamlığı kontrol ediliyor ve derhal firmaya bilgi veriliyor. Herkes memnun. Parayı ödeyen de, arızayı gideren de. Çünkü gelip de sadece kontrol etmesi karşılığında işi onlara vermeseniz bile gelme ücreti sabit…
Aklın yolu birdir. Hizmet sektöründe, hele kamusal alanlarda BELEDİYECİLİK hizmeti veriliyorsa; ciddiyet, takip, istikrar ve hesap verilebilirlik kaçınılmazdır…
Kurtarın şu kaldırımların pusu kurmuş, altı boş parke taşlarından insanımızı! Kurtarın caddelere biriken suların insanlarımıza çamur banyo yapma rezaletinden! Kurtarın engelli insanlarımızı, kaldırın önlerindeki engelleri; onlar da kararmış dünyalarından kurtulsunlar, caddelerin, park ve bahçelerin içine karışıp, sosyal hayatın sesleriyle, huzuruyla beslensinler…